Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Etme bulma dünyası

3 Mart 2016

Sevgili okuyucularım, son kararı nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne iktidar partisinden sert eleştiriler, yandaşlardan ise hakaret ve küfür yağıyor.
Süreci, asrın lideri olduğu bütün dünya tarafından kabul edilen Recep Tayyip büyüğümüz başlattı.
Bu karara saygı duymadığını, tanımayacağını ve uymayacağını söyledi.
Saygı duyup duymamak kendi tercihidir.
Ancak tanımamak ve uymamak gibi bir yetkisi asla yoktur.
Karar verilmiştir, geriye dönüşü yoktur.
Anayasada “Devletin başı” olarak tanımlanan, anayasaya uyacağı konusunda namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş bir şahsın bu sözleri söylemiş olması inanılır gibi değildir.
İster cumhurbaşkanı olsun ister kral…
İster başkan olsun ister diktatör…
Aşiret reisi, kabile reisi, ne olursa olsun…
O makama gelmiş bir kimsenin bu sözleri söylemesi hayret verici bir olaydır.

* * *

Anayasa Mahkemesi şimdi boy hedefleri oldu. İşlerine gelen kararlar verdiği sürece ondan iyisi yoktu.
Şimdi tu kaka ilan edildi!
Sadece Anayasa Mahkemesi değil, bu söylediklerim yargının geneli için geçerlidir.
Eğer savcılık ve mahkemeler iktidarın istemleri doğrultusunda davranıyorsa, muhteşem! O takdirde her türlü övgüyü hak ederler.
Ne zaman ki ortaya hoşlanmadıkları bir karar çıkar, o zaman vur abalıya…
Küfür yağdır, hakaret et, iftiralarla saldır.

* * *

Dün yandaş gazetelerin manşetlerini görünce yüzüm yine kızardı…
Sabah: “Dündar-Gül kararında skandal üstüne skandal. AYM'de iddianame bile okunmadı.”
Akşam: “İddianameye bile bakmamışlar. Bu nasıl iş!”
Yandaşların manşetleri genelde aynı el, aynı güç tarafından belirlenir! Bu da son örnek.
Star: “Sen kime kandın Zühtü? Zühtü Arslan kendini savunmaya çalıştı ama her sözüyle anayasa ile çelişti.”

* * *

Şimdi bu iktidarın akıl almaz çelişkilerine kısaca bakalım:
Önceki uygulamada (anayasa uyarınca) Anayasa Mahkemesi dokuz üyeden oluşurdu.
Bunlar ilgili maddeyi değiştirip üye sayısını 17'ye çıkardı.
Bugün mevcut üyelerin 10'unu kendi seçtikleri, Recep Tayyip büyüğümüzün “Kardeşi” olan eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül seçti.
Oraya yine kendileri tarafından seçilen ve şimdi hedef tahtasına oturttukları mahkeme başkanı Zühtü Arslan dahil.

* * *

Anayasa Mahkemesi'ne kişisel başvuru hakkını da yine bu iktidar getirdi.
Nedeni belliydi.
Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) açılan insan hakları ihlali davalarının sayısı binlere varmıştı. Rekor bizde idi, Türkiye'yi Rusya izliyordu.
AİHM çoğu davada tazminata hükmediyor, dünyaya rezil oluyorduk.
Bizim uyanıklar çaresini hemen buldu!
“Bireysel başvurular bundan sonra Anayasa Mahkemesi'ne yapılsın. AİHM'e gideceklerine oraya başvursunlar. Nasılsa üyelerini biz seçiyoruz, mahkeme bu başvuruların çoğunu reddeder. Hem tazminat ödemekten, hem de dünyaya rezil olmaktan kurtulmuş oluruz!”
Oyun tutmadı, belli davalarda ters tepti.
Bu düzenlemeleri getiren, Tayyipgiler iktidarının ta kendisidir…
Ama şimdi ağlaşanlar, Anayasa Mahkemesi'ni yaylım ateşine tutanlar, kendi seçtikleri başkan ve üyelere hakaret yağdıranlar, kararı tanımamaktan dem vuranlar da yine onlardır!

* * *

“Bu kararın anayasa ve yasalara aykırı olduğu açıktır.”
Bunu söyleyen ise Adalet Bakanı Bekir Bozdağ.
Nasıl olur, bir Adalet Bakanı bu sözleri nasıl söyler?

* * *

Evet!.. Beğensinler veya beğenmesinler, küfretsinler veya etmesinler, bu kararın değiştirilmesi artık mümkün değil.
Bunu kendileri bizden çok daha iyi biliyor.
Bu iktidarın taktiğini artık hepimiz ezberledik:
Ellerine fırsat geçtiğinde sert çıkıp toplumu kızıştırmak, bölmek.
Karşı tarafı böyle açıklamalar yaparak korkutmak ve sindirmek.
Peki gerçek amaçları ne?
Yargıyı baskı altına almak…
Ve belli davalara bakmakta olan savcılarla hakimlere gözdağı vermek…
“Bak haaa, biz anayasa baba yasa mahkemesi falan takmayız. Yargıtay, Danıştay, hepsi bize vız gelir. Seni de çiğ çiğ yeriz.”
Asıl hedeflerinde görülmekte olan bazı davalar ve bundan sonra görülecek olanlar var.

* * *

Sevgili okuyucularım, Türkiye'de hukuk çiğneniyor, yok edilmek isteniyor.
Bizim hakkımızda da açılmış nice davalar var ve nice haksızlıklara uğradık…
İsyan ettik ama hiç ağlaşmadık.
İktidarın amacı yargıyı siyasete alet etmek, yargının eğer mümkünse tümünü ele geçirip çökertmek.
Bu oyunu Anayasa Mahkemesi üzerinde de oynamaya yeltendiler.
Anayasayı değiştirip üye sayısını artırdılar, kendileri yeni üyeler seçtiler, bireysel başvuru hakkı getirdiler.
Ancak bekledikleri gibi olmadı.
Çok önem verdikleri bir konuda oyun ters tepti.
Şimdi yeni anayasa paketi getirecekler ya, ilgili maddeyi yeniden değiştirip Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapma hakkını geri alma niyetindeler.
Eğer güçleri yeterse!

* * *

Türkiye'de yargı ve adalet sistemi her zaman eleştirilmiştir. Bazı eleştiriler son derece haklıdır.
Ama Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde bir cumhurbaşkanı kararı tanımayacağını ve uygulamayacağını söylemeyi aklından bile geçirmemiştir.
Osmanlı döneminde de öyleydi.
Padişahlar, kadılar tarafından verilen kararları bozmaya, karşı çıkmaya ve aşağılamaya hiçbir zaman yeltenmezdi!
Ne ilginçtir, Osmanlı'nın bile gerisine düştük.

Yazarın Diğer Yazıları Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet