Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Kayseri pazarlığının parlak sonucu!

10 Mart 2016

Sevgili okuyucularım, Türkiye bunların döneminde ne yazık ki içler acısı bir ülkeye dönüştü.
Önceki gün Kilis'e Suriye tarafından, kelle kesen IŞİD bölgesinden roket atışları yapıldı ve iki yurttaşımız can verdi.
Bunun üzerine bizimkiler de karşı tarafa top atışı yapmışlar ama ortada bilinen ve görülen bir hedef yok!.. Aferin, çok iyi etmişler!
Suriye sınırımızda olanları iyi anlamak gerekiyor.
Esad'ı devirme hülyasıyla ortaya çıkan AKP hükümeti çuvalladı, her açıdan korkunç bir hezimete uğradı.
Esad devrilmediği gibi 960 kilometrelik Suriye sınırında yeni komşularımız ortaya çıktı!
IŞİD, PKK, PYD, Rusya, İslamcı örgütler, Esad yandaşları ve karşıtları…
Ülkemize atılan roketler, Reyhanlı ve Suruç bombaları, sınırımızı geçen binlerce terörist ve Türkiye'ye gelen milyonlarca sığınmacı.
Bunların yüz binlercesi çoluk çocuk. Ege sahillerine akın etti, buldukları çürük teknelerle Yunanistan'a doğru yola çıktı.
Binlercesi de denizde boğuldu.
Acı bilanço böyle…
Şimdi biz o sığınmacıları kamplarda besliyoruz.
Üstelik sayısı belli olmayan, ancak on binlerle ifade edilen sığınmacılar Türkiye'nin dört bir yanına dağıldı. Sefalet manzarası her yerde.
Bu acı tabloyu sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın da başına bela eden Tayyipgiller iktidarı ise pişkin, hesap vermek yerine olanları seyrediyor.

* * *

Şimdi sıra geldi AB'den para dilenmeye. Yakın zamana kadar “Biz bu sığınmacılar için 10 milyar dolar harcadık, artık yeter.
Bize yardım edin” diye ağlaşanlar, şimdi AB'den para koparma derdinde…
Ve o konuda bile küçük düştük.
AB bunlara üç milyar Euro önerdi ama şart koştu:
“Bu paranın denetimi sizde değil bizde olacak!”
Tam da eski kapitülasyonların benzeri bir uygulama…
Sadrazam Davutoğlu Ahmet Paşa bu amaçla Brüksel'e gitti, AB ülkeleriyle Kayseri pazarlığı yaptığını söyledi.
Üç milyar daha istiyormuş.

* * *

Hükümet tarafından beslenen yandaş medya ise pazarlık henüz devam ederken üfürmeye başladı:
“Büyük zafer kazandık, paralar geliyor vizeler kalkıyor!.. Avrupa Türkiye'nin önemini artık anlamış durumda!..”
Nah geliyor.

* * *

Vize pazarlığını da ağırlığımızı koyup kazanmışız! Önümüzdeki haziran ayından başlayarak bütün Avrupa ülkeleri Türkleri vizesiz kabul edecekmiş!
AB'nin ikinci büyük ve etkili ülkesi olan Fransa'nın cumhurbaşkanı konuştu:
“Vizelerin kalkması için 72 kriter gerekli. Aksi takdirde vizeler kalkmaz.”

* * *

Şimdi siz kendinizi herhangi bir Avrupa ülkesinin yerine koyun. Ülkenize Suriyeli sığınmacılar akın etmiş, korkunç sorunlarla yüz yüze kalmışsınız.
Ülkenizde zaten işsizlik var.
Vizeler kalktığı takdirde Türkiye'den de en az iki milyon kişi Avrupa'ya doğru yola çıkacak.
Oh ne güzel abicim, pasaportunu hazırla, bavulunu topla, biletini al, sonracığıma ver elini Avrupa!
Ondan sonra heriflerin başına yeni işler açılsın.
Elin adamları bunu yer mi?
Bizim sadrazam ise basına demeçler veriyor:
“Kayseri pazarlığı iyi oldu. Haziran itibarıyla vize sorunu bitecek!..”
Nah bitecek, görürüz bakalım.

* * *

Şimdi bakınız, AB açısından önemli olan vizeler falan değil… Vizenin nasıl olsa kalkmayacağını onlar da biliyor.
Ancak onların Türkiye ile ilgili temel bir sorunu var:
Fikir ve ifade özgürlüğünün sıfırlanmış olması.
Gazeteciler hapiste.
Muhalif televizyon kanalları ve gazeteler kapatılıyor.
Önüne gelen herkese cumhurbaşkanına hakaret davaları açılıyor.
Ülkemizdeki şu faşist uygulamalara onlar bizden çok daha fazla tepkili. Nitekim son AB toplantısı sonrasında açıklanan bildiriye bazı ülkeler bu hususları koydurdu.
Belki diyeceksiniz ki vize ile fikir ve ifade özgürlüğü arasında nasıl bir ilişki olabilir?
Ama var.
İtalya başbakanı bildiriye ekletti:
“Türkiye'de fikir ve ifade özgürlüğü oluşmadığı sürece anlaşmalar geçersiz kalacaktır. Biz onay vermeyiz.”
Macaristan başbakanı konuştu:
“Türkiye'in AB'ye sunduğu planı onaylarsam beni direğe assınlar.”

* * *

Adamlardan para koparmak ve vize kısıtlamalarını kaldırmak için ayaklarına gidiyorsunuz, karşınıza her seferde (ve haklı olarak) fikir ve ifade özgürlüğü kavramı çıkıyor.
İşte NATO genel sekreterinin basına yönelik baskılar konusundaki sözleri:
“Demokrasi, kişisel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü bizim için çok önemli değerlerdir. Bütün üyelerimizin bu değerlere uymasını bekleriz.”
Kibarca uyarıyor.
Şimdi belki AB'den bir miktar para tırtıklamayı beceririz.
Ancak vizeler kalkmaz.
Bundan sonra her isteğimize verilecek yanıt şimdiden belli oldu:
“Eyyy Türkiye, sen önce fikir ve ifade özgürlüğüne saygı göster, sonra gel karşımıza.”
Sadrazam paşamız Kayseri pazarlığı yapmış, Avrupa'yı kandırmış!
Aferin ona!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet