Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Ne işiniz vardı Suriye bataklığında?

29 Kasım 2016

Sevgili okuyucularım, Ortadoğu çok uzun yıllardan bu yana pis bir bataklıktır. Buraya adımını atan bir daha çıkamaz.
Ortadoğu aynı zamanda iğrençlikler bölgesidir.
Her yer ihanet, puştluk ve kalleşlik doludur.
Geçerli tek güç paradır.
Kimse kimsenin gözyaşına bakmaz, herkes birbirini arkadan vurur.
Biz bunu Osmanlı döneminde çok yaşadık. Anadolu'nun alın teri Ortadoğu'ya aktı gitti. Oradaki Arap tayfasını yaşatmak uğruna canımızı ve kanımızı harcadık.
İstanbul'dan her yıl Suudi Arabistan'a doğru sürre alayları yola çıkarılırdı. Deve kervanlarına yüklenen paha biçilmez hazineler binbir güçlükle gönderilir, yolda Araplar tarafından yağma edilmesin diye kervana yüzlerce muhafız eklenirdi.
Bugünkü Suudi Arabistan, Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan, Mısır ve İsrail toprakları bir zamanlar Osmanlı'ya aitti… Çöküş döneminde hepsi elimizden kaydı gitti.
İyi de oldu çünkü o topraklar hiçbir zaman bizim vatanımız olmamıştı.
Geçmişte kılıç zoruyla ele geçirdiğimiz yerlerdi.

*  *  *

Suriye ve Irak Ortadoğu bataklığının hep önde gelen iki ülkesi oldu. Sonuçta, günün birinde beğenelim veya beğenmeyelim, Suriye'de istikrarlı bir devlet kuruldu…
Başında cumhurbaşkanı Beşar Esad…
Bu ülke ile 911 kilometrelik ortak sınırımız var.
Beşar'la Tayyip Erdoğan yönetimi arasında su sızmazdı, öylesine yakındık. İlişkiler dostça ve kardeşçe sürdürülür, iki lider birbirine övgüler düzer, karılı kocalı sarılıp öpüşürdü.
İki tarafın ekonomik ve siyasal çıkarları olağanüstü idi. O kadar ki, iki ülke arasında vize bile kaldırılmıştı.

*  *  *

Günün birinde ABD yönetiminden AKP hükümetine bir talimat geldi:
“Biz Esad yönetimini devirmeye karar verdik. Türkiye olarak siz de süreçte rol sahibi olun, Suriye parçalanınca size de pay verelim. Hatta Irak'a da girip istediğiniz yerleri işgal edersiniz!..”
Bizim Tayyip hükümeti bu tatlı önerinin başını sonunu düşünme zahmetine katlanmadan, işin üzerine balıklama atladı.
Kraldan fazla kralcı olmuşlardı.
Sonrasında Ortadoğu'da (bilerek ve isteyerek) yeni bir düşman kazandık!.. Esad'ın Suriyesi… Esad'a sövmeye, posta koymaya başladılar. Esad'a karşı savaşan güruhlara sınırımızdan para, silah, mühimmat, gıda yardımı yaptılar.
İşin havasına öylesine girdiler ki, “Suriye zaten bizim eski toprağımızdı… İki hafta sonra cuma namazını Şam'da kılacağız” diye zırvalamaya başladılar.

*  *  *

Suriye'deki iç savaşın bilançosu Türkiye açısından korkunç oldu. Üç milyon kişi Türkiye'ye sığındı. Onlar için kamplar kurduk, bizim hükümet bu iş için bugüne kadar 25 milyar dolar para harcadığını açıkladı. (Yalansa günahı onların boynuna olsun!)
Bu paranın hiç değilse bir bölümünü geri alabilmek için AB'nin kapılarına gidip yalvardılar.

*  *  *

Bu süreçte aklınıza kim gelirse sınırımıza ve yakınlarına birikti.
Rusya, IŞİD, Suriye Ordusu, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), PYD (PKK) vesaire…
Her biriyle sınır komşusu olduk!
Yıllardır kan gövdeyi götürüyor, on binlerce masum sivil öldürüldü.
Suriye harabeye döndü. Bu saatten sonra iflah olmaz.
Adına ÖSO denilen Sünni örgütü besleyenler Katar ve Suudi Arabistan. Profesyonel teröristlerden oluşan mensuplarının tamamı bu iki ülkeden maaşa bağlanmış durumda.
Ancak ÖSO bizim dostumuz! O kadar ki, çatışmalarda ölen ÖSO teröristleri bizim Genelkurmay tarafından resmen “Şehit” ilan ediliyor! Ayıptır, günahtır.
Suriye'de kimin eli kimin cebinde, belli değil de, PKK dahil şu yeni sınır komşularımıza bakar mısınız!..

*  *  *

Bu durumu kendi elleriyle yaratan sadece ve sadece AKP hükümetidir. Bunu herkes çok iyi bilsin.
İşin daha da vahim bir boyutu var:
Şimdi Suriye'ye biz de askeri birliklerimizi sokmuş durumdayız. Tanklarımız girdi, orada karargahlar kurduk, jetlerimiz bombalıyor ve resmen savaşıyoruz.
Neredeyse her gün şehitler gelmeye başladı. Düne kadar 19 askerimiz şehit oldu.
Böylece zaten binleri bulan şehitlerimize yeni bir grup eklendi:
Suriye şehitleri.

*  *  *

Şimdi iki konunun üzerinde durup bazı basit sorular sorma zamanıdır:
– Biz bu Suriye belasına, bu Ortadoğu bataklığına durup dururken niçin bulaştık?.. Ve ne kazandık? Bundan sonra ne kazanacağız? Hükümet bu konuda hiçbir açıklama yapamıyor. Hükümet de bin pişman, o yüzden ağzını açamıyor.
– İkincisi, askerimiz Suriye'de savaşır ve şehit cenazeleri gelirken, Türk Milleti ses veriyor mu? Bu konuda toplumda herhangi bir duygu, coşkunluk, hatta ulusal destek var mı?
Hayır yok, olmaması da normal…Hükümetin yandaş medyasında bile yok!..
Çünkü Suriye bizim savaşımız, ulusal sorunumuz değil. İçerisine zoraki itildiğimiz bir kargaşa.

*  *  *

Hükümet dolduruşa geldi, işin iki adım sonunu düşünmeden bu Ortadoğu pisliğine balıklama daldı.
Şehitleri de bırakın bir yana, bu pislik için bugüne kadar en az 30 milyar dolar harcadık.
Harcamasına harcadık da, elimize ne geçti, ne kazandık! Bundan sonra ne kazanacağız!
Cumhurbaşkanı, başbakan veya hükümet, bu sorulara yanıt verecek bir babayiğit arıyoruz, bulamıyoruz.
AB dahil bütün dünyaya posta koyup tehdit edenler bu konuda nedense suspus olmuş durumda, vah yazık.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet