Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Sevmediği solcular

1 Aralık 2016

Epeydir duyuyorum:
“Castro ölünce Küba kapitalist olur!”
Şakayla karışık şu yanıtı veriyorum:
“-Küba Başkanı- Kardeşi Raul, Castro'dan daha sıkı solcudur; Castro, Ortodoks Parti'den milletvekili adayı iken; Raul, komünist partinin Sosyalist Gençlik birliğine üyeydi!”
Bugün. Castro ölünce “Küba kapitalist olur” diyenlerin-yazanların sayısı arttı.
25 yıl önce de bu lakırdı vardı…
50 yıl önce de bu lakırdı vardı…
Küba'nın kapitalist olması için Batı egemenleri her türlü metodu kullandı. ABD'nin ve itibarıyla CIA'nın neler yaptığını az-çok biliyorsunuz. Bilmedikleriniz de var!
Küba'nın “değişimi” için solcu bilinenlerin neler yaptığını bir kişi üzerinden anlatayım.
Bu örneği bilinçli seçtim kuşkusuz. İstedim ki, “yeni” CHP'nin hangi politikaları-politikacıları örnek aldığı; ve son 25 yılda nerelere savrulduğu görülsün!
Evet, olayın kahramanı Felipe Gonzalez!
İspanyol Sosyalist İşçi Partisi lideriydi.
Avrupa'nın efsanevi siyasetçisiydi! Peki bu imaj nasıl oluşturuldu?
Gonzalez, 1982-1996 yılları arasında 14 yıl başbakanlık yaptı.
İlk yıllarında hızlı anti-emperyalist'ti. Ülkesinin NATO üyeliğini askıya aldı. Fakat bu kararından sonra ne/neler olduysa birden çark etti. 1986'daki referandumda halkı “NATO'ya Evet” demeye çağırdı. Ardından İspanya'nın AB'ye girmesini sağladı. Çünkü…
Dünyada neoliberal/vahşi kapitalizm rüzgarları estiriliyordu; ve Avrupa'da bu dizginsiz iktisat politikalarını kabul eden ilk sosyalist lider Gonzalez oldu! Tüm değerler parayla alınıp satılır oldu.
Partisinin sol kanadı Gonzalez'i sağa sapmakla suçladı. Ülkeyi felç eden grevler yapıldı.
Ama Gonzalez geri adım atmak şöyle dursun, Irak'a yönelik emperyalist savaşı destekledi! Ve Batı medyasının desteğiyle “efsane solcu lider” oluverdi.
Gelelim meselenin Castro bölümüne…

Piyasacı ol!

Belki dikkat etmemişsinizdir:
2003 ilkbaharında Batı medyasında, “Castro, Gonzalez'i hedef aldı” gibi haberler çıkmaya başladı. Oysa…
Castro ile Gonzalez 1976 yılından beri arkadaştı. Küba'da birlikte balık avına çıkarlardı. (Fikir tartışmaları yapılan gezilere -Castro'nun en yakın arkadaşı- yazar Gabrial Garcia Marquez ile -ileri de NATO genel sekreteri olacak- Javier Solana gibi isimler de katılırdı. O dönem Gonzalez, Kübalı soprano Linda Mirabal ile tutkulu aşk yaşadı. Neyse.)
Castro, Gonzalez'in iktidara gelmesini destekledi. Kazanınca mutlu oldu. Fakat... İlk NATO konusunda fikir ayrılığı yaşadılar. Gonzalez, NATO konusunda Küba'da söylediklerinin tam tersini yaptı. Ardından…
Bitmez tükenmez yolsuzluklar; örtülü ödenek harcamaları ve özelleştirmelerle bir grup zenginin daha zenginleşmesi (ki “hortumcu” sözü ilk İspanya'da kullanıldı), ahlaki-insani değerlere çok önem veren Castro'yu rahatsız etti. Yine de arkadaş ilişkisini bozmadı.
Ne olduysa; Soğuk Savaşı bitiren Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla oldu. Dünya Küba'nın çökeceğini bekliyordu!..
Gonzalez gibi kimi “Küba dostları” Castro'nun kapitalizme dönmesi için baskı yapmaya başladı! “Açlıktan ölürsünüz” diyorlardı.
Gonzalez, devrimi altı ayda tasfiye edecek danışman göndermeyi önerdi. Castro, “İspanyol danışmanların” Mihail Gorbaçov'a da “yardım” ettiğini biliyordu! Yaptıkları telefon görüşmelerinde Gorbaçov'un, Gonzalez'den sürekli “sosyalist Felipe “ demesini tebessümle karşılıyordu. Çünkü bir süredir Gonzalez'in gerçek sosyalist olmadığını biliyordu.
Biliyordu ki; Gonzalez küresel dayatmaya boyun eğmişti; tıpkı Gorbaçov gibi.
Onlar istiyordu ki; Castro da kendilerine benzesin/ halkı ezen “piyasacı” olsun!..

Baykal-İsmail Cem

Castro, Gonzalez'in piyasacı akıllarından bunaldı. Simgesel sözünü tekrarladı hep:
“Biz bir hastaneyi özelleştiremeyiz!”
Castro, insanı çürüten küreselleşmeye direndi. 1990'lı yıllardaki ekonomik içerikli tavsiyelere uyanlar ise battı. (CHP bugün hâlâ; -halkçılığı unutarak- bu vahşi neoliberal politikaları savunmakta ısrarcı. AKP Hükümeti'ni, global sermayenin temsilcisi Bakan Mehmet Şimşek'in tavsiyelerine uymaya davet etti!  Şaka gibi…)
Sonuçta… Castro, emperyalistlerin Irak müdahalesine destek vermesi üzerine Gonzalez ile ilişkilerini kopardı. (“Biji Serok Obama”cı PKKseverler, Saddam'a destek verdiği için Castro'ya küfür etti! Emperyalizm penceresinden bakılınca demek böyle bulanık görülüyor meseleler!)
İşte… 2003 yılında Batı medyasında “diktatör Castro, Gonzalez'i hedef aldı” haberleri böyle çıktı. İşin özünde… Castro'nun dönekliği kabul etmemesine öfke duyuyorlardı.
Castro geri adım atmadığı gibi solcu görünen partileri hep eleştirdi. Örneğin…
Avrupalı sosyal demokrat partilerin (keza Baykal- İsmail Cem vs.) elinden düşürmediği Anthony Giddens'in “Üçüncü Yol” kitabına/düşüncesine eleştiriler getirdi:
“Üçüncü bir yol filan değil bu; dünyadaki döneklerin izlediği bir yol. Sosyal güvenlik devletine karşılar; emekçilere az kaynak ve işsizlere hiç yardım etmemeyi savunuyorlar… (Oysa) Olof Palme olağanüstü bir insan, iyi bir dosttu. Üçüncü Dünya sorunlarıyla ilgiliydi. Bugün olanların hiçbiri öyle değil…”
Castro, kibirli bulduğu Tony Blair gibi solcu görünen siyasetçileri hiç sevmedi.
Yani… Başa dönersek…
Küba kapitalist olur mu?
Bunun yerine şu neden sorulmuyor:
Neoliberalizmin çöktüğünü görmüyor musunuz?

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet