Reklamsız Sözcü
ZEYNEP GÜRCANLI

Ka­bi­ne­’ye be­bek mi gel­di?

29 Şubat 2016

ANKARA KULİSİ:
Ka­bi­ne'ye be­bek mi gel­di?

İs­tan­bul­lu­la­r'­a so­rar­sa­nız, “An­ka­ra sı­kı­cı­dı­r” der­ler; “Hep po­li­ti­ka, hep dün­ya me­se­le­le­ri ko­nu­şur­su­nuz. Ma­ga­zin yok, renk yok.”
Ama An­ka­ra'da, şa­şı­ra­cak­sı­nız, bu­gün­ler­de en çok ko­nu­şu­lan ne Su­ri­ye po­li­ti­ka­sı, ne baş­kan­lık sis­te­mi.
An­ka­ra'da ku­lak­tan ku­la­ğa “ka­bi­ne­ye ye­ni bir be­be­ğin gel­di­ği­” ko­nu­şu­lu­yor.
Ün­lü de­de­si­nin is­mi­nin ve­ril­di­ği söy­le­nen er­kek be­bek, An­ka­ra'nın açı­la­lı çok ol­ma­yan, en bü­yük ve ün­lü özel has­ta­ne­le­rin­den bi­rin­de, ba­sın duy­ma­sın di­ye alı­nan çok cid­di ted­bir­ler ara­sın­da yak­la­şık 10 gün ön­ce doğ­du.
Söy­len­ti­ler il­ginç…
Be­be­ğin an­ne­si­nin ya­ban­cı uy­ruk­lu ol­du­ğu…
Has­ta­ne­ye gi­rer­ken ta­nın­ma­sın di­ye ba­şı­nı ör­tüp öy­le gir­di­ği…
Has­ta­ne­nin bir ka­tı­nın ta­ma­men bu do­ğum için bo­şal­tıl­dı­ğı, böy­le­ce dı­şa­rı­ya bil­gi ya da fo­toğ­raf sız­ma­sı­nın en­gel­len­di­ği ko­nu­şu­lup du­ru­yor.
Bir be­be­ğin do­ğu­mu se­vin­di­ri­ci­dir. Bü­rok­rat da ol­sa, ba­kan da ol­sa; Baş­ba­kan da ol­sa, yar­dım­cı­sı da ol­sa…
Her­kes se­vi­nir bir be­be­ci­ğin dün­ya­ya gel­me­si­ne.
Pe­ki, bir be­be­ğin doğ­ma­sı gi­bi müj­de­li ha­ber ne­den pay­la­şıl­maz ki?
Her­hal­de var­dır bir ne­de­ni….

PYD-PKK bağ­lan­tı­sı ıs­ra­rı­nın ne­de­ni

“Su­ri­ye'de­ki PYD-YPG, Tür­ki­ye' de fa­ali­yet gös­te­ren te­rör ör­gü­tü PKK'­nın de­va­mı­dır…”
Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğa­n'­ın da, AKP hü­kü­me­ti­nin de son dö­nem­de Su­ri­ye ko­nu­sun­da en çok tek­rar et­tik­le­ri cüm­le bu.
Po­li­tik bir söy­lem ola­rak baş­la­yan bu ıs­rar, An­ka­ra'da 29 ki­şi­nin şe­hit ol­du­ğu te­rör sal­dı­rı­sı­nın ar­dın­dan AKP ta­ra­fın­dan “so­mut ey­lem­le­” de bağ­lan­tı­lan­dı.
Hem Baş­ba­kan Da­vu­toğ­lu, hem Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğan, sal­dı­rı­dan çok kı­sa sü­re son­ra, “so­rum­lu PYD-YPG'­di­r” açık­la­ma­sı­nı yap­tı­lar. Sal­dır­gan ola­rak da “Su­ri­ye uy­ruk­lu Sa­lih Nec­ca­r” adı­nı or­ta­ya at­tı­lar.
Ger­çek iki gün son­ra or­ta­ya çık­tı.
Sal­dır­gan te­rö­rist, AK­P'­nin açık­la­dı­ğı Su­ri­ye do­ğum­lu Sa­lih Nec­car de­ğil, Tür­ki­ye do­ğum­lu, PKK'­lı Ab­dül­ba­ki Sö­mer idi.
An­cak sal­dır­ga­nın, PKK te­rör ör­gü­tü men­su­bu ve Tür­ki­ye va­tan­da­şı ol­du­ğu­nun ke­sin­leş­me­si­ne rağ­men, hü­kü­met “Sal­dı­rı­dan PYD-YPG so­rum­lu­du­r” söy­le­mi­ne de­vam et­ti.
Pe­ki bu ıs­rar ne­den? Sal­dı­rı­yı PKK ya da Su­ri­ye'de doğ­muş PYD-YPG'­nin yap­mış ol­ma­sı ne de­ğiş­ti­rir?

35. MAD­DE DE­ĞİŞ­Tİ, TSK “YET­Kİ­Sİ­Z” KAL­DI

Is­ra­rın ne­de­ni­ni Gü­ney­do­ğu'da ha­len sür­mek­te olan te­rör ope­ras­yon­la­rın­da ara­mak ge­re­ki­yor.
Si­lo­pi'de, Su­r'­da, Nu­say­bi­n'­de yü­rü­tü­len ope­ras­yon­lar­da Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri un­sur­la­rı da kul­la­nı­lı­yor.
Oy­sa AKP hü­kü­me­ti­nin 2013'te “TSK Ka­nu­nu'n­da­ki dar­be ge­rek­çe­si­ni kal­dı­rı­yo­ru­z” pro­pa­gan­da­sı ile yap­tı­ğı ka­nun de­ği­şik­li­ği, as­ke­rin Gü­ney­do­ğu'da­ki ope­ras­yon­lar­da kul­la­nıl­ma­sı­nın önü­nü ka­pa­tı­yor.
Ha­tır­la­yın…
2013'te TSK'­nın gö­rev ala­nı­nı be­lir­le­yen en önem­li mad­de­ olan, TSK İç Hiz­met Ka­nu­nu'nun 35. mad­de­si de­ğiş­ti­ril­miş­ti.
Mad­de­nin de­ğiş­ti­ril­me­den ön­ce­ki ha­li şöy­ley­di:
“Si­lah­lı Kuv­vet­le­r'in va­zi­fe­si; Türk yur­du­nu ve Ana­ya­sa ile ta­yin edil­miş olan Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'ni kol­la­mak ve ko­ru­mak­tır.”
Ay­nı mad­de, de­ği­şik­lik­ten son­ra şu ha­le gel­di:
“Si­lah­lı kuv­vet­le­rin va­zi­fe­si; yurt­dı­şın­dan ge­le­cek teh­dit ve teh­li­ke­le­re kar­şı Türk va­ta­nı­nı sa­vun­mak, cay­dı­rı­cı­lık sağ­la­ya­cak şe­kil­de as­ke­ri gü­cün mu­ha­fa­za­sı­nı ve güç­len­di­ril­me­si­ni sağ­la­mak, TBMM ka­ra­rıy­la yurt­dı­şın­da ve­ri­len gö­rev­le­ri yap­mak ve ulus­la­ra­ra­sı ba­rı­şın sağ­lan­ma­sı­na yar­dım­cı ol­mak­tır.”
Ya­ni TSK'­nın yet­ki­si “yurt­dı­şın­dan ge­le­cek teh­dit ve teh­li­ke­le­r” ola­rak sı­nır­lan­dı­rıl­dı.
Emek­li Tuğ­ge­ne­ral Ali Er'­in de­yi­miy­le, “TS­K'­nın yur­ti­çin­de ope­ras­yon yap­ma yet­ki­si elin­den alın­dı­”. Emek­li Tuğ­ge­ne­ral Er'­e gö­re, TSK'­nın yur­ti­çin­de ope­ras­yon için İl İda­re­si Ka­nu­nu ile Va­li­le­r'­e kol­luk kuv­vet­le­ri­nin ye­ter­li ol­ma­dı­ğı hal­ler­de, TSK un­sur­la­rın­dan des­tek is­te­me yet­ki­si ve­ri­yor. An­cak Va­li'nin bu yet­ki­yi, ken­di ili sı­nır­la­rı için­de­ki as­ke­ri bir­lik­ler­den is­te­me­si ge­re­ki­yor. Ya­ni, me­se­la Su­r'­da­ki bir ope­ras­yon için, Bo­lu'da­ki ko­man­do tu­ga­yı­nı ça­ğır­mak, Di­yar­ba­kır Va­li­si'nin yet­ki­sin­de
bu­lun­mu­yor.
Oy­sa Gü­ney­do­ğu'da­ki ope­ras­yon­lar­da, Bo­lu'da­ki elit kuv­vet­le­ri geç­tim, SAS ko­man­do­la­rı bi­le kul­la­nı­lı­yor.

YPG-PKK BAĞ­LAN­TI­SI KA­NIT­LA­NIR­SA TSK YET­Kİ­Lİ OLA­CAK

As­ker­ler, bir yan­dan Gü­ney­do­ğu' da ope­ras­yon ya­par­ken, di­ğer yan­dan hü­kü­met­ten bu yet­ki kar­ma­şa­sı­nın dü­zel­til­me­si­ni ıs­rar­la is­ti­yor.
AKP ise “dar­be yap­ma ge­rek­çe­si­ni elin­den al­dı­m” di­ye övün­dü­ğü as­ke­re, o es­ki yet­ki­le­ri­ni ge­ri ver­mek is­te­mi­yor.
İş­te tam bu nok­ta­da da PYD-YPG im­da­da ye­ti­şi­yor.
PYD, yurt­dı­şın­da ku­rul­muş, ora­da fa­ali­yet gös­te­ren bir ör­güt.
Eğer PYD/YPG'­nin PKK ile bağ­lan­tı­sı “hu­kuk­sal ola­ra­k” ka­nıt­la­nır­sa, Tür­ki­ye'nin “PK­K'­nın ya­rat­tı­ğı iç teh­di­di­n” ya­nı sı­ra PYD-YPG'­nin ya­ra­tı­ğı dış teh­dit­le de kar­şı kar­şı­ya ol­du­ğu or­ta­ya çı­ka­cak.
Böy­le­ce de, her­han­gi bir ka­nun de­ği­şik­li­ği ya­pıl­ma­dan, TSK'­nın Gü­ney­do­ğu'da ope­ras­yon ya­pıp, PKK-YPG-PYD un­sur­la­rı­na kar­şı sa­vaş­ma­sın­da­ki yet­ki kar­ma­şa­sı or­ta­dan kal­dı­rıl­mış ola­cak.
Tür­ki­ye'nin Su­ri­ye'nin ku­zey­ba­tı­sın­da, Af­ri­n'­de­ki PYD mev­zi­le­ri­ni bom­ba­la­ma­sı­nı da;
An­ka­ra sal­dı­rı­sın­dan son­ra “Fa­il YPG-PYD'­di­r” ıs­ra­rı­nı da; sal­dır­ga­nın Su­ri­ye do­ğum­lu ol­ma­sı ko­nu­sun­da­ki ıs­rar­lı açık­la­ma­la­rı da bir de bu açı­dan oku­yun…

İŞ­TE AB­D'­NİN SU­Rİ­YE İÇİN B PLA­NI­:
Su­ri­ye 4 par­çaya bölünecek Tür­ki­ye ga­ran­tör ola­cak

Su­ri­ye'de Rus­ya ve ABD gi­ri­şi­miy­le ateş­kes baş­la­dı.
An­cak ya bu ateş­kes de so­nuç ver­mez­se?
ABD Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı John Kerry, bu so­ru­ya “B pla­nı­mız va­r” ya­nı­tı­nı ver­di.
Pe­ki ne ola­bi­lir bu “B pla­nı­”?
Kerr­y'­nin bah­set­ti­ği “B pla­nı­nı­n” ipuç­la­rı as­lın­da da­ha iki ay ön­ce, ara­lık ayın­da bir ma­ka­le ile or­ta­ya ko­nul­muş­tu.
“Rand Cor­po­ra­ti­on” ça­tı­sı al­tın­da ha­zır­la­nan ma­ka­le­de, üç is­min im­za­sı bu­lu­nu­yor:
Ja­mes Dob­bins, Jef­frey Mar­ti­ni ve Phi­lip Gor­don.
Üçün­cü isim ki­lit önem­de… Philip Gor­don, ge­çen yı­lın or­ta­la­rı­na ka­dar ABD Baş­ka­nı Ba­rack Oba­ma'nın ya­nın­da, Be­yaz Sa­ra­y'­da dış po­li­ti­ka ko­nu­sun­da­ki en et­ki­li isim­ler­den bi­riy­di. Tüm Or­ta­do­ğu, Tür­ki­ye, Rus­ya ile iliş­ki­ler ken­di­si­ne ema­net edil­miş­ti. Ni­san 2015'te Be­yaz Sa­ra­y'­dan ay­rı­lıp, Was­hing­to­n'­ın ün­lü think-tan­k'­la­rı için ça­lış­ma­ya baş­la­dı.
Hil­lary Clin­to­n'­ın Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı'n­da “Or­ta­do­ğu' dan So­rum­lu Ba­kan Yar­dım­cı­lı­ğı­” gö­re­vin­de de bu­lun­muş olan Gor­do­n'­ın, ABD Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı Kerry ile “ya­kın me­sa­i yap­tı­ğı­nı­” tah­min et­mek de güç de­ğil.
Do­la­yı­sıy­la Kerry “B pla­nı­” de­di­ği an­da, Gor­do­n'­ın im­za­sı­nı da ta­şı­yan, bir de ha­ri­ta öne­ren ma­ka­le­nin ak­la gel­me­si do­ğal.
“Su­ri­ye için bir ba­rış pla­nı­” baş­lı­ğı al­tın­da­ki ma­ka­le, “Ön­ce­lik, Su­ri­ye'de sa­va­şan ta­raf­la­rın ateş­kes ya­pıp, ge­niş bir si­ya­si çö­züm bul­ma­la­rı ve Su­ri­ye yö­ne­ti­mi­ni bu si­ya­si çö­züm çer­çe­ve­sin­de be­lir­le­me­le­ri­” sap­ta­ma­sıy­la baş­lı­yor.
Ya­ni, tam ola­rak şim­di ya­pıl­ma­ya ça­lı­şı­lan sis­tem “ilk ola­sı­lı­k” ola­rak ta­rif edi­li­yor.
Ama bu sis­te­min ça­lış­ma­ma­sı ha­lin­de, “i­kin­ci ola­sı­lı­ğa­”, ya­ni Kerr­y'­nin de­yi­miy­le, “B pla­nı­na ge­çil­me­li­” de­ni­li­yor. Ve bu “B pla­nı­nı­n” ay­rın­tı­la­rı sı­ra­la­nı­yor:

– Su­ri­ye dört par­ça­ya bö­lü­ne­cek… Esad re­ji­mi­nin kon­tro­lün­de­ki böl­ge, Kürt­le­rin kon­tro­lün­de­ki böl­ge, Sün­ni mu­ha­lif­le­rin kon­tro­lün­de­ki böl­ge ve son ola­rak da IŞİD kon­tro­lün­de­ki böl­ge…
– Su­ri­ye'de sı­nır­la­rı da be­lir­le­ne­cek bu dört böl­ge­nin üçü için il­gi­li ül­ke­ler “ga­ran­tö­r” ola­cak­lar. Esad re­jim böl­ge­si için Rus­ya ve İran; Sün­ni mu­ha­le­fet böl­ge­si için ku­zey kı­sım­da Tür­ki­ye-gü­ney­de Ür­dün, Kürt böl­ge­sin­de ise ABD ga­ran­tör ola­cak. Bu “ga­ran­tör­le­r”, eğer ge­rek­li gö­rür­ler­se, il­gi­li böl­ge­ye as­ker de ko­nuş­lan­dı­ra­bi­le­cek. Rus­ya za­ten re­jim böl­ge­sin­de as­ke­ri üs­le­ri ile bu­lu­nu­yor. Tür­ki­ye ku­zey sı­nı­rın­da­ki Sün­ni mu­ha­lif­le­rin kon­t- ro­lün­de­ki böl­ge­ye, Ür­dün ise yi­ne Sün­ni mu­ha­lif­le­rin gü­ney­de kon­tro­lün­de­ki alan­la­ra as­ker ko­nuş­lan­dı­ra­bi­le­cek. Kürt böl­ge­le­rin­de ise ABD as­ke­ri bu­lu­na­bi­le­cek.
– IŞİD kon­tro­lün­de­ki böl­ge­ye yö­ne­lik ulus­la­ra­ra­sı koa­lis­yo­nun sal­dı­rı­la­rı sü­re­cek. Sal­dı­rı­lar­da IŞİ­D'­den top­rak alın­dık­ça, ye­ni alı­nan top­rak­la­rın kon­tro­lü ulus­la­ra­ra­sı göz­lem­ci­le­re bı­ra­kı­la­cak.
– Su­ri­ye'nin et­nik ve di­ni de­mog­ra­fik ya­pı­sı göz önü­ne alı­na­rak, be­lir­le­nen böl­ge­ler ara­sın­da ba­zı “top­rak de­ği­şim­le­ri­” de ya­pı­la­bi­le­cek.
– Ar­dın­dan, sı­nır­la­rı ve ga­ran­tör­le­ri ke­sin ola­rak be­lir­le­ne­cek bu böl­ge­le­rin tem­sil­ci­le­ri bi­r a­ra­ya ge­le­rek, ya “fe­de­ra­l” ya da “kon­fe­de­ra­l” bir Su­ri­ye'yi oluş­tu­ra­cak­lar.
Ma­ka­le­de, Tür­ki­ye'nin “ABD ga­ran­tör­lü­ğün­de­ki bir Kürt böl­ge­si­ne­” na­sıl ik­na edi­le­ce­ği­nin de ipuç­la­rı ve­ri­li­yor.

An­ka­ra'ya da­ha ön­ce Ira­k'­ta kar­şı çık­tı­ğı Kürt böl­ge­siy­le bu­gün ne ka­dar iyi iliş­ki­ler için­de ol­duk­la­rı ha­tır­la­tı­lır, Su­ri­ye­li Kürt­ler­le de iler­de ay­nı iyi iliş­ki­le­ri ku­ra­bi­le­cek­le­ri söy­le­nir.
Ya­zı­da, “Bu plan uy­gu­la­na­bi­lir mi?” so­ru­su da so­ru­lu­yor ve ya­nıt­la­nı­yor.
Ya­nıt çok net…
“Su­ri­ye'de her ne olur­sa ol­sun, şu an­ki du­rum­dan iyi­di­r” ve “da­ha iyi bir fik­ri olan or­ta­ya çık­sın…”
Was­hing­ton yö­ne­ti­mi de, eğer ateş­kes iş­le­mez­se, bü­yük ih­ti­mal­le bu iki cüm­le­yi söy­le­yip, “B pla­nı­nı­” uy­gu­la­ma­ya ko­ya­cak.

Da­vu­toğ­lu'nun açık­la­ma­sı ve Oli­ver North va­ka­sı

Baş­ba­kan Ah­met Da­vu­toğ­lu ge­çen haf­ta her­ke­si şa­şır­tan bir açık­la­ma yap­tı.
El Ce­zi­re te­le­viz­yo­nu­na ver­di­ği rö­por­taj­da “E­ğer bu­gün re­jim ül­ke­nin tüm top­rak­la­rı­nı kon­trol ede­mi­yor­sa, Tür­ki­ye'nin ve di­ğer ba­zı dev­let­le­rin sa­ye­sin­de­di­r” de­di.
Bu­nun an­la­mı şu…
Tür­ki­ye, Su­ri­ye'de­ki Esad re­ji­mi­ne kar­şı sa­vaş­ma­la­rı için bir­ta­kım ör­güt­le­re, olu­şum­la­ra, ki­şi­le­re si­lah-mü­him­mat des­te­ği ver­di­ği­ni, en üst dü­zey­de, Baş­ba­ka­n'­ın ağ­zın­dan iti­raf et­miş ol­du.
Tıp­kı AB­D'­de­ki o ün­lü Iran­ga­te/con­tra skan­da­lı gi­bi…
1986'da or­ta­ya çı­kan skan­dal, AB­D'­nin Bey­ru­t'­ta İra­n'­a ya­kın ör­güt­ler ta­ra­fın­dan tu­tu­lan re­hi­ne­le­rin kur­ta­rıl­ma­sı için İra­n'­a si­lah sa­tı­şı­nı içe­ri­yor. O dö­nem­de ABD İra­n'­a am­bar­go uy­gu­la­dı­ğı için si­lah sa­tı­şı İs­ra­il üze­rin­den ya­pıl­mış­tı.
İra­n'­ın sa­tış so­nun­da ver­di­ği pa­ra ise Ame­ri­kan ha­zi­ne­si­ne gir­mek ye­ri­ne, Ni­ka­ra­gu­a'­da­ki San­di­nis­ta­la­ra kar­şı sa­va­şan kont­rge­ril­la­la­ra ak­ta­rıl­mış­tı. Kon­tra­la­r'­a pa­ra ak­tar­ma iş­le­mi ise Pa­na­ma Dik­ta­tö­rü No­ri­ega üze­rin­den ger­çek­leş­ti­ril­miş­ti.
İran­ga­te-con­tra'nın or­ta­ya çık­ma­sı ile Ame­ri­kan hü­kü­me­ti­nin, ya­sa­dı­şı si­lah sa­tı­şı ya­pıp, bu­nun pa­ra­sı­nı, yi­ne hu­kuk­suz ola­cak şe­kil­de, bir baş­ka ül­ke­de sa­va­şan grup­la­ra ak­tar­ma­sı ta­ri­he geç­miş­ti.
Ta­bi bu­nun hu­kuk­sal so­nuç­la­rı da ol­du.
AB­D'­de bir­bi­ri ar­dı­na mah­ke­me­ler açıl­dı.
İra­n'­a si­lah sa­tı­şı de­ğil de Kon­tra­la­r'­a pa­ra ak­ta­rıl­ma­sı suç ka­bul edil­di.
Dö­ne­min ABD Baş­ka­nı Ro­nald Rea­gan bi­le suç­lan­dı. An­cak Rea­gan, hu­kuk­sal kar­ma­şa ve boş­luk­lar­dan ya­rar­la­na­rak, yar­gı­lan­mak­tan kur­tul­du.
Si­ya­si­ler ken­di­le­ri­ni kur­ta­rır­ken, Iran­ga­te skan­da­lın­da “gü­nah ke­çi­si­” bir bü­rok­rat ol­muş­tu.
O dö­nem­de Be­yaz Sa­ray Ulu­sal Gü­ven­lik Kon­se­yi'n­de gö­rev ya­pan Yar­bay Oli­ver North, Iran­ga­te/con­tra skan­da­lı­nın “p­lan­la­yı­cı­sı ve uy­gu­la­yı­cı­sı­” ola­rak hü­küm giy­di, ha­pis yat­tı.
Da­vu­toğ­lu'nun Su­ri­ye ko­nu­sun­da yap­tı­ğı o açık­la­ma, iş­te ba­na tüm bun­la­rı ha­tır­lat­tı.
Za­man ge­çip, Su­ri­ye'de su­lar du­rul­du­ğun­da, el­bet­te ki­min ne­ye, ne ka­dar, na­sıl yar­dım et­ti­ği­nin ay­rın­tı­la­rı da or­ta­ya çı­ka­cak.
An­cak kor­ka­rım ki…
Tıp­kı AB­D'­de Iran­ga­te ola­yın­da ol­du­ğu gi­bi…
Su­ri­ye ola­yın­da da yi­ne si­ya­si­ler ya “kan­dı­rıl­dı­k” di­ye­cek ya da hu­kuk­sal muğ­lak­lık­lar için­de ken­di­le­ri­ne yol bu­lup, kur­tu­la­cak­lar.
Ama di­yet mut­la­ka öde­nir.
Aca­ba Tür­ki­ye'ye bir Su­ri­ye di­ye­ti çı­kar­sa, han­gi bü­rok­rat­lar öder?
Doğ­ru­su be­nim ba­zı fi­kir­le­rim var!

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet