Reklamsız Sözcü

Bu anayasa teklifi Meclis’ten geçmez

Dudu, “Her şeyi kökten değiştiren bir anayasa değişikliği, aslında yapılabilecek en sorumsuzca iştir” dedi ve ekledi: “Ben parlamentodan geçeceğine inanmıyorum. Sağduyu galip gelecek Son tahlilde milletin temsilcisi 550 milletvekili, doğruyu yapacaktır. Bundan hiç kuşkum yok...”
02:579 Ocak 2017
Bu anayasa teklifi Meclis’ten geçmez
Dudu, “Her şeyi kökten değiştiren bir anayasa değişikliği, aslında yapılabilecek en sorumsuzca iştir” dedi ve ekledi: “Ben parlamentodan geçeceğine inanmıyorum. Sağduyu galip gelecek Son tahlilde milletin temsilcisi 550 milletvekili, doğruyu yapacaktır. Bundan hiç kuşkum yok...”

Röportaj: Nil SOYSAL

TBMM Dış İlişkiler Komisyonu üyesi CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ile hem FETÖ'nün yurt dışı bağlantılarını, hem de parlamentonun öncelikli gündem maddesi olan anayasa değişikliği teklifinin yansımalarını konuştuk. Siyasetçi ve hukukçu gözüyle anayasa değişikliği teklifini SÖZCÜ'ye değerlendiren Dudu, çok çarpıcı tespitlerde bulundu. İşte o röportaj:

– FETÖ'nün yurt dışındaki gücü kesilmeden, Türkiye'ye yönelik tehdidin tam olarak sonlandırılamayacağını söylemiştiniz. FETÖ hangi ülkelerde güçlü?
Aslında bu olaya ciddi anlamda vakıf olmam; 15 Temmuz darbe girişimi sonrası parlamentoda oluşturulan heyetlerle başladı. HDP hariç üç partiden heyetler oluşturuldu ve bu heyetler ABD, Kanada, İngiltere, Bürüksel, Fransa ve Güney Afrika'ya gitti. Ben İngiltere'ye giden gruptaydım ama diğer ülkelere giden arkadaşlarımızın tespitleri de birbirine benziyor.

“AKP CİDDİYE ALINMIYOR”

FETÖ'nün yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden ve dış işlerinden çok daha etkin bir lobi faaliyeti içinde olduğunu gözlemliyoruz. Ancak Avrupa'nın ve dünyanın 15 Temmuz'a bakışı çok olumsuz. Böyle bir darbe girişimi olduğuna pek inanmak istemiyorlar. Bu yapılanmanın, bu örgütün kökeninin çok eski olduğunu, uzun yıllardır bu yapıyla mücadele ettiğimizi, 15 Temmuz'da Türkiye'de demokrasiye yönelik bir kalkışma olduğunu detaylarıyla anlattık. Şunu söyleyeyim ki; iktidar partisi ciddiye alınmıyor. Bizim değerlendirmelerimiz onlar için daha önemliydi. Oradaki endişe şuydu; gerek fiilen darbeye karışanlar, gerekse bu yapılanmaya, bu terör örgütüne dahil olanlarla mücadele edilecek ama bu nasıl yapılacak? Hukuk çerçevesinde kalınacak mı? Bizim de endişelerimiz vardı CHP olarak. Şimdi dönüp baktığımda, ne yazık ki Avrupa'nın, dünyanın, uluslararası toplumun bu endişelerinde haklı olduğunu görüyoruz.

– Son dönemde artan terör saldırılarında FETÖ'nün parmağı olabilir mi? IŞİD ve PKK maşa mı?
Ortadoğu ve Türkiye'deki tüm terör örgütleri, sonuçta birbirlerinin değil emperyalizmin maşaları… Dolayısıyla bunların birbirleriyle zaman zaman işbirliğine girmeleri de mümkün olabilir. Bu konuda özellikle son dönemde hiç şüphe yok. Yani birbirlerinin maşaları değiller ama patronları ortak diyebiliriz. Bugün Türkiye'nin başında çok ciddi bir terör belası var. Bu bela üç koldan geliyor. Birincisi; PKK, ikincisi FETÖ, üçüncüsü IŞİD'in de dahil olduğu, Suriye'nin kuzeyindeki oluşumlardan sözüm ona kendilerini İslamcı diye tanımlayan terör örgütleri. FETÖ hakkında cumhurbaşkanı; “FETÖ geçmişte bizi kandırdı. Paralel yapı devleti teslim aldı. Allah bizi affetsin, milletimiz bizi affetsin” diye itirafta bulunmuştu. PKK'yla ilgili de benzeri bir itirafta bulundu. “PKK bizi kandırdı, kentlere silah ve mühimmat depoladı, hendek kazdı” şeklindeki açıklama da devletin en üst düzey yetkililerinden geldi. Gelelim IŞİD'in başını çektiği El Nusra ve benzeri terör örgütlerinden gelen terör tehdidi, kentlerimizde patlayan bombalar, işte en son Reina'daki katliam… Bu ülkenin başında bir terör belası varsa ve bu üç yerden geliyorsa, üçünün de müsebbibi gerek kandırılarak, gerek yaptıkları hatalar sonucu -ki kendi ifadeleridir bunlar- bu hükümetin hatalarından kaynaklanıyorsa, şapkayı önlerine koyup düşünmeleri gerekir. Hiçbir demokratik ülkede böyle bir iktidarın iş başında kalması düşünülemez.

“MİLLET ONAY VERMEZ”

– Anayasa değişikliği teklifinin geri çekilme ihtimali var mı sizce?
Bir kere bu gerçekten bir rejim değişikliğidir. En önemlisi şudur; devletlerin rejimlerini o ülkelerin tarihleri belirler. Yani bir sabah kalkıp; bu ülkenin yönetim modeli şu olmalıdır, bu devletin hükümet sistemi, rejimi bu olmalıdır deyip, bunu değiştirmeye kalkamazsınız. Türkiye'de de parlamenter sistem, daha doğrusu Batılılaşma, demokratikleşme talebi 200 yıllık bir geçmişe sahiptir. Şu anda yapılmak istenen ise fiili durumu anayasal hale getirme çabasıdır. Yönetim modeli, rejimi, hükümet sistemi ne olursa olsun kuvvetler ayrılığı demokrasinin birinci koşuludur. Şu anda yapılmak istenen çok açık bir şekilde bunları tek elde toplamaktır. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Parlamentodan geçeceğine inanmıyorum. Sağduyu galip gelecektir. Son tahlilde, milletin temsilcisi 550 vekil, doğruyu yapacaktır diye düşünüyorum. Ama parlamentodan geçse bile bu 200 yıllık birikimi Türk Milleti kaldırıp çöpe atmayacaktır, asla onay vermeyecektir.

– Parlamentodan geçmezse ne olacak?
Bunun çeşitli siyasi sonuçları olabilir. En yüksek olasılıkla erken seçim olacaktır. Anayasa değişikliğine yeltenen iktidar, bunu parlamentodan geçiremiyorsa, gereğini yapmalıdır. 2017'de Türkiye erken seçime gidebilir. Ama her koşulda zaten gergin olan ortam daha da gerilecektir.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp