Reklamsız Sözcü

Sindirim sistemi kanserleri önlenebilir mi?

Tüm dünya ile birlikte Türkiye de obezite konusunda alarm veriyor. Uzmanlar özellikle çocuklarda obezitenin önüne geçilmesi konusunda acil önlemler alınması gerektiğini belirtiyor. 7. Uluslararası Gastrointestinal Kanserler (Sindirim Sistemi Kanserleri) Konferansı'nda sozcu.com.tr okuyucularına özel bilgiler veren Çocuk Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, çocuk beslenmesine dikkat çekti ve şekerli içecekler konusunda birçok ülkenin engelleyici politikalar geliştirdiğine değindi. İşte sindirim sistemi kanserleri ile ilgili tedavi ve korunmada önemli gelişmeler ve dünyada alınan önlemler...

Eser AKGÜL
android-time 12:27 27 Aralık 2017
Sindirim sistemi kanserleri önlenebilir mi?
Tüm dünya ile birlikte Türkiye de obezite konusunda alarm veriyor. Uzmanlar özellikle çocuklarda obezitenin önüne geçilmesi konusunda acil önlemler alınması gerektiğini belirtiyor. 7. Uluslararası Gastrointestinal Kanserler (Sindirim Sistemi Kanserleri) Konferansı'nda sozcu.com.tr okuyucularına özel bilgiler veren Çocuk Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, çocuk beslenmesine dikkat çekti ve şekerli içecekler konusunda birçok ülkenin engelleyici politikalar geliştirdiğine değindi. İşte sindirim sistemi kanserleri ile ilgili tedavi ve korunmada önemli gelişmeler ve dünyada alınan önlemler...

7. Uluslararası Gastrointestinal Kanserler (Sindirim Sistemi Kanserleri) Konferansı (7.IGICC), geçtiğimiz hafta İstanbul’da yapıldı. Konferansa, ulusal ve uluslararası düzeydeki uzmanlardan oluşan 95 Türk, 16 yabancı konuşmacı ve oturum başkanı görev yaptı.

En sık görülen kanser grubu olarak gastrointestinal kanserler (sindirim sistemi kanserleri), yemek borusu (ösefagus), mide, ince barsak, kalın barsak (kolon) ve rektum, anüs, karaciğer, safra yolları ve pankreas kanserlerini ve gastroenteropankreatik nöroendokrin ve gastrointestinal stromal tümörleri içeriyor. Konferans kapsamında yapılan toplantıda sindirim sistemi kanserleri ile ilgili tanı ve tedavideki gelişmeler ve bu kanserlere karşı alınabilecek önlemler sunuldu.

gastrointestinal-kanserler

Toplantıda bu kanserlerin akciğer ve meme kanserleri kadar çok bilinmediğini ancak en sık görülen kanser türleri arasında olduğunu belirten Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın, tedavide multidisipliner yaklaşımın önemine değindi. Yalçın’ın toplantıda vurguladığı diğer noktalar ise şunlar oldu:

TÜRKİYE KOLONOSKOPİ YAPTIRMAKTAN ÇEKİNİYOR

Kolon kanseri taramaları mevcut ve bu tarama sayesinde şu an Amerika’da hem kanserden ölümler hem yeni kanser vakaları oranı düştü. Ülkemizde özellikle kolonoskopi konusunda insanlar çekiniyorlar ve uzmana gitmiyorlar. O nedenle Türkiye’de özellikle ayda bir yapılacak olan dışkıda kan veya genetik testler bakılması gibi bir sistem uygulanabilir. Ama dışkı testi yapılması ve arkasından kolonoskopinin 5-10 yılda bir yapılması bu hastalığı polip aşamasında yakalayıp kanser olması önlenebiliyor. Olduğu zamanda eren tanı konabiliyor. Bu söylediklerimizin sigarayı bırakmak kadar önemi var. Mide kanseri konusu da öyle; ülkemizde hala bu kanserin yol açtığı ölümler azalmadı. Demek ki hala geleneksel beslenme yöntemimiz, tuz kullanma konusu, sigara ve alkol tüketimi konusuna daha çok odaklanmamış gerekiyor. Tüm bunlara baktığımız zaman belki ülkemizdeki geleneksel yemek pişirme ve saklama yöntemleri problem olmaya devam ediyor. Bunun gelişmişlik düzeyiyle alakası vardır belki ama örneğin Afrika ve Ortadoğu'da mide kanseri daha az problem oluyor. Bu tabi ilginç bir nokta. Beslenme, ekonomiyle ve ekonomik gelişmişlikle alakalı. Bizim de bu konuda belki daha kendimize özgü yöntemlerimiz olabilir.

Bunun dışında benim vurgulamaya çalıştığım başka bir tümör ise karaciğer kanserleri. Karaciğer kanserleri ise hepatit B'ye bağlıydı. Şimdi ise şişmanlık ve diyabet ön plana çıktı. Bu tür durumlara da yağlı karaciğerin üzerinde gelişen şişmanlık ekleniyor. Karaciğer yetmezliği zemininde de yine karaciğer kanserleri artıyor. Dünyada artıyor ve Türkiye de arkasından gidiyor. Ben hep bunu vurguluyorum; şişmanlık bir kilo ve görünüm sorunu değil, bir sağlık sorunu. Şişman insan da güzel görünebilir ama insanların sağlıkları için kilolarını kontrol etmeleri daha önemli.

HEM SİNSİ İLERLİYOR HEM DE TARAMA TESTİ YOK

Bir de ülkemizde pankreas kanseri çok artmaya başladı. Bu kanser çok sinsi seyrediyor. Üstelik panlreas kanserinde tarama testi de yok. O nedenle erken tanı için, insanların şikâyetleri olduğu zaman doktora erken gitmeleri çok önemli. Özellikle yeni şeker tanısı alanlar, kilo fazlalığı olanlar, alkol, sigara kullananlar dikkat etmeli. Bunlar pankeas kanserine yol açabiliyor.

Bir başka noktada tedavideki gelişmeler. Tedavide gerçekten önemli gelişmeler var. Tabi tek tek söyleyince devrim gibi olmuyor, mucize yok belki ama örneğin şimdi mide kolan kanserinde kullandığımız ilaç sayısı arttı. Pankreas kanserinde arttı ve yeni ilaçlar gelmeye devam ediyor. Yani 10 yıl önce kanser olanla, 10 yıl sonra kanser olanda iyileşme oranı yüzde 20 arttı. Aslında bu çok önemli bir şey, bunu burada vurgulamak istiyorum.

“KANSER KORKUSUNU YENİN”

Başka bir konuyu daha vurgulamak istiyorum; ülkemizde kanser korkusu çok fazla maalesef. Burada çok önemli bir sorunu ortaya koyuyor. Ailelerin ve hastaların baş etmesini engelliyor, sorunu gizlemelerine yol açıyor. Kanseri gizlemek yerine kanserin ne olduğu bilinirse, bu konuda doğru davranır. Rol modellerini sağlıklı seçmek gerekiyor. Kanserin birçoğunu yenemiyorsak da kanserle baş edebilmeyi, kanserle yaşamayı bilmek gerekiyor. Nasıl diyabetle yaşamayı biliyoruz, hipertansiyonla yaşamayı biliyoruz, böylece yaşam süresini uzatıyorsak bununla nasıl yaşayacağımızı da bilmemiz gerekiyor. Bunun için sorunları her boyutuyla ortaya dökmemiz lazım. Oysa bizde toplumsal fobi olduğum için bunların o yönleri hep gizli kalıyor. Biz hep o zaman Türkiye’de kendi kültürümüze, kendi gerçeklerimize uygun modeller üretmek yerine, başka ülkelerin bilgilerinden örnek alarak yararlanmaya çalışıyoruz. Onun yerine kendi sorunlarımıza kendimiz çözüm üretmemiz daha iyi olacağını düşünüyorum.

Ürdün’de bulunan Kral Hüseyin Kanser Merkezi’nde görev yapan Radyasyon Onkoloji Uzmanı Jamal Khader:

Bu çok önemli bir toplantı çünkü bütün kanserler, ilgili uzmanlar tarafından tartışılıyor ki bu çok büyük bir olanak. Türkiye ve Ürdün’ün, hem hastalıkların görülmesi hem de ekonomik gelişmişlik bakımından birbirine benzer yönleri var. Bu nedenle kanser ilaçlarına ulaşım konusunda yine benzer şekilde sorunlarımız veya olanaklarımız var. Bu kanserlerde son yıllarda çok büyük gelişme oldu; hem tedavisinde hem bunların daha iyi tanımlanmasında, moleküler testlerinin yapılmasında ve buna göre uygun tedavilerin seçilmesi konusunda farklılıklar oluştu. Bunun dışında sadece tıbbi tedavi de değil cerrahi ve radyoterapide de değişiklikler oldu. Türkiye'deki meslektaşlarımızı kutluyoruz aldıkları üst düzeydeki hizmetler, teknoloji ve hızla gelişen tıbbı ülke hastalarına en üst düzeyde sunabildikleri için.

Uluslararası Kanser Savaş Örgütü (UICC) Önceki Dönem Başkanı Çocuk Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tezer Kutluk:

“Yeni haber var mı?” diye soracak olursanız, sorun devam ediyor, şu an en yeni haber bu. Sorun büyümeye devam ediyor. Aynı hızla devam ederse dünyada 15 milyon civarında kanser vakası bekleniyor. Bu oran Türkiye’de 175 bin civarında. Ama bence herkesin konuşması gereken olay şu; 15 milyon kanserin yaklaşık 4-4.buçuk milyonu erken ölüm diye nitelendiriyor. Hemen bir şeyler yaptığımız taktirde kurtarabileceğimiz bir grup insan var. Herkesi kurtaramayız ama 8-9 milyonu yani neredeyse yarısını koruyabiliriz, erken tanı ve hepinizin bildiği klasik yöntemlerle tedavi edebiliriz.

Dünya iyice korunmaya ilgili donanımlarını arttırıyor. Türkiye Sağlık Bakanı dahil herkes korunmanın farkında. Hani obezite, fizikler aktivite, tütün kullanımına dikkat diyoruz ya, sindirim sistemi kanserlerinin de burada özel bir önemi var. Baktığımız zaman Türkiye de 2012 rakamı 7 bin civarında kalın bağırsak kanseri, 6 bin civarında mide kanseri var. Yani 13 bin civarında sadece mide ve bağırsak kanseri var. Diğer sindirim sistemi kanserlerini de eklersek 25-30 bin civarına ulaşırız yani neredeyse 175 bin rakamının içinde önemli bir kısmı sindirim sistemi kanserleri olarak ortaya çıkıyor. Sindirim sisteminin böyle bir ağırlığı var bütün içerisinde.

Dünyadaki politikaları şekillendiren, karar vericilere ulaşabilen gruplarla birlikte çalıştığım için bunu söylemek zorunda hissediyorum; kalın bağırsak kanserinde, mide kanserinde koruma ve tedavi işe yarıyor yine kalın bağırsak kanserinde de öyle. Tüm kanserler için bugün dünyanın geldiği rakam, doğru zamanda, doğru yerde, doğru hekime ve doğru merkeze ulaşabilenler için başarı şansı yüzde 72 diyoruz ya, şimdi bunların bir grubunda erken yakaladığınız zaman yardımcı olabiliyorsunuz.

2017’nin Mayıs ayında Dünya Sağlık Teşkilatı kanser rezolüsyonunu kabul etti. Bu şu demek oluyor; Dünya Sağlık Teşkilatı bu rezolüsyonu kabul edince, dünya ülkelerindeki hükümetler, bakanlıklar, uluslararası ajanslar, sivil toplum örgütleri, akademi,uzmanlar, basın hep beraber bu önceliğimiz haline geliyor. Şu anda dünyada bir kampanya başladı. Önümüzdeki birkaç yılda geleceğin yetişkinleri olan çocuklarda obeziteyle ilgili çok ciddi aksiyonlar göreceğiz.

sozcu.com.tr’ye özel bilgiler veren Prof. Dr. Tezer Kutluk şu bilgileri verdi:

ÇOCUKLARDA GÖRÜLME ORANI AZ

Sindirim sistemi kanserleri ile ilgili çocuklarda görülme oranlarında artış var mı? Varsa neye bağlayabiliriz bu durumu?
Çocuklarda sindirim sistemi kanserleri erişkinler kadar sık görülmüyor. Türkiye’de her yıl 4 bin civarında çocukta kanser görülüyor; bunların yaklaşık 3’te biri lösemiler, kalanı lenfoma ve beyin tümörleri. Ancak yılda 3 ya da 5 kalın bağırsak kanseri vakası görülür. Karaciğer kanserine de yılda 25 ya da 30 vaka kadar görülür. Düşük oranlar bunlar. Bunlarda beslenme çok önemli ve ağır da tedavileri var ancak çocuk kanserlerinde başarı şansı 85’lerde.

ŞEKERLİ İÇECEKLER DÜNYA GÜNDEMİNDE

Peki bu kanserler konusunda önleyici öneriler bakımından neler söylersiniz?
Obezite oranı tüm dünyada zengin, fakir demeden artıyor. Şöyle bir inanış var; fakir ülkelerde obezite olmaz. Halbuki kaliteli gıda bulamayınca, kalitesiz gıdalar alınır ve bunların kalori içeriği yüksektir. Kontrolsüz ve sağlıksız beslenme giderek artıyor. Yüksek kalorili, şekerli içecekler şu anda dünyanın gündeminde yer alıyor. Hazır gıdalar konusunda en çok bu konuşuluyor. Hatta bazı ülkeler bu ürünlerin tüketimini kontrol etmeye dair vergide artışa gitmeyi bile tartışıyor.

OBEZİTEYE KARŞI BÜTÜN BAKANLIKLAR MÜCADELE ETMELİ

Türkiye’de obezite ile ilgili nasıl önlemler alınıyor?
Sağlık bakanlığı 10 yıl kadar önce bir kontrol programı başlattı. Koruyucu sağlık anlamında tuzu kontrol edilmeye başlandı. Obezite gerçekten kontrolü çok yönlü olmalı; aileye, bireye ve devlete düşen sorumluluklar var. Türkiye gıda üretimi konusunda fırsatlar ülkesi ve daha iyi olabiliriz. Sadece Sağlık Bakanlığı’nın farkındalık artırıcı projeleri ile obeziteyi kontrol edemeyiz. Bunla ilgili fiyatlandırma politikaları, tarım ve hayvancılık politikaları da iyi olmalı. Bu dünyanın sorunu aslında sadece Türkiye’nin değil. Hem farkındalık artırılmalı hem de yanlış olanı sınırlayan ve doğru olanın önünü açan yasalarla yol alınmalı.

İLGİLİ HABERMide kanserinde kırmızı alarm belirtileriMide kanserinde kırmızı alarm belirtileri
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more