Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Bu Türk subayının feryadını duyun

5 Temmuz 2017

Sevgili okurlarım, sizlerden her gün çok sayıda mektup-faks-e posta mesajı alırım ve hepsini dikkatle okurum.
Bazılarını okuyunca içim kararır, gözlerim dolar ama bizler de bir yerde, onlarla aynı çaresizlik içindeyiz.
Bazılarını özellikle insancıl açıdan yazarım, belli kişilerden “Emin Çölaşan da FETÖ'cü olmuş” eleştirileri gelir.
Hak, hukuk ve adalet kavramlarının yok edildiği Türkiye'de o insanların hakkını aramak bile artık “Suç (!)” oldu.

*  *  *

Elime dün ulaşan bir mektubu okuyunca yine sarsıldım zira böylesine ilk kez tanık oluyordum.
Şimdi bu mektubu çok dikkatle yazmak zorundayım…
Çünkü bunu gönderen üst rütbeli subay her şeyi açık açık anlattıktan sonra aynen şu ifadeyi kullanmış:
“Lütfen kimliğim sizde saklı kalsın.”
Mektupta adını soyadını, görev yerini, telefon numaralarını, bundan önceki görev yerlerini falan anlatmış ama ben bunları gizli tutmak zorundayım.
Şimdi subayımızın feryadını, bir baba olarak nasıl güç durumda kalmış olduğunu anlatan mektuba geçiyorum… Ve kimliği ortaya çıkmasın diye belli bilgileri açıklamaktan kaçınıyorum.

*  *  *

“Sayın Çölaşan merhaba. Size yazıyorum ama neden bilmiyorum. Belki yıllardır yazılarınızdan takip ettiğim duyarlığınız bana bu cesareti vermiş olabilir. Belki de gelen her mektubu okuyor olduğunuzu bilmek. Sebebi ne olursa olsun bu talebim veya belki de yüzsüzlüğümden dolayı affınıza sığındığımı belirtmek isterim.
Kısaca hikayemi anlatıp, size bu mektubu yazma gerekçeme geçeceğim.”
Subayımız yurt dışında görevli. FETÖ soruşturmasında zanlı olarak Türkiye'ye çağrılıyor:
“Hemen geldim. Ancak beni ifadeye çağıran savcı izinde imiş. Yeni atandığım görevime başladım. (Birliğinin adını veriyor.) Savcı izinden dönünce ifadeye gittim ve sorgusuz sualsiz tutuklandım.
Tahmin edersiniz ki bu süreç moral açısından çok yıkıcı oldu. Terörle Güneydoğu'da yıllarca göğüs göğüse mücadele etmiş biri olarak silahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlanmak gerçekten acı verici.
Bu dönemde saçlarım beyazlandı ve birden ihtiyarladım.

*  *  *

Tabii ki acıyı çeken yalnız ben değildim. Ailem de benimle birlikte, belki benden daha fazla bu haksız iddialardan ve suçlamalardan dolayı harap oldu.
Netice olarak şimdi serbest bırakıldım ve yeni görevimdeyim.
Bu olay bizi moral olarak yıkıma uğrattığı gibi, maddi olarak da sarstı.
(Yurt dışı göreve iki yıllığına atanıyor, acele emir gelince her şeyini eşyaları dahil yok pahasına satmak zorunda kalıyor ve Türkiye'de yeni bir ev kiralıyor.)

*  *  *

Şimdi yavaş yavaş işin son perdesine geliyoruz, dikkatle okuyun lütfen…
“Çocuğum bu olayda en çok etkilenenlerden biri oldu. Yaklaşık bir buçuk ay okuldan uzak kaldı ve TEOG'un ilk sınavına giremedi…
Ben cezaevinde iken eşim, çocuğumu …..kolejine yazdırmıştı.
Bunca düzensizliğe rağmen orada yarım dönemi başarıyla bitirdi ve 8. sınıfı tamamladı.
Önümüzdeki dönem kayıtları da geçtiğimiz günlerde tamamlandı.
Ben kayıt yaptıracak parayı temin ettim ama şimdi tükendim.
Şu anda halâ iddianame hazırlanıp mahkeme açılmadı. Ben ve benim gibi FETÖ ile ilgisi olmayan birçok arkadaşım henüz tam olarak aklanmadık.
Bize göre oldukça yüklü bir avukat masrafı sırtımıza bindiği gibi, henüz aklanmadığımız için, yaşadığımız kayıplar konusunda tazminat davası açamıyoruz.

*  *  *

Üst rütbeli Türk subayının göz yaşartan mektubunun son bölümü şöyle:
“Sizden talebim nedir? Bir çeşit geri ödemeli BURS. Çocuğumun bu seneki okul masraflarında bana yardımcı olmanız.
Önümde ödemem gereken 10×2.268 lira tutarında taksitler var ama ben gerçekten de bunu maddi olarak şu anda karşılayacak durumda değilim.
Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz?
Ben ilk taksiti ödeyebildim. İkinci taksit temmuz ayında ödenecek.
En azından ikinci taksit için desteğiniz olur mu?
Elbette ilerleyen dönemde size bunu geri iade etmeyi taahhüt ediyorum.

*  *  *

Yardım etme arzunuz ve isteğiniz olursa, bu parayı asla kendi hesabıma da istemiyorum.
Çocuğumun adı……
…..kolejinin bize bildirdiği hesaba bunu bizzat yatırabilirsiniz. Hesap numarası ve ödenmesi gereken meblağı okul yönetiminden kolaylıkla doğrulatabilirsiniz.
Umarım size yazdığım bu mektubu okur ve değerlendirmeye layık bulursunuz. Her durumda size teşekkür ederim.
Sonuçta, benim için, yazmaya cesaret edebildiğim bir umutsunuz. Saygılarımla.
(Mektubun sonunda isim, rütbe, görev yaptığı yerin adı, cep ve işyeri telefonları…Ve son cümle:)
Lütfen kimliğim sizde saklı kalsın.”

*  *  *

Sevgili okurlarım, burada bir şeyi itiraf etmek zorundayım. Bir Türk subayının böyle acı ve haklı feryadına ve çocuğu için eğitim yardımı istemesine ilk kez tanık oldum…
Ve yine itiraf edeyim, bu konuda ne yapmam gerektiğine uzun süre karar veremedim.
Kendisini aramaya elim varmadı.
Acaba bu konuya el atıp o çocuğun okul taksitlerini ödeyecek varlıklı, ancak güvenilir büyük işadamlarımız var mıdır?
Ya da örneğin Türk Eğitim Vakfı gibi kuruluşlar bir şey yapabilir mi?
Yapmalarını dilerim, ancak konu çok acele.
Ciddi bir istek gelirse bütün ek bilgileri onlara vermeye hazırım.
Bu subayımızın, bir babanın çocuğunu okutabilmek için çektiği çile ve yardım istemek zorunda kalması, aslında Türkiye'nin ne durumlara düşürüldüğünün göstergesi.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more