Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Konuşunuz Bay Abdullah Gül (2)

12 Temmuz 2017

Sevgili okurlarım, dünkü yazımda 1995 yılında Meclis'te görüşülmekte olan AB konusuyla ilgili tutanaklardan bazı örnekler vermiştim.
Daha doğrusu, kürsüde o günlerde Refah Partisi milletvekili olan Bay Abdullah Gül konuşuyordu. Dönemin iktidarını sert bir biçimde eleştiriyor, “Bizi AB'ye hiçbir zaman almayacaklar” diyordu.
Doğru söylüyordu.
Üstelik hükümeti uyarırken şöyle diyordu:
“Eğer bu zihniyette olursanız, sizi o zenginler köşkündeki bir kulübeye böyle koyarlar işte.”

* * *

O günlerde bir muhalefet milletvekili olarak eleştiri yapmak ve ahkâm kesmek kolaydı.
Aradan bir süre geçti, AKP 2002 yılında iktidar oldu…
Ve sonrasında Bay Abdullah Gül önce Başbakan, sonra Dışişleri Bakanı en sonunda Cumhurbaşkanı oldu.
AB konusunda Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmaları artık unutmuştu.
AB'ye “Bizi alın” diye yalvarıp yakaranların en başında yer almayı başardı!

* * *

Bu iktidar AB konusunda Türk Milleti'ni yıllarca uyuttu…
“Müzakereler devam ediyor. Hele iş bitsin vizeler kalkacak, benim vatandaşım pasaportunu alıp istediği Avrupa ülkesine gidecek, iş bulup çalışacak!”
Tamamı palavra idi…
Şimdi yine dönelim bu büyük devlet adamının 1995 yılında Meclis'teki sözlerine. Yine özetliyorum:
“Gazetelere bakarsanız, medyaya bakarsanız (AB'ye girince) zenginlik gelecek, mallar girecek, bir pembe tablo! Tabii ki bu işten en çok çıkarı olan medya olacak. Reklam harcamaları çok artacak. Onlar bunu alkışlayacak, halkın beynini yıkayacak. Ama ne olacak, siz bu malları borçla alacaksınız. Avrupalılar size malı gönderecek, arkasından da borç verecek…
Anlaşmalar tamamlanırsa yabancı sermaye gelecek diyorlar. Doğrudur, gelecek ama yatırım yapmak için gelmeyecek. Rekabet karşısında sarsılan Türk sanayisini satın almak için gelecek.
Birçok sanayi, özellikle küçük ve orta ölçekli sanayi Türkiye'de batacaktır.”

* * *

O günlerde doğruları söylüyor ve konuşmasını sürdürüyor:
“Hepimiz Türkiye'de işsizlikten bahsetmiyor muyuz? Hepimizin odasına gelen insanlar bana iş, iş diye gelmiyor mu? Yarın göreceksiniz, batan sanayi karşısında odamıza iş diye gelenlerin sayısı on misline çıkacaktır. Üzülerek söylüyorum ama bunlar gerçektir.”
Evet, muhalefette iken hep gerçeklerden söz ediyor ve devam ediyor:
“Ne üzücüdür ki, dün Brüksel'den dönen heyet burada sözüm ona göstermelik, neşeli şeylerle karşılandı. (Refah Partisi sıralarından ‘Davul zurnayla' sesleri.)
“Ben kendi adıma utandım bundan. Davul zurnayla karşılandı.”

* * *

Brüksel dönüşü davul zurnayla yapılan karşılama törenlerinden utandığını söylüyordu.
Başbakanı Recep Tayyip Bey'le birlikte 2004 yılında bir Brüksel turu daha yaptılar ve sözde müzakere tarihi almayı başardılar. Beyefendi o sırada Dışişleri Bakanı idi.
Heyet Ankara'ya döndüğünde Kızılay'da büyük törenlerle karşılandı. Balonlar uçuruldu, davul zurna çalındı, güpegündüz havai fişekler atıldı.
Başbakan Recep Tayyip, Kızılay'da kurulan kürsüde haykırıyordu:
“Hamdolsun müzakere tarihini almayı başardık…”
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise daha önceki yıllarda söylediklerini unutmuş, Kızılay'daki kürsüden bağırıyordu:
“Hepimiz bu Avrupa Birliği davasının sonsuz savunucuları olduk. Türkiye artık çok farklı olacak. Hükümetimize güvenin!”
Bu palavralardan sonra, şimdi geldik 2017 yılına… Ve bizler, dış dünyada böylesine küçük düşürülen hükümetimize güvenmeyi sürdürüyoruz!

* * *

Sevgili okurlarım, şimdi yine dönelim 1995 yılındaki Meclis görüşmelerine ve Bay Abdullah Gül'e bir kez daha kulak verelim…
Ve nasıl edebiyat yaptığını görelim:
“Bizim atalarımız bir gün Avrupa'ya nasıl gitmişlerdi, Osmanlı Avrupa'ya nasıl gitmişti? Avrupa'ya siz böyle gittiniz ama bizim atalarımız nasıl gitmişti, ben bunu karşılaştırarak doğrusu çok üzüldüm…”
Bunların ülke yönetimindeki, devlet yönetimindeki ciddiyetsizliğini görüyorsunuz.

* * *

Muhalefette iken AB bunlar için tu kaka idi.
Ne zaman ki iktidar oldular, 180 derece kıvırıp AB'nin peşine düştüler, övgüler düzdüler, yalvarıp yakardılar…
Ama ne acıdır ki Hollanda Türk bakanı sınırdan çevirdi, Avusturya Türk bakanı ülkesine kabul etmeyeceğini açıkladı, Almanya bizim cumhurbaşkanına ülkesinde konuşma izni vermedi.
Ve şimdi nasihat alınca akılları başlarına geldi, AB'ye posta koymaya başladılar ama çok geç oldu.
Bay Recep Tayyip Erdoğan ve Bay Abdullah Gül, bu yanlışlarının ve çelişkilerinin hesabını hiçbir zaman veremediler, bundan sonra vermeleri de mümkün olmayacak.
Karakolda doğru söylediler mahkemede şaştılar.
Ülkemizi dünyaya rezil ettiler, şimdi ağızlarını bıçak açmıyor.
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye!

6662’ye SOZCU yaz gönder, reklamsız sözcü plus’a anında abone ol. (Türkiye'den)

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more