Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Suriye gerçekleri

23 Kasım 2017

Sevgili okurlarım yıllardan beri Suriye ve Esad'la yatıyoruz, onlarla kalkıyoruz! Açık söylemek gerekirse Suriye olayı hem o ülkeyi mahvetti, hem de bizi yönetenlerin inanılmaz hataları sonucunda, Türkiye olarak bizi…
Aramızda 911 kilometrelik bir sınır vardı ve o sınırda tek komşumuz Suriye devleti idi.
Beşar Esad bize terör ihraç etmiyordu. Aramızda herhangi bir sorun yoktu.
O kadar ki, iki ülke de vizeleri kaldırmıştı.
Tayyip Erdoğan bile sınır bölgesi illerimizde düzenlediği mitinglerde bu konuyu özellikle vurguluyor, kendisini alkışlayan ahaliye ‘Fena mı yaptık vizeleri kaldırmakla, mutlu değil misiniz' diye soruyor ve büyük tezahürat eşliğinde hep aynı yanıtı alıyordu:
“Çok iyi yaptınız, biz çok mutluyuz!”

* * *

Gün geldi, ABD'nin talimatı uyarınca Suriye'yi düşman ilan ettik.
Durup dururken aldığımız bu kararı hiç kimse anlamadı. İktidar derseniz, hiçbir şeyin farkında değildi. İşin nereye varacağını bilen ve düşünen yoktu.
Sonunda olan oldu!..
Suriye'de Türkiye ve ABD destekli iç savaş başladı, on binlerce insan can verdi.
Askerimizi Suriye'ye soktuk, şehitler verdik.
Bizimkiler bir zamanlar bağırıyordu:
“Suriye bizim (Osmanlı dönemindeki) eski vilayetimizdir. Çok yakında Şam'da Emevi Camisi'nde cuma namazı kılacağız!”

* * *

Çok kan aktı ama bizimkilerin hayal alemi kısa sürede çöktü.
Ülkesini koruyan Esad rejimi direndi. Onu yenilgiye uğratmak mümkün olmadı.
Üstelik Esad'ın elinden alınıp işgal edilen yeni sınırımızda yeni komşularımız oluştu.
En başta, o bölgede PYD adını kullanan PKK!..
Sonra IŞİD dahil bir sürü İslamcı, profesyonel terör örgütleri…
Suriye harabeye döndü. İç savaşta kentler yıkıldı, milyonlarca insan ülkeden kaçtı.

* * *

Bu rezalette bizim payımıza düşen ise 3.5 milyonluk sığınmacı kitlesi oldu. Bunlar Türkiye'ye geldiler, kendileri için kurulan kamplara yerleştirildiler.
Büyük bir bölümü ise 81 ilimize dağıldı.
İçlerinde varlıklı ve eğitimli olanlar çok az sayıda idi.
Bir bölümü hırsızlardan, dolandırıcılardan, ajanlardan, çoğu ise fakir fukaradan oluşuyordu. Şimdi Türkiye'de çadırlarda, sefil bir hayat yaşıyor, dilencilik yapıyor, bazıları suç işlemeye devam ediyor.
Durup dururken aldık başımıza belayı…
Atsan atamazsın satsan satamazsın!

* * *

Kamplarda yaşayan Suriyelileri günde üç öğün tam pansiyon beslemeyi yıllardır sürdürüyoruz. Eğitim, sağlık giderlerinin tamamı devletten!
Gün geldi paralar bitti, Tayyip Bey yurt dışına, özellikle Birleşmiş Milletler ve AB'ye defalarca seslenmek zorunda kaldı:
“Arkadaş biz bunları sonsuza kadar beslemek zorunda değiliz, bize para gönderin!..”
Kimse umursamadı.
Unutmayın, bu iktidarın kaprisleri nedeniyle onlar için harcanan paraların tamamı bizim cebimizden çıkıyor.
Vergi artışı ve yeni zamlar olarak Türk vatandaşlarına dönüyor.

* * *

AKP iktidarı Suriye konusunda tarihin en büyük yanılgılarından birine düştü.
Zannettiler ki Suriye'ye saldırdıkça Esad rejimi teslim bayrağını çekecek ve sonunda pes edecektir…
Kentleri harabeye dönmüş, iç savaşta en az 140 bin kişi ölmüş, ekonomi çökmüştü.
Ama gelin görün ki Esad halen görevinin başında.
Görevinin başında olması bir yana, Suriye konusuyla yakından ilgilenen ABD ve Rusya birkaç gün önce açıklama yapıp “Suriye'nin toprak bütünlüğünden yanayız” dediler.
İran aynı şeyi en başından beri söylüyor.
Bu demektir ki, bizimkilerin
Şam'da namaz kılma olasılığı sıfırlanmıştır!

* * *

Türkiye, Rusya ve İran tarafından düzenlenen çok önemli üçlü toplantı dün Soçi'de başladı.
Suriye'nin geleceği konusunda karar alınacak…
Ve yine “Toprak bütünlüğü” vurgulanacak.
Rusya ve İran baştan beri aynı şeyi vurguluyordu da, acaba Türkiye ne diyecek, alınan bu kararı içine nasıl sindirecek?
Karşı mı çıkacak?..
“Siz kusura bakmayın, biz Esad'ı devirmeye ve orada Sünni İslamcı bir rejim kurmakta kararlıyız” gibi laflar mı edecek!
Edemez!

* * *

Suriye olayına baktığımız zaman gördüğümüz tablo, bizim açımızdan ne yazık ki çok acıdır.
Bu tabloyu yaratanlar iki kişidir.
İlki, şimdi cumhurbaşkanlığına yükselmiş olan Recep Tayyip Erdoğan…
İkincisi ise bir dönemin Dışişleri Bakanı, sonra Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu… O şimdi sıradan bir AKP milletvekili.
Sütre gerisine çekildi, yarattığı bu acı tablo karşısında sesi soluğu hiç çıkmıyor.
Bakarsınız günün birinde konuşur, eteğindeki taşları döker!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp