Reklamsız Sözcü
MESUT PARLAK

Hayırlı olsun

10 Ekim 2017

Bu haftaki yazım Türkiye'de Kamu ve Vakıf Üniversiteleri'ndeki eğitim ve sorunları olacaktı… Tam konuya başlayacaktım ki, televizyondan kulağı tırmalayan bir sesle konuyu değiştirmeye karar verdim…

EK VERGİLER!!! Bu vergilerle zaten sıkıntıda olan halk daha da sıkıntıya girecek. Devletin var olan harcamaları üstüne 3,5 milyon Suriyeli için harcanan milyarlar, 3'üncü Köprü ve Osman Gazi Köprüleri’nin garantileri için ödenen milyarlar, Güney Doğu ve Suriye’deki TSK giderleri de eklenince “ek gelir” kaçınılmaz oldu.

Artık Devlet ve yurttaşlar olarak tasarruf etme zamanı gelmiş ve geçiyordu. Bu yalnızca halka yüklenemezdi. Ne yapılabilir diye düşünürken “Google amca”'nın da yardımıyla başladım gezinmeye… Gezindikçe edindiğim fikirleri de bana ayrılan bu köşeden bizi yönetenler ve halkımızla paylaşmak istedim.

Malum Türkiye ekonomisi giderek daralmakta. Bizi yönetenler bunu görmezden gelseler de bu gerçek, ayan beyan ortada. Benim merakım, bu daralmalar Sayın Cumhurbaşkanı’na nasıl yansıtılıyor? Keşke bilgi sunan danışmanlar çarşı pazara inseler de insanlarla konuşup neyin ne olduğunu ortaya koysalar. Halkımız dertli, herkes sıkıntıda… Zaten verilen istatistiklere göre de durum ortada…

ÖNCE SİZ ÖRNEK OLMASINIZ…

Geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanı bir toplantıda açıklama yaptı. Belediye Başkanları’na” lüks makam araçlarını kullanmayınız” talimatını verdi. Bu bir yerde tüm kamu görevlilerine talimattı. Talimatta bununla yetinmedi, bir genelgeyle tüm kamuda “çok zorunlu olmadıkça araç alımı yapmayın” diye de ekledi.

Sayın Cumhurbaşkanı, kamu için yaptığınız bu bilgilendirme ve talimatlar burada kalmamalı. Burada yapılması gereken sizin dışınızdaki ülkeyi yöneten üst düzey tüm yöneticilerin de buna uyması ve lüks makam araçlarına binmemesi gerekir. Zaten devleti yönetenlerin topluma örnek olması gerekmiyor mu? Devletin üst kademesinden bu tasarrufa başlanmazsa bu girişim asla başarılı olamayacaktır…

İşte burada “Google amca”dan, ABD Başkanlarının konut olarak kullandığı “Beyaz Ev”'deki (Saray olarak yanlış tercüme edilmiştir) yaşam giderlerini okudum…

1981 yılında ABD Başkanlığı'na seçilen Ronald Reagan ve eşi göreve başladıktan yaklaşık bir ay sonra, akşam yemeğini takiben beklemedikleri bir sürprizle karşılaşırlar. Görevli garson yemeğin faturasını getirmiştir. Gelen fatura sadece o yemeğin değil, son bir ayın bütün yemeklerinin hesaplarını içermektedir. Bununla da kalmayarak ağırladıkları misafirlerin kullandıkları kuru temizleme hizmetinden tutun da diş fırçası, diş macunu, temizlik, parfümeri malzemelerine kadar bütün kişisel malzemelerin ücreti de kaydedilmiştir. Reagan hesabın büyüklüğüne şaşırsa da maaşından ödenmesinin talimatını verir. Eşi anılarında şimdiye kadar bu ödeneklerin devlet tarafından ödeneceğini zannettiklerinden bahseder.

ABD kamuoyunun çoğu da bu masrafların Başkan tarafından ödendiğini bilmemektedir. Aynı şekilde Bayan Clinton anılarında, Beyaz Ev’den ayrılırken borç içinde ve beş parasız kaldıklarını belirtmiştir. ABD Başkanları, Beyaz Ev'e kira ödemezler ama onun dışındaki her şey maaşlarından ödenir. Beyaz Ev, devletin ABD Başkanları için tahsis edilmiş lüks misafirhanesidir. Sadece resmi devlet konuklarının ağırlanma masraflarını Amerikan Vergi Mükellefleri öder. Konutun başkan ve ailesinin kaldıkları kısmındaki temizlikçi, garson ve hizmetçilerin çalıştıkları süre boyunca saat ücretini de başkan öder.

ACABA ŞUNLAR YAPILAMAZ MI?

Sözün özü şu; kira ve elektrik faturası dışında, Başkan ve ailesi için harcanan her bir kuruş devlete ödenmek zorundadır. Mesela, şehir dışı tatil masrafları… ABD Başkanlık uçağına devlet delegasyonundan olmayan tek bir kişi dahi olsa ticari yolcu uçaklarında ki “first class” ücreti devlete ödenmek durumundadır. Daha ilginci, başkan eşlerinin hemen hemen hepsi bu masraflardan yakınmışlar hatta Laura Bush kuaför masraflarıyla başa çıkamadıklarını belirtmiştir.

Başkanlara en son 1999 yılında zam yapılmış olup, çıplak maaş 400 bin dolar artı 50 bin dolar da ağırlama masrafları için verilir.

Şimdi gelelim bize… Aklıma gelen ilk fikirleri sizlerle paylaşıyorum.

• Sadece Cumhurbaşkanı'nın kullandığı uçağın dışındaki kamuda kullanılan tüm uçaklar elden çıkarılsa,

• Sayın Cumhurbaşkan'ı ve Başbakan dışındaki kamudaki tüm üst düzey yöneticiler, yerli üretim arabalara binseler (Meclis Başkanı, valiler dahil herkes),

• İlkokullarda öğretilir hani “yerli malı Türk'ün malı”’ dır. Diyebilirsiniz ki köprünün altından çok sular geçti hocam!!

Bu ülke bugünlere geldiyse, hem yönetenlerin hem de halkın tutumlu davranışlarıyla gelebilmiştir. Ve benim inancıma göre, bir ülkenin büyüklüğü kesinlikle yöneticilerin bindiği lüks arabalar, uçaklar ve saraylarla doğru orantılı değildir. Gerçek olan dünya liginde bulunduğumuz yerdir.

Ülke bizim sevgili okurlar, bu ülkeyi uluslararası platformda güzel yerlere getirmek hepimizin ayrı ayrı görevidir. Yapılacak tasarruf uygulamaları ne denli doğru olursa, genç kuşaklar için de çok güzel örnekler teşkil edecektir. Ve gelecek Türkiye'sini bu vizyonla yöneteceklerdir.

Dediğim gibi; Bu bir fikirdir. Kabul edersiniz , etmezsiniz. Ben paylaşmak istedim.

SON SÖZ: Küçük harcamaları gözden kaçırmayın. Bazen küçük bir delik, koca bir gemiyi batırır. BENJAMIN FRANKLIN

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp