Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

Davanın adı “28 Şubat” olunca

8 Aralık 2017

8 Kasım 2011 tarihinde soruşturma, 12 Nisan 2012 tarihinde gözaltılar başladı. 103 sanıklı davanın 2 Eylül 2013'te ilk duruşması yapıldı. Bugün ise 92'nci duruşması gerçekleştirilecek. 103 sanıkla başlayan dava sürecinde emekli Orgeneral Teoman Koman, Korgeneral Tevfik Özkılıç, emekli albaylar Salih Eryiğit, Eser Şahan ve Mehmet Haşimoğlu, davanın sonucunu öğrenemeden vefat etti. Tahmin etmişsinizdir, 28 Şubat davasından söz ediyoruz. Sanıkların lehine olabilecek devlet arşivindeki tüm bilgi ve belgeler 14 Aralık 2010 tarihinde Başbakanlık'ın B.02.0PPG0.12-010-06 (13136) sayılı genelgesiyle imha edilmişti. Davanın en önemli kanıtlarından sayılan CD'nin de sahte olduğu bilirkişi raporuyla ortaya konulmuş olsa da halen en önemli suç kanıtı olarak dosyada yer alıyor.

ULAŞMAYAN BELGELER

Batı Çalışma Grubu'nun (BÇG) görevleri, bu grubun kaldırılmasından sonra 2010 yılına kadar Başbakanlık Uygulamayı Takip Kurulu tarafından yürütüldü. Onların değil sadece BÇG'nin eylemleri soruşturma ve kovuşturma konusu yapıldı. Bu konuda konuşması gereken uygulayıcılar ise hep sessiz kaldı.

Başbakanlık Uygulamayı Takip Kurulu'nun dönem içerisindeki kararlarında, MİT istihbarat raporları büyük yer tutuyordu. Bu raporlar mahkeme aşamasında defalarca sanıklar tarafından talep edilmesine rağmen bu istekler yerine getirilmedi. Dönemin önemli tanıkları arasında yer alan Hüsamettin Cindoruk, Yaşar Topçu, Rıfat Serdaroğlu da dinlenenler arasında yer almadı.

Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 28 Şubat 1997 tarihindeki toplantısıyla ilgili MGK kararları, bunların Bakanlar Kurulu'nda ele alınıp, uygulanmasına ilişkin tavsiye kararları Bakanlar Kurulu'nda görüşüldü, benimsendi. Başbakan imzasıyla gönderilen genelgeyi “Belgelerle 28 Şubat” kitabımda açıkladım.

DAVADA KRİTİK SÜREÇ

Bütün davalar sonuçlanırken, 28 Şubat Davası ise 6 yıldır sürüyor. Davanın sanıklarından emekli Topçu Albay İsrafil Aydın'ı dinliyorum:

“Ben bir 28 Şubat mağduru kurmay subayım. Davanın en önemli delili olan CD'nin sahteliğini mahkemenin atadığı ODTÜ bilirkişi heyetiyle ispatlamama rağmen CD bugün hâlâ delil olarak kullanılıyor. Bu dava, 2011 yılında FETÖ terör örgütü mensuplarıyla işbirliği içerisinde sahte ve düzmece belgelerle açıldı. Bugüne kadar somut olarak ortaya konulmuş bir delili bulunmamasına rağmen 6 yıldır yargılanıyoruz.”

Cumhuriyet Savcısı Hanifi Yıldırım, bugünkü duruşmada son sözünü söyleyecek. Davayı en iyi izleyen ve 28 Şubat'ın kitabını yazan sanıklardan emekli Albay Alican Türk, nasıl bir sonuç çıkacağını bize şöyle yorumladı:

– Savcı Yıldırım, gelinen aşamadaki duruma bakıp bazı sanıklar hakkında beraat, bazıları hakkında cezalandırma isteyebilir.

DAVA AYRILABİLİR

– Sanık avukatları “Bu mahkeme, bu davaya bakmaya yetkili değildir, sanıklar arasında Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları olduğu için dosya Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmeli ve davaya orası bakmalıdır” diyordu. Önceki duruşma savcısı Levent Savaş da aynı görüşteydi. Mahkeme ise bunu her defasında reddetti. Bugün, Savcı Yıldırım, kendinden önceki Savcı Savaş gibi dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesini isteyebilir.

– Savcı Yıldırım, sanıklardan Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının dosyasının ayrılarak Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesini, diğer sanıkların 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılamasına devam edilmesini önerebilir.

– Savcı, mevcut iddianameyi hazırlayan dönemin cumhuriyet savcısının, FETÖ davasından tutuklu olmasına dayanarak, iddianamenin taraflı hazırlanmış olduğunu öne sürüp bunun “yok hükmünde” sayılarak davanın düşürülmesini isteyebilir.

– 6 Eylül 2017 tarihinde yapılan duruşmada, müşteki avukatları mahkemeye sundukları 90 sayfalık değerlendirmenin son bölümünde “Bu bir darbe davasıdır; 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanlar nasıl tutuklu yargılanıyorlarsa bu davanın sanıkları da tutuklu yargılanmalıdır” isteğinde bulunmuştu. Savcı Yıldırım da, sanık avukatlarının bu taleplerine katılabilir ve tüm sanıkların tutuklu yargılanmalarını isteyebilir. Savcının bu talebine mahkeme de katılırsa tıpkı “Balyoz Davası”nda olduğu gibi salondaki sanıkları tutuklayabilir.

Davanın adı “28 Şubat” olunca karar vermek de kolay olmuyor.

Not: Savcı mütalaasını tamamlayamadığı için bugün yapılan duruşma sonunda mahkeme heyeti davaya 21 Aralık’a erteledi.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp