Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

FETÖ’cüler Genelkurmay’ın kalbini dinlemeye almış

1 Şubat 2017

Genelkurmay Başkanlığı görevini en uzun süre Fevzi Çakmak yaptı. 1935 yılında yaptırılan Genelkurmay karargahında Çakmak'ın heykeli de adını taşıyan salonda bulunuyor. O salonda öyle sıradan toplantılar değil, “çok gizli” toplantılar yapılır. Eğer “Çakmak Salonu”nda toplantı yapılıyorsa, ya da orada toplantı yapılacağı planlandıysa, toplantının milli güvenliğimizle ilgili, başkalarının asla duymaması gereken konular olduğu bilinir.
Milli Güvenlik Kurulu'nun bütün hazırlıklarını askerler o salonda yapar. İçeride ne konuşulduğunu o toplantıya katılma yetkisi olmayanlar bilmez. Yüksek Askeri Şûra toplantısı da Başbakan'ın başkanlığında yine Çakmak Salonu'nda gerçekleştirilir. Toplantı başladığında giriş kapısının hemen yanında ışıklı “Çok gizli toplantı” yazısı belirir. Kapının sağında bayrağımız, Atatürk'ün tablosu önünde nöbetçi askerler bulunur. Dinlemelere karşı da sıkı önlemler alınır.

MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİ

Yüksek Askeri Şura'da yalnız bir üst rütbeye terfi edecek, görev süresi uzatılacak askerler değil, TSK'dan çıkarılacakların durumu da, bunların irticai faaliyetle, yasadışı yapılarla ilişkileri de ele alınıyor. Hangi orgeneral ya da oramiralin Çakmak Salonu'nda gerçekleştirilen çok gizli toplantıda neler söylediği de önemli. Bunlar da kayda alınır ve çözümüyle birlikte kasada saklanır.
TSK içine Fetullahçı yapının girdiği, hem de etkili olduğu biliniyordu. Ancak, öyle bir güç haline gelmişlerdi ki, bırakın bunları TSK'dan çıkarmak, kendilerini çok gizleyen Fetullahçılar, bir de baktınız ki Atatürkçü, cumhuriyete bağlı Mustafa Kemal'in askerlerini değişik yol ve yöntemlerle Silahlı Kuvvetler'in dışına itiyordu.
Anlaşıldı ki, bu kadrolar ne yapmak istiyorlarsa, yapacaklarını Atatürkçü askerler yapacakmış gibi planladı. Bunun için Ergenekon, Balyoz, Amirallere Suikast, Poyrazköy, İstanbul ve İzmir casusluk-fuhuş davalarıyla yıpratma, çökertme, ayıklama çalışmasını yürüttüler. Atılan her iftira, kurulan her kumpas anlaşıldı ki bunların ilerde yapacaklarının da hazırlığıymış.

GENELKURMAY'IN KALBİ

Bazı ifadelere ihtiyatlı yaklaşılması gerekiyor. Özellikle gizli tanık, itirafçı ifadelerine çok dikkat edilmeli. Bunların söyledikleri başka bilgi ve belgelerle desteklenmeli. “Eski cemaat imamı” olan kişinin Manisa, İzmir Cumhuriyet Savcılıklarında verdiği ifadede yer alan açıklamalar hayli ilginç bulundu. Bunlarla ilgili araştırmalar yapıldı. Bilgilerin örtüştüğü anlaşıldı.
Genelkurmay'ın kalbi sayılan, milli güvenliğimizle, Türk Silahlı Kuvvetleri'yle ilgili çok özel ve mahrem bilgileri de birileri öğrenmek istiyor. Elde edilen bilgiler, örgütün başı olan Fetullah Gülen'e ulaştırılması gerekiyordu. İşte, bunun için ince bir plan yapıldı.
“Çakmak Salonu”nun yenilenmesi, havalandırma sisteminin değiştirilmesi gündeme getirildi. Milli Savunma Bakanlığı'nın bu işlerle ilgili birimine ODTÜ mezunu bir genç yerleştirildi. İhale verilmesi planlanan müteahhit de ayarlandı. Albayı etkisiz kılmak ve denileni yaptırabilmek için onun zaafları da belirlenmişti. Kadın ayarlanacak, onların birlikte yatak görüntüleri elde edilecek, böylece o kişiye istenilen yaptırılacaktı.
Böylece, çok gizli bilgilerin, milli güvenliğimizle ilgili konuların, TSK'ya sızan FETÖ'cülerle ilgili hangi komutanın ne konuştuğu, kiminle ilgili neler söylendiği de öğrenilecekti. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra gerek askerlerden, gerekse cemaatin askerlerden sorumlu “imam” adını verdikleri kişilerden, itiraflardan, ifadelerden önemli bilgilere de ulaşıldı.

ÇAKMAK SALONU'NDA ARAMA

Milli Savunma Bakanlığı'ndaki ilgili komutan, “kadınlı tuzağa” düşürüldüğü için mi, yoksa başka nedenlerle mi bilemiyorum görevinden alındı. FETÖ'cü müteahhitle işbirliği yaptığı öne sürülen komutan hakkında soruşturma yürütüldü.
ODTÜ'lü o gencin Milli Savunma Bakanlığı'na boşuna yerleştirilmediği anlaşıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından büyük bir titizlikle yürütülen araştırmada önemli bulgulara ulaşılmıştı. Milli Savunma Bakanlığı'na yerleştirilen genç subayın ByLock kullandığı da, örgütsel önemli bağları da ortaya çıktı. Yani sadece filancanın ifadesi, filancanın iddiası olmaktan çıktı. Öğreniyorum ki o komutan da, bırakın diğer suçlarını ByLocktan şimdi tutuklu.
15 Temmuz darbe girişiminin izleri kolay kolay silinmez. Darbe girişiminden sonra, Genelkurmay'ın bütün odalarında dinleme aygıtı yerleştirilip yerleştirilmediği araştırıldı. Çok kapsamlı araştırma, yalnız Genelkurmay değil, MİT ve Emniyet'in ilgili birimlerinden getirilen uzmanlar tarafından gerçekleştirildi. Tabii bununla ilgili bir sonuç raporu da vardır. Dinleme aygıtı bulunmuş ama Genelkurmay'ın her şeyi “gizli” olduğu için onun sonuç raporunu, yani kaç dinleme aygıtı, diğer tabiriyle “böcek” bulunduğunu öğrenmek de mümkün olmadı.
Genelkurmay'ın dili olsa da o gecenin gerçek hikayesini dinleyebilsek.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp