Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

File bekçisi

6 Eylül 2017

Doğan Yurdakul…
Öyle asil ruha sahipti ki, yazmak-anlatmak zor.
Örnek vermeliyim:
Silivri Cezaevi'nde mektup yazıp kamuoyuyla paylaştım:
“Hayatım boyunca kimseden merhamet istemedim, dilenmedim. Ama şimdi…
Ey savcılar, hakimler, siyasal iktidar, adalet bakanı! Doğan Yurdakul'un eşi Güngör Hanım ölüyor. Bir kez, bir kez eşinin gözlerine bakarak veda etmek için izin istiyor Doğan Ağabey. Merhamet ediniz! Doğan Yurdakul, eşinin yanına hastaneye gitsin, vedalaşsın.
Buna izin veriniz; insanlığın yüce bir değer olduğunu ispatlayınız. Sizden kendi adıma tek isteğim bu…”
Bu mektuba Doğan Yurdakul'un yanıtı kısa oldu:
“Soner'in iyi niyetinden şüphem yok ama bugüne kadar hiç kimseye minnet etmedim.”
Doğan Yurdakul budur! Bilirdi ki, önemli anlar zamanın ötesindedir. Zamana yenik düşmemektir aslonan…
İnsan onurunun abidesiydi Doğan Yurdakul.
12 Mart 1971 darbesinde günlerce işkence gördü. Tek bir arkadaşının adını vermedi. Tavrı hakkında, “işkencede-mahkemede devrimci tutum” diye broşür basıldı. (Bugün AKP safında yer alıp, yandaş tv kanalında geçmişine küfreden Halil Berktay, o dönemdeki tutumu nedeniyle partisinden kovuldu. Evet. Binlerce yıldır, insanlık terazisinin bir yanında Doğan Yurdakullar diğer yanında Halil Berktaylar var.)
Nihayetinde…
Hangi siyasal görüşten olursanız olun, ne kadar büyük ideolojiye bağlı olduğunuzu düşünürseniz düşünün konu eninde sonunda gelip insan kişiliğine dayanır. O kişilik zor zamanlarda belli eder kendini. Zaman sınavdır.
Doğan Yurdakul bizleri hiç şaşırtmadı.
Çünkü. Büyük insanlar her daim en yürekli olanlardır.
Doğan Yurdakul gibi…

Kötü niyetin düşmanı

Doğan Yurdakul'a “file bekçisi” derdim…
Ne zaman ihtiyaç duysam ona koşardım.
Gazete çıkarırken, kitap yazarken, FETÖ, Odatv'ye saldırırken…
Her zaman “kaleye” geçti.
Bakınız…
“File bekçisi”, sahanın en yalnız adamıdır. Hep ‘idamını' bekler üç direk arasında!
Ama kaderi tersine çeviren adamdır; çünkü var oluş nedeni gol kurtarmasıdır.
Hatasızlık bir Tanrı'ya bir de ona mahsustur! Tanrı bile affedilir, ‘bir bildiği vardır' denir;  kaleci affedilmez. Kaleci her daim suçludur. Günah keçisidir futbolun…
File bekçisi tüm bunları bilerek, renkli kefenini giyip, boynuna ipi takıp öyle geçer üç direğin arasına.
Birinin bu zorlu görevi yapması gerekli çünkü…
Doğan Yurdakul, bizim “file bekçimiz” oldu hep.
Kin, utanç ve korkunun olduğu en zor günlerde ‘kaleye' geçti. Takım/ülke “gol yemesin” diye canı pahasına “kaleyi” korudu.
Taraflı hakem/devlet tarafından hep ceza aldı Doğan Yurdakul…
12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 askeri darbeleri ve son 3 Mart 2011 polis darbesinin “günah keçisi” yapıldı. Suçu inatla gol yememesiydi.
Direnci, mücadeleyi, boyun eğmemeyi sembolleştirmesi “karşı takımın” nefretini kazanmasına sebep oldu. Öldürülmek istendi kimi zaman…
Hiç yılmadı. Ancak…
Ne zaman ki takım gol atar, öne geçerdi; Doğan Yurdakul sessizce köşesine çekilirdi. Yararsız, değersiz sahte akçe şöhreti elinin tersiyle itekleyerek beklerdi. Oyunu uzaktan seyrederdi. Ta ki ona ihtiyaç duyulana kadar…
Teklif geldiğinde koşulsuz yine koşar gelirdi; görev adamıydı.
Derdim; “Kale güvende. Che Guevara gibi, felaket karşısında yıkılmayan, güçlü irade isteyen ‘file bekçisi' işte yine kalede…”
Bu nedenle Doğan
Yurdakul…
Her türlü acımasızlığa karşı mücadele veren özverinin adı bir “file bekçisi” idi.

Hazine bıraktı

Sadece Odatv değil…
Sadece basın değil…
Sadece entelektüel dünya değil…
Türkiye güvenilir-gözüpek “kalecisini” kaybetti.
Her türlü tutuculuktan- dar kafalılıktan uzak, yeniliklere açık bir “rönesans aydını” daha sessizce aramızdan çekilip gitti.
Bıktı çünkü…
Zayıf insanın dayanağı bayağılıktan…
Bilgisizliklerinden utanmayan cahillerden…
İkbal avcısı kurnazlardan…
Görüşlerini dayatan fikir despotlarından…
Düşünceyi kurban seçen zorbalardan…
İktidarın gönüllü acımasızlarından…
Sürek avlarından…
Engizisyon yargıçlarından…
Kendi katı sertliklerine hayran diktatörden…
Bıktı. Usandı.
Yaşamın fırtınalı geçitlerinden geçmiş bilgeliği, Datça'daki “mabedinde” yine de boş durmadı, çalıştı durdu.
Biliyordu ki:
Bıkkınlık verici günleri aşmanın yolu, yazmaya, üretmeye devam etmekti inatla.
Biliyordu ki:
Özgür düşünce köhne dünyayı mutlak yenecek.
Bu nedenle…
“Başaranların” değil, ahlaki açıdan haklı olanların yanında durmayı hep sürdürdü.
Çorak düşünce hayatında vaha olmakta ısrar etti.
Ey okuyucu…
Bu günler geçer… Nice iç karartıcı günler gelip geçmiştir.
Kazananlar insanlığı koruyanlar olacaktır.
Doğan Yurdakul fikir şövalyesiydi. Adını sonsuzluğa yazdırdı.
Bugün Doğan Yurdakul'u toprağa veriyoruz.
Biliriz ki:
Aydın ölmez…
Yazar asla yok olmaz… Çünkü:
Büyüklükleri, yaptıklarından gelir.
Doğan Yurdakul arkasında koca hazine bıraktı.
Unutulmayacak…

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp