Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Yasak yalanı

28 Şubat 2017

Şapka Kanunu'yla ilgili 1925'deki düzenlemeler sadece erkeklerin giyimiyle ilgiliydi.
Kadınlara dair tek yüküm yoktu.
1908 (II. Meşrutiyet) Temmuz Devrimi'nden itibaren kadınlar, -dernekler kurarak, gazeteler çıkararak- siyaset sahnesine çıkıp, taleplerini dile getirmeye başladı. Şapka Kanunu'ndan 11 ay önce, 21 Şubat 1925'te İstanbul'da açılan Kızılay Özel Hemşire Okulu'nda hemşire Esma Deniz'in çabalarıyla hemşire öğrencileri başlarına peçe örtmek yerine şapka taktı. Bu ve benzerlerinin Şapka Kanunu ile ilgisi yoktu.
Kadın kıyafeti Cumhuriyet'in gündemine hiç gelmedi. Örneğin…
Dini Islah Beyannamesi 1928 yılında hazırlanıp Atatürk'e sunuldu.
– Camilere sıra konulsun…
– Camilere temiz ayakkabıyla da girilebilsin…
– Camilerde dini müzik çalınsın…
Atatürk bu absürt teklifi yırtıp attı!
Böylesine radikal reform taleplerinde bile kadınların giyimlerine müdahale yoktu.
Kadınların kıyafet meselesi, sadece bir kez CHP'nin 1935 kongresinde tartışıldı. Başta Muğla ve Sivas CHP teşkilatları, çarşaf ve peçenin yasaklanmasına dair dilekçeyi kongreye sundu. Dikkat ediniz; diğer başörtülerine (yemeni, yaşmak, eşarp vs.) ilişkin kimsenin bir talebi yoktu! Yine de…
Atatürk, bu yasaklamaya karşı çıktı. Ve, “Kadınlar kendi iradeleriyle çarşaf ve peçeyi çıkarırsa Halk Evleri manto, eşarp yardımında bulunsun” dedi.
(O dönem Nakşibendi Gümüşhanevi dergahı Şeyhi Abdülaziz Bekkine (1895-1952), peçe ve çarşaf yerine manto giyilmesini isteyenlerden biriydi. Bugün bu dergahın resmi kadın kıyafeti çarşaf oldu!)
Bu uzun girişi yapmamın sebebi var…

Gazeteci değil mürit

Türk Ordusu'nda bıyık yasak mı?
Değildi.
Tarih: 23 Haziran 1983.
TSK İç Hizmet Kanunu değiştirildi.
“Kıyafet kavramı içinde olan el, yüz ve saç tuvaletlerinde sadelik esastır. Favori, sakal ve bıyık bırakılamaz” denildi. (Kanun, 2861)
Bıyık karşıtlığı nereden çıktı?
Amerikan Ordusu ile ilişkiler arttıkça, Türk subayı özentiyle bıyıklarını kesmeye başladı. Buna tepki olarak kimi subaylar bıyık bırakmaya başladı. “Türk Ordusu içindeki bıyıklı subaylar solcudur” sözleri çıkarıldı.
12 Eylül 1980 askeri darbesi, “bıyıklı solcu subayları” tasfiye ettiği gibi bıyık bırakmayı da yasakladı!
Gelelim konunun kadın subaylarla ilişkisine…
Kadın subaya başörtüsü yasağı var mı?
Yok.
Kadın subay başörtüsü giyse, bunu engelleyen kanunlarda bağlayıcı hüküm yok.
Bu gerçek ortada iken deniyor ki:
AKP, Türk Ordusu'ndaki başörtüsü yasağını kaldırdı!
Yahu! Yok ki böyle bir yasak!
Amaç belli. Referanduma giderken Türk Ordusu'nu siyasete alet ediyorlar.
Yetmiyor.
Hürriyet gazetesi, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile röportaj yapıp, “Karargah rahatsız” haberi yapınca, “rahatsız” sözcüğünden rahatsız olup  ayağa kalkıyorlar!
Gazeteci soru sormasın mı?
Aldığı yanıtı yazmasın mı?
Hem, -haklı olarak- “Türk Ordusu siyasetle ilgilenmesin” diyorlar; hem de -referandum nedeniyle- ortaya attıkları başörtüsü yalanına Türk Ordusu'nu alet ediyorlar! Yapmayınız…
Peki.
“Bizim Mahalle” pek mi farklı?

Kılıçdaroğlu & Karamollaoğlu

2 Temmuz 1993.
Aziz Nesin'in başyazar olduğu Aydınlık gazetesinin Ankara haber müdürüydüm.
İşler yoğundu. Keza, yeni evliydim. Yoksa muhtemelen yakın arkadaşlarımla birlikte Sivas'a giderdim.
Madımak Oteli'nde en yakınlarımızı kaybettik.
Her fırsatta Sivas katliamını unutturmamak için yazılar yazdım, belgeseller yaptım.
Madımak yangını yüreğimde hâlâ tüter.
Geçen hafta…
Kılıçdaroğlu, rahmetli Erbakan'ı anma toplantısına katıldı; konuşma yaptı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Erbakan'ın yazdığı “Davam” kitabını Kılıçdaroğlu'na hediye etti.
Ve…
Sosyal medya yıkıldı; “Kılıçdaroğlu, Madımak katliamının azmettiricisi Sivas Belediye Başkanı Karamollaoğlu'yla nasıl yan yana gelir?”
Bu haksızlıktır.
Öncelikle, Aziz Nesin'in kurtarılması sırasında itfaiyenin üstünde olan Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak ile Karamollaoğlu'nun fiziksel benzerliği kafa karışıklığına yol açıyor. Erçakmak ile Karamollaoğlu'nun olaylar sırasında tavırları çok farklıdır. Görüntülerde Karamollaoğlu'nun, fanatik kitleyi dağıtmak için elinden geleni yaptığı görülüyor. Dağılmaları için Allah'ın adını vererek yalvarır ses tonuyla; “Allah rızası için dağılalım. Mesajınız anlaşıldı, etkinlikler iptal edilecek” diye sürekli tekrarlıyor.
Dağılacak gibi oluyorlar ama tekrar otelin önüne geliyorlar. Saatlerce ayrılmıyorlar ve sonunda Madımak katliamında çoluk çocuk demeden 35 kişiyi yakıyorlar.
Karamollaoğlu, daha fazla inisiyatif alabilir miydi? Kuşkusuz.
Ancak, Karamollaoğlu'nun katliamcıları azmettirdiğini söylemek doğru değildir.
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettiş Raporu'nda “kitleyi tahrik ettiğine” dair somut bilgi yok. Keza. Sanık da olmadı.
Evet, mülki iradenin hepsinin büyük kusuru var.
Koalisyon ortağı SHP'nin de sorumluluğu yok mu sanıyorsunuz?
Sivas katliamını unutturmayacağız.
Ama bunu hakikat üzerinden yapacağız.
Adaletli olacağız…
Her türlü yalanla mücadele edeceğiz…

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp