Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Bekir Coşkun’un selamlarıyla…

11 Şubat 2018

Sevgili okurlarım aylardan beri ben dahil bütün arkadaşlarımız ilginç bir olay yaşıyoruz. Kendimden örnek vereyim:
Nereye gitsem, kimi görsem herkes Bekir'i soruyor.
– Bekir Bey nerede?
– Bekir Bey nasıl oldu?
– Yazmaya ne zaman başlayacak?
O benim can dostum, arkadaşım…
Bir de benim aracılığımla selam gönderenlerin bolluğu:
“Beni tanımaz ama lütfen selamlarımı ve geçmiş olsun dileklerimi iletin…”

* * *

Bekir'in hastalığını artık herkes bilmeli.
Akciğer kanseri.
Ankara'da haftalarca acı çekti. Ağrıları vardı ama teşhis bir türlü konulamıyordu…
Ve tedavi süreci İstanbul'da, Amerikan Hastanesi'nde başladı.
Önce bir ameliyat…
Sonra bitmek tükenmek bilmeyen kemoterapi seansları…
Bekir bu süreçte yaşamını Cunda'da sürdürüyordu. Oksijeni en bol olan bölge olduğu için doktorlar orada kalmasını önermişti.
Ama işin kuralları vardı:
Grip olmayacak, bir yerini kesmeyecek ve daha da önemlisi stres yaşamayacak.

* * *

Her kemoterapi seansı için Cunda'dan İstanbul'a gidiyor, hastaneye yatıyor ve iş bitince yeniden Cunda'ya dönüyordu.
Zor bir süreçti.
Kemoterapi seansları bitince hastanede genel bir kontrolden geçti.
Sonuç şöyleydi:
Kanser yüzde 80 oranında bitmişti…
Ancak tedaviye yanıt vermeyen bir kitle vardı.
Şimdi önümüzdeki üç haftalık süreçte o kitlenin bu kez radyoterapi uygulamasıyla yok edilmesi planlanıyor.

* * *

Bekir'in SÖZCÜ'deki son yazısı 13 Temmuz 2017 günü çıkmıştı.
Başlığı “Bu Geceler Niye Böyle Uzun…”
Çekmekte olduğu ağrılardan yakınıyordu.
İşte bu aşamadan sonra tedavi süreci başladı.

* * *

Aslında her şey bir anlamda normal giderken, son günlerde hiç beklenmeyen, Bekir'i zora ve büyük strese sokan yeni bir olay yaşandı.
Hayvan sevgisiyle bilinen Bekir'in Postal isimli bir köpeği var.
Dokuz yaşında, Coşkun Ailesi'nin sevgilisi olan bir köpek.
Cunda dönemi artık kapanmış, Andree-Bekir ikilisi Ankara'ya dönmek üzereydi.
Bekir yazılarına başlamayı planlıyordu.
Tam o günlerde Postal'ın ön bacağında bir şişlik gördüler. Ankara'ya dönünce hemen veterinere götürüldü ve teşhis konuldu:
Bacakta kemik kanseri…
Yapacak tek bir şey vardı. Bacağını kesmek…
Bacak ameliyatla kesildi…
Ve Bekir yeniden yıkıldı.
Bütün dengeleri altüst oldu ve büyük strese girdi.
Tadı kaçtı…

* * *

Şimdi kendi derdini neredeyse unuttu, üç ayakla kalan Postal'ın verdiği sıkıntıyı yaşıyor.
Yıllar önceydi, Bekir'in çok meşhur olan Pako isimli bir köpeği daha vardı. Adını kitabına bile verdiği Pako'nun hastalığı Bekir'i yıkmıştı.
Yan yana odalarda oturuyorduk ve çektiği sıkıntıların bire bir tanığı idim. Suratı allak bullak olmuş, adeta dünyasını şaşırmıştı. Bu durum günlerce sürdü ve Pako günün birinde öldü.
Ne diyeceğimi bilemiyordum, acaba köpek ölünce başsağlığı dilenir miydi!
Pako'yu aylarca aklından çıkarması mümkün olmadı.
Şimdi ise kendi derdini unuttu, bu kez Postal'la yıkıldı. Onun başına gelene üzülüyor, o sıkıntıyı ve stresi yaşıyor.

* * *

Şimdi sorduğunuzu duyar gibi oluyorum!
Peki yazmaya ne zaman başlayacak?
Önümüzdeki haftalarda son tedavi süreci de bitecek. Bu işlem yaklaşık iki hafta sürecek…
Ve tahminimi söylüyorum, beklenmeyen bir gelişme olmadığı takdirde bu ayın sonuna doğru, ya da mart ayının ilk günlerinde yazmaya başlayabilir.
Ben de Bekir'in sadık bir okuruyum…
Artık sizler gibi ben de bir an önce başlamasını diliyorum.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more