BİZİ TAKİP EDİN

© 2016 - Tüm hakları Estetik Yayıncılık A.Ş.’ye aittir.

Genel 15:33 16 Nisan 2015

Köy Enstitüleri eğitim ve aydınlanma projesiydi!

Bilimin aydınlığında köy emekçisinin kurtuluş destanı olan Köy Enstitüleri, tamamen Türkiye'ye özgü bir eğitim ve aydınlanma projesi olarak 17 Nisan 1940'da hayata geçirilmişti.

köy-enstitüsü_1

SÖZCÜ EĞİTİM

Köy Enstitüleri, ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır.

Hazırlıkları 1935’te başlayıp özgün biçimiyle 1940-46 yılları arasında uygulanan Köy Enstitüleri; bilimin aydınlığında köy emekçisinin kurtuluş destanıdır.

1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında Köy Ensititüleri açıldı.

Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel bizzat yönetti.
hasan-ali-yucel_16

Türkiye’de seçilen şehirlerden uzak ancak tren yollarına yakın tarıma elverişli 21 bölgede köy ilkokullarına öğretmen yetiştirmek üzere açılmıştı. Öğretmenler köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma ve temel bilgileri kazandıracak hem de modern ve ilmi tarım tekniklerini öğretecekti. Öğretmenler gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretecekti.

Kitaba deftere dayalı öğretim yerine iş için, iş içinde eğitim ilkesi tatbik ediliyordu. Her köy enstitüsünün kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardı. Derslerin %50’lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyordu. Geri kalanı ise uygulamalı eğitimdi.

Kapatıldığı 1954 yılına kadar Köy enstitülerinde 1.308 kadın ve 15.943 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni yetişmişti.

Köy Enstitülerinin 1946-54 arasında yozlaştırılıp kapatılmasıyla yarım kalmış olan bu uygulama, enstitüleriyle ilişkililer ve mezunlarınca altmış yıldır yazılarak, anlatılarak yurtta ve dünyada tanıtılıyor.

 KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞUNUN 75. YILI!

Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı, yazılı bir açıklamayla 17 Nisan Köy Enstitüleri Bayramını kutladı.

Eğitimin içinde bulunduğu bataklıktan ancak Köy Enstitüleri eğitim ilkeleri ve aydınlığıyla çıkabileceğine dikkat çeken Atıcı, şu açıklamalarda bulundu:

“Ülkemizde yetmiş yıldır uygulanan yanlış eğitim politikalarının sonucu; eğitim bugün sorun çözme özelliğini yitirmiş, ne yazık ki kendisi çözülmesi gereken en önemli sorun haline gelmiştir.

Bugün, eğitim alanı, özelleştirme ve dinselleştirme politikalarıyla, çağdaş eğitim hedefinden saptırılmış, yüzünü Osmanlı dönemindeki medrese eğitimine çevirmiştir. Ülkeyi yönetenler sanki bilinçli yurttaş çoğunluğundan korkmakta, yönetilmesi kolay olacağı düşüncesiyle ümmetçi yurttaş çoğunluğu yaratmayı ön plana almış görünmektedir.

Bu yolda hızlı hareket edildiği de açıktır. Ulusal basınımıza yansıyan haberlere göre; yalnızca son bir yıl içinde “Türkiye genelinde imam hatip ortaokulu sayısı bir yılda 1361’den 1597’ye, imam hatip lisesi sayısı ise; 854’ten 1017’ye çıkmış, imam hatiplerde okuyan ortaokul ve lise öğrencisi sayısı 1 milyona yaklaşmıştır.”

19. Milli Eğitim Şûrasında yapılan “Osmanlıca” ve “karma eğitim” kaldırılması tartışmalarına bakılınca eğitimin nereye doğru sürüklendiği daha net bir biçimde görülecektir.

Eğitim dizgemizin yaşadığı diğer sorun da özelleştirmedir. Devlet kendi eğitim kurumlarına ayırması gereken kaynağın önemli bir bölümünü özelleştirme uğruna varsıl çocuklarının gidebildiği kurumlara aktarmaktadır. Orta halli ve yoksul yurttaşların doğru dürüst eğitim görmesi için yeterli kaynak ayrılmadığından, halkın büyük bir bölümünün yönetime ortak olması dolaylı yollardan engellenmektedir.

Bölgeler arasındaki, varsılla yoksul arasındaki, köylerle kentler arasındaki, kent merkezleriyle varoşları arasındaki, kadınla erkek arasındaki eğitimdeki dengesizliği gidermek için ciddi çalışmalar yapılmamakta ve tasarcalar ortaya konulamamaktadır.

KÖY ENSTİTÜLERİ ÖRNEK ALINMALI!

Ne yazık ki ülkemizde bugün ilköğretim çağındaki 1 milyona yakın çocuk okula gidememekte, 7 milyon civarında yetişkin insanımız ise, okuma yazma bilmemektedir. Bu durum insan hakları açısından da üzüntü vericidir. Ayrıca, Türkiye’de 1 milyona yakın çocuk işçi vardır…

Siyasal iktidarlar, eğitimde yaşanan bu ve benzeri olumsuzlukların düzeltmek isteseydi, önlerinde denenmiş, başarılı olmuş Köy Enstitüleri örneğinden yararlanma yoluna giderlerdi. Köy Enstitülerinin ilkelerini, amaçlarını, uygulamalarını araştıran, bu konuda temel yapıtlar ortaya koyan vakfımızın önerisi şudur; eğitim dizgemiz içinde bulunduğu bataklıktan ancak Köy Enstitüleri eğitim ilkeleri ve aydınlığıyla çıkabilir. 21. Yüzyılın eğitim ilkesi; Köy Enstitülerinde uygulanan “iş içinde, iş aracılığı, iş için” eğitim ilkesi olacaktır.

AYDINLANMACI TOPLUM KALKINMA PROJESİYDİ!

Bilindiği gibi 1930’lu 1940’lı yıllarda koşullar bugünkünden çok daha kötüydü. Ama Köy Enstitüleri yoluyla 15 yılda öncelikle ilköğretim sorunun çözümü için plan yapılmış, uygulamaya geçilmiş ve sonuç alınmaya başlanmıştı… Eğer kapatılmamış olmasalardı 1956 yılına kadar Türkiye’de okulsuz köy, öğretmensiz okul kalmayacaktı…

Köy Enstitüleri Sistemi’yle; ihmal edilmiş geniş kitleye – o zaman köyde yaşayanlar- öncelik tanınmıştı. Çoğunluğun bilinçlenerek yönetime ortak olması ana düşünceydi. Köy Enstitüleri aydınlanmacı toplum kalkınma projesiydi;

Demokrasi amaçlanıyordu, ulusal eğitim ana ilkeydi, öğrenme yollarının öğrenilmesi esastı, kaynak yokluğu sorunu, yeni kaynaklar yaratarak gündem dışı bırakılmıştı, yetenekli yoksul çocuklarına devlet sahip çıkmıştı.

Kuruluşunun 75. yılında Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu olarak; Köy Enstitülü öğretmenlerimizin ve Köy Enstitülerine gönül veren tüm dostlarımızın “17 Nisan Köy Enstitüleri Bayramlarını” kutluyor, saygılar sunuyoruz.”

 

Son Dakika Haberleri