Prof. Dr. Feryal Özel, Türkiye’nin NASA’daki gururu!

2 sene önce |

Türkiye'nin NASA'daki gururu Prof. Dr. Feryal Özel, eğitimden bilime, uzaydan Türkiye gündemine kadar bir çok konuda Sözcü Eğitim'in sorularını yanıtladı.

feryal_ozel

Ayla ÖZDEMİR / SÖZCÜ EĞİTİM

Dünyanın en önemli birimlerinden biri olan NASA’da çalışan ve çok genç yaşta önemli başarılara imza atan bir astrofizikçi Prof. Dr. Feryal Özel. Dünyanın en akıllı kadınları arasında gösterilen Özel, karadelikler, nötron yıldızları ve Einstein’ın rölativite teorisi üzerinde çalışıyor. Çalışmaları hem teorik fizik hem de uzay gözlemleri üzerine kurulu. Birçok kurumda proje ve görevleri var ama şu anda astrofizik alanında dünyada ilk sıralarda yer alan Arizona Üniversitesi’nde profesör. İstanbul doğumlu Özel, Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu.

Burslu kazandığı Columbia Üniversitesi’nde çift ana dal yapan Özel, hem fizik hem de matematik mühendisliği bölümlerinden ‘Yüksek Onur Derecesi’ ile mezun. Eğitiminin kalanını ( doktora, doktora sonrası çalışmalar) Amerika’da tamamlayan Özel, şu an eşi ve çocuklarıyla orada yaşıyor. Eşi Dimitros Psaltis de çok başarılı bir astrofizikçi. Dünya tatlısı iki kız çocuğunun, Deniz ve Selin’in annesi Prof. Dr. Feryal Özel, bilime katkı sunmaya, Türkiye’nin de gururu olmaya devam ediyor.

feryal_ozel_klimanjaro_zirve

Bu başarılı genç ve güzel bilim insanımızı sozcu.com.tr okurlarının da yakından tanımasını istedik. Eğitimden bilime, uzaydan Türkiye gündemine kadar bir çok konuya ilişkin sorularımızı yanıtlayan Prof. Dr. Feryal Özel “bu kış keyifli ve yoğun bir Türkiye programım var” diyerek Aralık’ta Türkiye’ye geleceğinin müjdesini de verdi. Hem İstanbul’da hem Ankara’da üniversitelerde bilimsel konuşmalar yapacak olan Özel, bu buluşma için şimdiden heyecan duyduğunu da belirtti.

İŞTE O RÖPORTAJ:

Adınız, 2003 yılında dünyanın en tanınmış bilim insanları ile birlikte ” Büyük Fikirler” listesinde yer aldı. Çok önemli ödüllere ve Albert Einstein, John Nash gibi ünlü bilim adamlarının yer aldığı 20 kişilik listeye adınızı yazdırdınız. Ödüllerinizden ve büyük dehalarla birlikte yer aldığınız listeden bahsedebilir misiniz? 

“HUBBLE KADROSUNA ALINMIŞ İLK VE TEK TÜRK’ÜM”

F.Ö: Öncelikle şunu söyleyeyim ödül almak ve Fizik camiası tarafından takdir görmek tabi ki çok güzel duygular. Ama benim için ödül almak ön planda değil. Severek yaptığım çalışmalara devam etmek, evrenin gizemlerini keşfetmek, bana daha haz veriyor. Harvard Üniversitesi’nde yazdığım doktora tezi çok yankı uyandırdı. Yüksek manyetik alanda nötron yıldızlarının ilk kuantum hesaplarını ben yaptım. Aynı zamanda galaksimizin merkezindeki büyük karadelik ile ilgili yaptığım hesaplar sonucu (sonradan gözlemlerle kanıtlanan) bazı tahminlerde bulundum. 26 yaşındaydım ve bütün çalışmaları doktora danışmanımdan ayrı, tek isim olarak yayınladım. Bu da tabi çok ilgi gördü ve bir çok ödül getirdi. Büyük Fikirler de Amerika’daki en başarılı bilim adamlarını öne çıkaran bir listeydi ve ona seçildim. Aynı zamanda NASA tarafından verilen Hubble ödülüne de layık görüldüm. Hubble kadrosuna alınmış ilk ve tek Türk’üm. Türkiye’nin ismini bu vesileyle duyurmuş olmak beni çok mutlu etti tabi. Bunun dışında son on yılda birçok ödül aldım. Bunun dışında son on yılda birçok ödül aldım. 2013 yılında Amerikan Astrofizik Derneği’nin yılda bir defa en başarılı astrofizikçiye verdiği Maria Goeppert Mayer ödülüne layık görüldüm. 2010 yılında Harvard Üniversitesi’nin en başarılı astrofizikçi ödülünü aldım. 2012 yılında Harvard Radcliffe Enstitüsüne, 2014 yılında Berkeley Miller Enstitüsüne üye seçildim. Aynı zamanda Türkiye’de Bilim Akademisi üyesiyim.

feryal_ozel_bilgisayar_kara-delikBirçok öğrenci için fizik ve matematik dersleri okul yaşamı boyunca karşılaşılan en zor derslerin başında geliyor. Sizin bu derslere ilginiz nasıl oluştu? Bu derslerin daha fazla sevdirilmesi için nasıl bir eğitim uygulanmalı?

F.Ö: Benim matematik ve fiziğe olan ilgim çok erken yaşlarda başladı. Bana bu konular hep rahat anlaşılır ve mantıklı geldi. Örneğin, tarih konusuna baktığımda insanların neyi neden yaptığını anlamak çok güç geliyor. Matematik öyle değil. Her şeyin birbiriyle ilişkisi basit bir mantık çerçevesine dayanıyor. Bu bana hep daha kolay geldi. Matematik ve fizik, gerçekten öğretmesi kolay olmayan; ama yetenekli öğretmenler tarafından, iyi öğretildiğinde çocuklara aslında kolay gelecek dersler. Çocukları zorlamadan, ezbere dayandırmadan anlatmak gerekiyor. Ben bu konuları öğretmeyi çok seviyorum. Her şeyi en basit kavramlara indirgeyip anlattığımızda öğrencilerin yüzünde anladıkları zaman oluşan pırıltıyı görmek çok zevkli. Fizik konusunda ayrıca deney yaparak öğretmek çok etkili oluyor. Öğrenciler kendi elleriyle deneyip gördükleri sonuçları unutmuyor, oysa ezberledikleri şeyler sınava kadar bile akıllarında kalmayabiliyor.

“AİLENİN DOĞRU YÖNLENDİRMESİ ÇOK ÖNEMLİ”

Bilimi sevdirmede ailenin rolü hakkında ne düşünüyorsunuz? Doktor bir anne-babaya sahip olmanın Bilimi sevmenize ve akademik seçiminize katkısı oldu mu? 

F.Ö: Ailenin desteği çok önemli. “Fizik okuyup da ne yapacaksın” gibi yaklaşımlar yerine, çocukların gerçekten sevdikleri ve ilgi duydukları konu neyse ona yönlenmelerine izin vererek aileler en büyük desteği sağlayabilirler. Benim için anne ve babamın doktor olması, teyzemin Kimya profesörü olması elbette şanstı. Ama en önemlisi bana ilkokul 3. sınıftayken bir bilim ansiklopedisi almalarıydı. Oradaki konuları okuyup, resimlere bakarak merakım ve sevgim daha da gelişti. Bu tür küçük denilebilecek bir eylem bile çok katkı sağlayabiliyor.

feryal_ozel_aileAkademisyenlik, bilim ve annelik…Feryal Özel, bu üçü de büyük sorumluluk isteyen vazifelerin üstesinden nasıl gelebiliyor?

F.Ö: Üçünü birden yürütmek tabi ki haz veriyor ama hemen zor olduğunu da itiraf edeyim. her zaman yapmam gerekenleri ve yapmak istediklerimi 24 saate sığdıramıyorum. Bazen ailemden ödün veriyorum gibi bir hisse kapılıyorum, bazen bilimden. Ama Dimitrios da ben de ebeveyn sorumluluklarını paylaşıp, hem çocukarımıza hem birbirimize destek olan anne-baba olmaya çalışıyoruz. Örneğin ben geçen haftanın tümü Almanya’da bir kongredeydim. Evin bütün sorumluluğu eşimin üstündeydi. Ondan önceki hafta eşim bir kongredeydi. Her şeyi mümkün olduğunca önceden planlamak üstesinden gelmemize yardımcı oluyor.

Biraz da araştırmalarınızdan bahsedelim. Çağın en büyük fizikçisi olarak ün yapan felçli bilim adamı Stephen Hawking ile aynı alanda çalışıyorsunuz yani kara deliklerle. Kara deliklerle ilgili 2017’de teleskopların hazır olacağı ve ve kara deliği doğrudan gözlemleyeceği doğru mu? Bu teleskop araştırmalara nasıl bir katkı sunacak?

“BU GÖZLEMLER BİLİMDE ÇIĞIR AÇACAK”

F.Ö: Evet, 2017 yılında dünyadaki bir çok radyo teleskobunu aynı anda kullanarak galaksimizin merkezindeki karadeliği doğrudan gözlemleyeceğimiz, yani bir anlamda resmini çekeceğimiz doğru. Bu şu anda beni en çok heyecanlandıran proje ve gözlemleri gerçekleştirip teorik olarak değerlendirecek çekirdek takımın üyesiyim. Karadeliklerin varlığı konusunda indirekt bir çok kanıt var elimizde. Ama bu gözlem doğrudan kanıt sağlamanın yanısıra, Eintein’ın genel rölativite teorisini doğrudan test etmemizi sağlayacak. Bu teoriye göre kara deliğin çevresinin parlak, “gölge” dediğimiz bir kısmının da tamamen karanlık olması gerekiyor. Bu hesaplamalar üzerinde yoğun olarak çalışıyoruz ve bilimde çığır açacak bu gözlemler için gün sayıyoruz…

Stephen Hawking, Tanrı parçacığı da denilen Higgs parçacığının kesinlikle bulunamayacağını söylüyordu fakat bulundu. Bilim adamlarının uğrunda çarpıştığı bu parçacığın önemi nedir?

F.Ö: Higgs parçacığı kendi başına önemli olmaktan çok bütün temel parçacıkların birbiriyle etkileşmesini açıklayan teorideki rolü nedeniyle ön plana çıkıyor. Standart Teori dediğimiz bu teori, maddenin yapıtaşı olan bütün temel parçacıkların kütlelerinin Higgs alanıyla etkileşmesinden kaynaklandığını öne sürüyordu ama yıllarca bunun doğrudan hiçbir kanıtı yoktu. Higgs parçacığının bulunması bu beklentiyi kanıtladı, yani dolayısıyla teorinin bütün sonuçlarının doğru olduğunu gösterdi. Hepimiz o nedenle bu kadar heyecanlandık.

Bilim insanları ‘Nükleer Armageddon’u simgeleyen ‘Kıyamet Saati’ni ileri alarak dünyanın sonunun yaklaştığı uyarısında bulunuyorlar. Hükümetler ve bilim insanları, nükleer silahların ortadan kaldırılması ve küresel ısınmanın önlenmesi için çare bulamazlarsa bizi büyük bir tehlikenin beklediğine dikkat çekmeye çalışıyorlar. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?

“TOPLUMLAR, TEHLİKENİN BÜYÜKLÜĞÜNÜN FARKINDA DEĞİL”

F.Ö: Nükleer silahlar ve hatta daha da önemlisi küresel ısınma gerçekten dünyamız için ciddi tehditler. Nükleer silahların tehlikesini çabuk kavradık ve nispeten tehlikeyi azaltacak bazı önlemler aldık ve alıyoruz. Ama küresel ısınma konusunda toplumlar daha tehlikenin büyüklüğünün farkında değil ne yazık ki. İklim değişiklikleri, kuraklık, deniz seviyesinde ciddi değişmeler, seller, hastalıklar, gittikçe artarak dünyayı tehdit edecek, ama insanlar bu tehlikeyi bir savaş kadar net gözlerinin önünde canlandıramıyorlar. Dolayısıyla bu konuda önlem almakta gecikiyoruz.

feryal-ozel_dedektorDünyanın en prestijli kurumlarından biri olan NASA maceranız nasıl başladı?

F.Ö: Ben 2002-2005 yılları arasında doğrudan NASA kadrosunda bulundum, aldığım Hubble ödülü çerçevesinde. 2005 yılında Arizona’da profesör olduktan sonra da NASA’da devamlı yürüttüğüm birçok projem oldu. Örneğin şu anda bunların en önünde gelen proje Uluslararası Uzay Üssü’ne 2016 yılında konulacak NICER isimli X-ışını dedektörüyle ilgili çalışmam. Bu konuda NASA’nın Washington D.C.’de bulunan Goddard Uzay Merkezi’ne sıklıkla gidiyorum ve bu projenin nötron yıldızı çalışmalarını yürütüyorum. Uzaya teleskop gönderebilmek ve atmosferden etkilenmeden uzayı gözlemlemek bize yeni ufuklar açıyor. O nedenle bu tür projelere katkıda bulunmak çok keyif veriyor.

Dünya dışı yaşam arayışı her çağda insanoğlunun evreni sorgulamalarından biri olmuş. NASA’nın uzaylıların yaşadığını bildiği ama sakladığı çok fazla konuşulur oldu. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz? Uzaylılar gerçekten var mı?

“UZAYDA HAYAT OLMAMASI İMKANSIZ”

F.Ö: Uzayda hayat olduğu konusunda elimizde hiçbir kesin kanıt yok. Bu tür söylemler hep olur. İnsanların hayal güçleri çok geniştir biliyorsunuz ve bilim kurgu konuları hep ilgi çeker. Ama tekrar söyleyeyim, şu ana kadar uzayda yaşamın veya başka bir uygarlığın varlığını gösteren hiçbir gözlem olmadı. Benim görüşüm, uzayın başka bir yerinde hayat olmaması neredeyse imkansız. Milyarlarca galaksi, her galakside milyarlarca yıldız, ve o yıldızların çevresinde gezegenler… Bize nispeten yakın yıldızların çevresinde günümüze kadar 6000’den fazla gezegen tespit ettik. Neredeyse baktığımız her yıldızın çevresinde Güneş’imizin çevresinde olduğu gibi gezegenler var. Bunların birçoğunda hayat için uygun koşulların oluşmuş olması çok büyük bir olasılık. Umarım önümüzdeki yıllarda bunun direkt kanıtını da bulabiliriz.

Türkiye’de oldukça zeki öğrenciler olmasına rağmen bilim adına pek bir yol katedemiyor, başarılı gençlerimizi de ülkede tutmayı başaramıyoruz. Neyi yanlış yapıyoruz?

“TEMEL BİLİME BAKIŞTA KATETMEMİZ GEREKEN AŞAMALAR VAR”

F.Ö: Tabi ki, Türkiye’de zeki ve potansiyeli olan çok öğrenci var. Ama toplumca temel bilime bakışta hala katetmemiz gereken aşamalar var. Eğitime ve bilime değer veren ülkelerin teknolojileri de, ekonomileri de, sosyal yapıları da daha iyiye gidiyor. Kısa vadeli düşünüp “Bunun ne yararı var?” demediğimiz sürece bütün topluma olan katkılarını fazlasıyla görüyoruz. Türkiye’nin de bu konuda adım adım ilerleyeceğini ümit ediyorum.

Çok genç yaşta bilimin zirvesine adını yazdıran biri olarak Türk gençlerine tavsiyeniz neler olacak?

“YETENEK TEK BAŞINA YETMEZ, YILMAYIN”

F.Ö: Gençlere gerçekten sevgi ve ilgi duydukları konulara yönlenmelerini tavsiye ederim. Ama sadece sevmekle de olmuyor. Emek, disiplin, yılmamak en az yetenek kadar önemli faktörler. Önünüze çıkan ilk engelde pes etmeyin. Başarılı bilim insanlarının, iş insanlarının, sanatçıların, toplumları ileriye götüren politikacıların biyografilerini okuyun. Hepsinin önlerine ne kadar çok engel çıktığını ve yılmadan birer birer o engelleri aştığını göreceksiniz.

Türkiye gündemini takip etme şansınız oluyor mu? Şu an Türkiye’nin içinde bulunduğu tablo hakkında ne düşünüyorsunuz?

“DEMOKRATİK SİSTEM ÇÖKERTİLMEK İSTENİYOR”

F.Ö: Gündemi yakından takip ediyorum. Türkiye çok ama çok zor bir dönemden geçiyor. Ülkemizdeki demokratik sistemi çökertip otokratik, teokratik bir yapı kurmak isteyenler var. Ve bu yolda ellerinden geleni yapıyorlar. Karamsarlığa düşmemek çok zor. Ama ben yine de bütün gücümle umudumu kaybetmiyorum. Türk insanı akıllıdır, sağduyuludur, basit oyunlara gelmez. Herkesi sakin ve sağduyulu olmaya çağırıyorum. Vatandaşlık görevlerini görev olarak değil bir avantaj olarak görüp yerine getirmeye davet ediyorum.

Bu kış Ankara ve İstanbul’da öğrenciler ve bilim severler ile birkaç buluşma da gerçekleştireceksiniz. Ne zaman ve nerede olacak bu buluşmalar?

F.Ö: Evet, bu kış keyifli ve yoğun bir Türkiye programım var. Hem İstanbul’da hem Ankara’da üniversitelerde bilimsel konuşmalar yapacağım. Bunun dışında 18 Aralık’ta İstanbul’da lise öğrencileriyle ve bilimseverlerle belediye salonunda buluşup, sohbet edeceğim ve sorularını cevaplayacağım. Bu buluşmanın son ayrıntıları yavaş yavaş netleşiyor. İlgi duyan okuyucularımız bu buluşmanın ayrıntılarını ve diğer bilim haberlerini www.facebook.com/feryal.ozel.astro Facebook sayfamdan takip edebilirler.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Sözcü veya sozcu.com.tr sorumlu tutulamaz.