Reklamsız Sözcü

Kalkanın iyisi nerede yenir?

Kalkan yemeye Balıkçı Karaman’dayız...
09:4313 Mart 2016
Kalkanın iyisi nerede yenir?
Kalkan yemeye Balıkçı Karaman’dayız...

Manisa'dan dostlarımız geldi. Murat Şenay kardeşimiz, babası Ramazan Bey'i ve kayınpederi Adnan Bey'i almış gelmiş. Mecburi hizmeti Manisa'da yaptığımız için orada çok dostumuz var… Oradaki güzel günlerimizi unutamıyoruz. Manisalı dostlarımız orada satılmadığı için kalkan balığına hasret kalmışlar. İstanbul'a gelince canları kalkan çekti. Onları hem gezdirmek hem de kalkanın en iyisini yedirmek için Boğaz Yolu'ndan Rumeli Kavağı'na doğru gidiyoruz. Pazar öğleden sonrası olmasına rağmen yollar neyse ki sakin, yer yer tıkanıyor, ama trafik akıyor. Rumeli Kavağı'nda kalkanın ustası BALIKÇI KAHRAMAN'dayız…

MEKAN TAMAMEN DOLDU…

Saat öğleden sonra dört, lokantanın yarısı dolu. Bizi set üstünde duvar dibine alıyorlar. Set üstü biz oturduğumuzda boş, ama yavaş yavaş doluyor. Sormadan masaya domates salatası, karışık salata, turşu, beyaz peynir, midye dolması, lakerda geliyor. Manisalılar lakerdaya da yabancı, kimi seviyor, kimi tabağında bırakıyor. Midye dolması da tam benim sevdiğim gibi Ermeni usulü, ama Egelilere tuhaf geliyor. Onlarda kuş üzümü, dolmalık fıstık yok. Gelenleri büyük bir zevkle yiyoruz. Özellikle bu mevsimde bu kadar lezzetli domates bulmak zor, domates salatası hemen bitiyor, söyletmeden yeniliyorlar. Biz başlangıçları bitirirken salon neredeyse tamamen doluyor.
Ara sıcak yemeyelim diyoruz ki kalkana yer kalsın, ama balık kokoreç de yememiş bizimkiler, dolaşırken çeviriyoruz. Tereyağında peynirli kokoreç de geliyor masaya. Kahraman Bey, sürekli ayakta, masaları gözlüyor. Bizim masaya da iri istavrit ve hamsili mısır ekmeği yolluyor. İstavrit ağızda dağılıyor. Ama daha kalkan gelmeden karnımız doymuş durumda.

KESİNLİKLE BALIKLARIN KRAL

Nihayet kalkanımız geliyor, bir bütün halinde kıvamında pişmiş. Garsonumuz tabaklara servis yapıyor. Kesinlikle kalkan balıkların kralı. Tek bir parça kalmayıncaya kadar bitiriyoruz. Kalkanı yerken biten salatalar sormadan yenileniyor, tabi ki çok hoşuma gidiyor.

Yemek sonrası tatlı diyorlar, sadece bir kişilik diyoruz, ama birer porsiyon ayva, kabak, şekerpare ve incir tatlısı geliyor. Kekik çayı eşliğinde tıka basa doymamıza rağmen tatlıları da paylaşıyoruz. Hava kararmış, lokantada tek kişilik yer kalmamış, dışarı çıkıyoruz, bakıyorum, bizim boşalttığımız yer hemen doluyor, biz de keyifli bir biçimde Boğaz'a doğru tekrar yola koyuluyoruz.

MUDURNU'DAN GEÇERKEN…

Bolu yakınlarındaki Mudurnu ilçesini çok severiz, henüz yapısı bozulmadığından, doğallığı bozulmadığından yakınlardan her geçişte uğrarız. Ada, Duru, Itır ve Ahmet Aykut ailesiyle Bolu'ya yaptığımız bir gezide de dayanamayıp Mudurnu'ya uğruyoruz. Hedef, Mudurnu'nun küçük çarşısının girişindeki iki katlı şirin bir halk lokantası: MUDURNU KANAAT LOKANTASI. 1950'den beri var olan şimdilerde Savaş Kaymakçıoğlu'nun işlettiği bir lokanta. Hava çok soğuk, hemen sobanın dibine ilişiyoruz.

Önce keş ve tereyağı ile servis edilen bir tür değişik kesim erişte türü olan kaşık sapı yiyoruz. Arkasından da Mudurnu tavuksuz düşünülemeyeceği için tavuk sote yiyoruz. Arkasından da sıcak bir çay. Ada ve Duru erişteyi çok sevdiği için Aykut Ailesi evde pişirmek için erişte ve keş de alıyor. Dayanamayıp biz de alıyoruz, tabi yanına tarhana ve reçel de katıyoruz. Fiyatlar bir İstanbullu için o kadar cazip ki her şey için ödediğimiz ücret İstanbul'daki bir ana yemek fiyatı kadar. Çocuklar mutlu, biz mutlu, hem içimiz hem de kalbimiz ısınmış olarak yolumuza devam ediyoruz.

Son güncelleme: 09:5816.03.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet