Reklamsız Sözcü

Genç yönetmen Gökhan Kaya: Sanat aydınlanmanın ön koşuludur

Başarılı kısa filmlere imza atan üniversite öğrencisi Gökhan Kaya, çok ses getiren filmi Haşa'yı Sözcü'ye anlattı
Gamze KAYA
15:2618 Kasım 2016
Genç yönetmen Gökhan Kaya: Sanat aydınlanmanın ön koşuludur
Başarılı kısa filmlere imza atan üniversite öğrencisi Gökhan Kaya, çok ses getiren filmi Haşa'yı Sözcü'ye anlattı

Gökhan Kaya, Dokuz Eylül Üniversitesi’nin yetiştirdiği en genç yönetmenlerden. Hazırladığı projelerle toplumsal olaylara değinen Gökhan Kaya, ‘Haşa’ adlı kısa filmi ile 10 Ekim Ankara katliamını ele almıştı. Toplumu derinden sarsan negatif olaylara insanların alıştığına yönelik bir tespit içinde olduğunu dile getiren genç yönetmen, Şık Hayat’a çarpıçı açıklamalar yaptı.

Türkiye’nin en genç yönetmenlerinden birisin. Biraz kendinden bahseder misin?

1995, Eskişehir doğumluyum. Eskişehir dışında Batman, Erzurum, Kastamonu, Afyon ve Ankara'da da yaşadım. Şu an ise İzmir'de, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Film Yönetmenliği ana-sanat dalındayım. Birçok şehirde yaşamış olmanın bir getirisi olarak, zihnimde Türkiye halkının kabaca bir portresini çıkardım. Bu, üretim aşamasında hayati önem taşıyor. Eğer bu topraklarda film yapacaksak, bu toprağın verdiği meyveleri tatmamız gerekli.

gokhan-kaya1

Neler ürettin peki?

Filmlerden bahsetmek gerekirse, şu an için 3 kısa filmim var. Aşağı Tırmanmak (2014), Sığınıp Kof Sözlere (2015) ve son olarak Haşa (2016). Bu filmleri gerçekleştirirken içinde bulunduğum süreç, kendimi ve yaptığım işi de eleştirmeye itti. Ben, bu camiaya çöreklenmiş ve artık işlevini yitirmiş kısa film tanımına karşı bir yönetmenim. Kısa film algısını kesinlikle değiştirmeliyiz. Festival odaklı çekilen, söylemini dolandıran hatta bir söylemi dahi olmayan filmlerin tekeline son vermeliyiz. Sanat, aydınlanmanın ön koşuludur. Eğer bir savaşın içerisindeysek bizim elimizde kalan son kale sanattır. Çok basit, benim bir derdim var ve bunu elimden geldiğince sizlere anlatmaya çalışıyorum. Kullandığım “araç” ise sinema.

hasa1

‘Haşa’ ile 10 Ekim’de Ankara’da birçok masum insanın ölümüyle sonuçlanan katliamını ele almışsın. Bunun özel bir nedeni var mı?

Haşa, 10 Ekim'den referansla yazılmış bir film fakat sadece 10 Ekim değil, insanların ölme hakkını dahi elinden alan her türlü eyleme ilişkin bir film. Bunu sürekli belirtiyorum. Doğuda, batıda veya Türkiye'de ya da Fransa'da… Her nerede olursa olsun, bu patlamalara ve tüm terör eylemlerine “yeter!” demeye çalışan bir film.

“KATLİAMLAR SIRADANLAŞIYOR”

Toplumsal belleğimiz artık ölümlerden ibaret. Ben Ankara'da yaşarken sokağa çıktığımda şundan çok etkilenirdim: Örneğin Anafartalar Caddesi’nden geçerken, yıllar önce orada patlayan bir bomba ile binaların duvarları parçalanmış ve oralar daha sonra yamalanmıştı. Yamalanan kısım eski yerlerden hep daha açık renkli olurdu. Ulus'ta, Kızılay'da nereye giderseniz gidin bu yamalanmış binaları görmemeniz mümkün değildir. Bir binanın duvarı bile hayatımızda bu denli bir iz bırakıyorsa, o patlamalarda yakınlarını kaybeden insanları bir düşünün. Koca bir hayatı göğsünüzde bu acı ile geçirdiğinizi düşünün. Korkunç bir şey bu. Daha da korkunç olan bir şey var ama. O da bu katliamları kanıksamak, sıradanlaştırmak.

katliam

Filmin çekimlerinde seni en çok zorlayan sahne hangisi oldu?

Filmin çekim aşamasında neredeyse hiçbir sorun yaşamadık. Sorun daha çok çekim öncesi aşamasında oldu. Seçtiğim ilk oyuncular bana söz verdiği halde, sete günler kala “Bu senaryo bizim dünya görüşümüze uymuyor, bize müsaade” deyip kenara çekildiler. Bunun yanı sıra yaşadığımız onca zorluğa rağmen festivallerde ve düzenlenen gösterimlerde olağanüstü tepkiler aldık. 10 Ekim günü hayatını 5-10 dakika ile kurtaran insanlar gözleri dola-dola bana teşekkür ettiler. Bu tarz geri dönüşler aldığımda yaşadığımız zorlukların ise hiçbir önemi kalmadı. O an doğru yolda olduğumuzu anladım. Umarım bu film daha fazla insana ulaşabilir ve ben daha fazla görüş dinleyebilirim. İzleyicinin görüşü, bizim sinema seyrimiz açısından oldukça kıymetli oluyor.

gokhan-kaya2

“BU FİLM İMECE USULÜ ÇEKİLDİ”

Film için en büyük desteği nereden aldın?

Şunu belirtmek gerekir ki bu film imece usulü ile çekilmiş bir film. Oyuncular dahil tüm ekip gönüllü çalıştı. En büyük desteği ekibimden ve oyuncularımdan aldım. Onlara minnettarım. İzmir Devlet Tiyatrosu’nda mükemmel işler çıkaran Cemalettin Çekmece'ye, sinema emekçisi Sencar Sağdıç'a, tüm filmlerimde benimle birlikte çalışan, görüntü yönetmenliğini ve yardımcı yönetmenliği üstlenen kardeşim Oğuz Han Kaya'ya, Eren Rüya'ya, Çağrı Güreş'e, İkra İnan'a, Özgür Turhan'a, Yasin Baysal'a ve filmde anne rolünü üstlenen annem Hilal Kaya'ya çok teşekkür ederim. Film için en büyük desteği bana onlar sağladı.

hasa1

‘Haşa’yı yazarken en çok neyi amaçladın?

Amacım net, bu film belli bir zümrenin tekelinde tüketilip yok edilmeden her kesime ulaşabilsin ve bir tartışma yaratabilsin. “Avam anlamalı, havas beğenmeli.” Bu söylem üzerinden genel izleyiciyi de seçkin izleyiciyi de yakalama gayreti içindeyiz. Dolayısıyla filme teolojik bir alt öykü de ekledik. Yakup, Yusuf ve Yusuf'un 11 kardeşinin öyküsü üzerinden, filmdeki kurmaca katliamın failini alegorik olarak işaret etmeye çalıştık. Tamam, biz değinilmesini elzem olarak gördüğümüz bir meseleyi ele aldık fakat öte yandan bunu sinema ile yapıyorsak, sinema estetiğini de göz ardı etmemeliydik. Dolayısıyla filmin katmanlı yapısı hem seyir zevkini artırmak hem de her kesimden izleyiciyi yakalamak amaçlı tasarlandı.

gokhan

CİNSEL İSTİSMARA ‘OBJEKTİF’ BAKIŞ

Cinsel istismarla ilgili bir proje yapmayı düşünür müsün?

Memleketimde cinsel istismarla ilgili projeler zaten yapılıyor. En son tecavüze uğrayan çocuğun tecavüzcüsü ile evlendirilmesine ilişkin bir proje yapıldı biliyorsunuz. Onun dışında “bir kereden bir şey olmaz” ve “rızası vardı” projeleri hâlâ hayatta. Bir de “O saatte orada ne işi varmış?” ve “Şort giyeni indirin” projeleri var. ‘Adamlar bu konu üzerine zaten çalışıyor ve ortaya daha evvel eşi benzeri görülmemiş işler çıkarıyorlar.

Sence sinemanın toplumu harekete geçirmekteki rolü nedir?

Sinema tarihte pek çok kez propaganda aracı olarak kullanıldı ve toplumları yönlendirdi. Nazi Almanya’sı sinemasını ve Sovyet Komünist sinemasını inceleyebilirsiniz. Hatta kültürel propagandayı da dahil edersek günümüzde Hollywood eksenli olarak ‘Dünya popüler kültür sineması ve televizyon’, kitleleri etkilemek adına faşizmin kullandığı en önemli silahlardan ikisi. Şu an için toplum, sinema aracılığıyla ‘harekete geçmek üzere olana’ güdümleniyor. Gidin alışveriş merkezlerine kafanıza göre bir filme girin. Bütün aykırı karakterlerin filmin sonunda cezalandırıldığını görürsünüz. Milyon dolarların döndüğü o filmlerin hepsi seyirciye sivrilmemeyi öğütler. Nasıl bir korku gerisini siz düşünün. Bunu sinema üzerinden yapıyorlar. Neden bunun tam aksi yapılamasın? Sinema bize bahşedilmiştir, gereğini yapacağız.

Yeni projelerin olacak mı?

Yeni kısa filmimin senaryosu tamamlandı. Bu sefer büyük bir prodüksiyon gerekiyor. Dolayısıyla ekonomik desteğe ihtiyacım var. Yapımcı bulamazsam çok güvendiğim bu senaryo rafa kalkmış olacak. Kısa filmcilerin bir sorunu da bu. Bakanlığın dışında –ki bu kulvardaki şansımız genelde çok küçük oluyor, kısa filmleri fonlayacak pek fazla oluşum yok. Bir şekilde sesimizi duyurmamız gerekiyor.

İLGİLİ HABERGülten Taranç: Kadına şiddetin coğrafyası olmazGülten Taranç: Kadına şiddetin coğrafyası olmaz

Son güncelleme: 16:5018.11.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet