Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
70 yaşına geldiğimizde zengin olmak istiyoruz
70 yaşına geldiğimizde zengin olmak istiyoruz
Türk müziğinin nev-i şahsına münhasır topluluğu Flört, son albümü 'Bambaşka'da yine bambaşka bir tarzla müzikseverlerin karşısında...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 30 Temmuz 2017 - 00:40

Ozan Kotra, Çağatay Kehribar, Hakan Çağlar ve Ata Akdağ’dan oluşan Flört’ün son albümü sahici, samimi, hayatın hakiki noktalarına temas eden eserlerle dolu. Zaten onlar da “Laf ebeliği yapmak bizim tarzımız değil” diyor. “70 yaşına geldiğinizde nasıl bir Flört hayal ediyorsunuz” sorusuna ise “Zengin bir Flört” cevabını veriyorlar…

flort1

‘Bambaşka’ albümünün hazırlık süreci nasıl geçti?
Ozan Kotra: Yeni bir albüm yapalım dedik. ‘Aşk Böyleymiş Meğer’i çıkartmıştık o da bizim için geçiş albümü niteliğindeydi. Biz de geç kalmadan bir albüm yapalım dedik, eteğimizdeki taşları döktük. Hem albüm sürecinde yazdığımız şarkılar var hem de onun kısa bir süre öncesinde yazılan şarkılar var. Herkes şarkıları döktü. Bizim bir ‘Flört Barajı’ var, RTÜK gibi. Şarkıları ortaya koyuyoruz, kimilerini eliyoruz, kimilerini alıyoruz.

flort2

Bu albümü bambaşka yapan unsur ne?
Çağatay Kehribar: 2 haftada kaydettik bu albümü, unsurlardan birisi bu. Ayrıca hücum kayıt yaptık. Ve dördümüzün 2001 yılından beri tam anlamıyla yaptığı ilk albüm.

O.K.: Flört’ün müzik sektörü içerisinde bambaşka bir kulvarda olması da albümün adını belirledi. Biz albümü oluştururken ‘Bambaşka’ isimli albüm yapalım diye yapmadık. Biz hep daha farklı bir renk olduk. Geçmişten gelen köklere sarıldık. Kendi yenilikçi anlayışımızı da müziğimize katmaya çalıştık. Şarkı söyleyişimizdeki stilimiz, yazım stilimiz, yorumlama biçimlerimiz, sound anlayışı, dört kişinin de şarkı yazıp söylüyor olması, çok sesli vokaller, bizi farklılaştırıyor. Gerçekten de çok para kazanması gereken bir grubuz (Gülüyor).

img_0538

Ne zaman kazanmayı planlıyorsunuz çok parayı?
O.K.: Para kazanmaya başladık. Ama daha çok para kazanmak istiyoruz.

Sizi anlatan ilk film ‘Tehlikeyle Flört’te de para peşindeydiniz. İkinci filmde zengin karakterler görürüz öyleyse…
Ç.K.: Zaten ilk filmin sonunda zengin oluyorduk. İkinci filmde de baya parası olan insanlar oluruz muhtemelen.

‘LAF EBELİĞİ YAPMIYORUZ’

Sizin şarkılarınızda büyük cümlelerden ziyade hayatın daha sahici yönüne eğilen sözler var. Bu durum ‘Flört Barajı’ndan nasıl geçiyor?
O.K.: Yapmacık davranmıyoruz. ‘Şöyle bir laf yazalım da artistik olsun’ diye düşünmüyoruz. Zaten şarkı da, şiir de öyle yazılmaz. Öyle şiir yazanların şiirlerini de hemen anlayabiliyorsun zaten. Laf ebeliği yapmak bizim tarzımız olmadı. Biz yalın, herkesin anlayabileceği, gayet rahat yazmaya gayret gösteriyoruz.

Ata Akdağ: Belli bir yaşa hitap eden şarkı yazım tekniği de var. O yaşta duygular biraz daha kabarık oluyor. Yazana bakıyorsunuz, 40 yaşında, yazdığı sözlere bakıyorsunuz bir de, sanki yazdıklarını yaşamıyor. Bu yapmacık oluyor biraz. Ne yaşıyorsunuz, biraz da onu yazıyorsunuz. Sanatçı, yaşadıklarının birikimini dökmeli. Kendimden de arkadaşlarımdan da bunu beklerim. Değerlendirirken biz bunlara da dikkat ediyoruz. Önce kendimizi, sonra birbirimizi ikna etmeliyiz. Biz önce kendimize yazıyoruz şarkıları. Sonra dinleyicilerle buluşturuyoruz.

img_0557

O.K.: Son albümde üç-dört tane şarkıyı sadece birbirimize yazdık. Sadece aşık olduğumuz kadınlara şarkı yazmıyoruz. Bu da Flört’ü gayet sempatik ve samimi bir hale sokuyor.

İlk klibi Yorgun Düştüm’e çektiniz. Nasıldı çekimler? Senaryoya, temaya, kostümlere müdahil oluyor musunuz klip çekimlerinde?
O.K.: Biz her şeye burnunu sokan bir dörtlüyüz. Kartonetten tut da, klibe kadar her şeye karışıyoruz. O yüzden Flört’te işler biraz heyecanlı ilerler.

‘AYRILMAYI BAŞARAMADIK’

Hiç anlaşmazlık yaşadığınız oluyor mu?
A.A: Yaşıyoruz tabii, ama o yüzden güzel bir şeyler çıkıyor ortaya. Benim göremediğimi elbet bir başkası görebilir. Dördümüzün gözünün de eklenmesi, hataları minimize ediyor.

MFÖ’nün son albümü ‘Kendi Kendine’yle ilgili Mazhar Alanson, “Bu albümün farkı, kayıtta hiç kavga edip, küsmedik” demişti. Sizde de böyle küslükler, kavgalar oluyor mu?
O.K.: Birbirimize gaddarca davrandığımız dönemler oldu. Ne zaman birbirimizden ayrı kalmaya kalkıştıysak ya da Flört olmanın dışına çıkmaya çalıştıysak, hayat bizi hep bir arada tuttu. Hep bir arada olduk. Ayrılmayı başaramadık. Hepimiz de niyet ettik buna aslında. Ama bir şekilde bir araya geldik. Sürecin sonuna baktığımızda, para kazanmaya başladıktan sonra birlikte kalmak daha mantıklı oluyor. Zamanla birbirimize daha çok saygı duymaya da başladık. 25 yıllık bir arkadaşlık sürecinin sonunda en azından 3-4 gündür bunu becerebiliyoruz (Gülüyor).

img_0588

‘BİR ŞARKIMIZ KIZIL ORDU İÇİN… ‘

‘Maç Başladı’ şarkınız tam tribünlere göre… Sizce ilk hangi takımın taraftarı kendisine uyarlar?
A.A.: Geçen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağzından “Bu yol bizim yolumuz” sözlerini duydum. Şarkı da da aynı sözler geçiyor. Bilmiyorum, bizden mi esinlendi (Gülüyor). ‘Maç Başladı’, çok enteresan bir şarkı. Geçen sene Aralık ayında Kızılordu Korosu’nu taşıyan uçak düşmüş ve 64 müzisyen yaşamını yitirmişti. Çok önemli bir olaydı. Beni de çok derinden etkiledi. O şarkıdaki vokaller de sanki Kızılordu üyeleri söylüyor gibi. O şarkıyı onlara ithafen yazdık…

Flört’ün klasik eserlerinden Rasta Baba’nın ikincisi de bu albümde var. Şarkının sonunda Cihangir’in ve kentin değişimine yönelik bir sitem de var. Nasıl görüyorsunuz İstanbul’daki değişimi?
O.K.: Rasta Baba’yı yazdığımda 2000’di. O zaman Cihangir’le sıkı bağlantımız vardı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi’nde okuyordum. İstanbul bundan 16 sene de bambaşkaydı. Evet, Kız Kulesi yerinde duruyor ama Boğaz Köprüsü’nün bile ismi değişti. İstanbul, çok değişti. İnsan profili de değişti. Eskiden bütün İstanbul’un hepsi entelektüel demiyorum ama, şu anki mimari durumu, havası, rüzgarı, aurası çok değişti. Rasta Baba da 16 yıl sonra bu değişten nasibini aldı.

‘TOPLUMSAL ŞARTLAR ALBÜME SİRAYET EDİYOR’

Bu değişimler Flört’ün müzikal serüvenini nasıl etkiliyor?
O.K.: Biz kendi işimize bakıyoruz. Kendi yaptığımız müziği geliştirmeye çalışıyoruz. Bunun içinde ülkenin sosyal durumu, politik düşünceler, eşinizle olan ilişki durumunuz, grup arasındaki psikoloji var… Bütün bu şartlar albümlere sirayet ediyor.

Orhan Veli Kanık’a da selam gönderiyorsunuz albümde… ‘Ayrılış’ şiirini bestelediniz.
O.K.: Hiçbir Flört albümünde başkalarının beste ya da sözü bulunmaz. Biz sadece kendi ürettiklerimizi kullanırız ve yola da böyle çıktık. Bugün Ajda Pekkan şarkısını cover yapmak Flört’e hiçbir şey kazandırmaz. Maddiyat bir yere kadar. Ama Orhan Veli, bizim dünyamızda nev-i şahsına münhasır bir isim. Ben Garip edebiyatından da çok etkilenmiş bir insanım. Şarkılarımda da Garip edebiyatında yazan bir insan gibi yazmaya çalışırım. Orhan Veli de hayatımda çok önem taşıyan bir büyük insan. Onun ‘Ayrılış’ şiirini besteledik.

Flört’te diğer gruplara nazaran ilgi ve şöhret de daha demokratik paylaşılıyor. Öne çıkan bir özne yok üyeler arasında. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Hakan Çağlar: Bizler kendimizi geliştirmeyi seven insanlarız. Grupta bir tane parça yapmak için kitaplar okuyoruz, araştırıyoruz, izliyoruz. Bizler bu konuda kendimizi geliştirip de eserlerimizi ortaya koyuyoruz. Keza, dostlarımın da egosuzluğu ve hiçbir grupta görülmeyen komplekssiz durumumuz, diğer isimlere de çok örnek oluyor.

O.K.: Bizi değerli kılan şeylerden bir tanesi, Flört gibi bir grubun son albümünün açılış parçasını davulcunun söylemesi… Bizim için şarkıyı o söylemiş, bu söylemiş önemi yok. Barajdan geçtiyse şarkı yazarından çıkmış, Flört’ün malı olmuştur. Bizde mühim olan şey yaptığımız işin güzel olması ve insanlara gerçekten bir şeyler verebilmesi.

ARABAYLA DERTLERİ BİTMİYOR

Renkli bir grupsunuz. Başınızdan çok komik, absürd olaylar geçmiştir. Anlatabileceğiniz anınız var mı?
Ç.K.: Bir tanesini anlatayım. Bir kere Çanakkale’den Edirne’ye gidiyorduk. O zamanlar, 88 model bir Volkswagen T3’ümüz vardı. Hâlâ var, ancak şu an müzede. Edirne’ye giderken arıza yaptı ve tamir edemedik. Çekici çağırdık, arabadan inmedik ve çekicinin üzerinde konsere gittik. O ilginç bir anıydı.

O.K.: Bir anı daha var. Yine bir gün aynı araçla Ankara’ya konsere gidiyorduk. T3 yine arıza yaptı, o konsere de çekiciyle gittik. Çekicinin üstünde gitmek ilginç bir şey (Gülüyor).

A.A.: Bugün de röportaja gelirken arabanın yağının bittiğini öğrendik. Arabalarla sıkıntımız büyük.

Son yıllarda daha görünürsünüz, neden böyle oldu?
O.K.: Biz bundan 2 yıl önce hiçbir festival, konser teklifini kabul etmiyorduk. Sonra bunun ne kadar gerzekçe olduğunu öğrendik. 2 yıldır sahnelerdeyiz, bu da bize çok yol aldırıyor.

Pop müzikle aranız pek sıcak değil. Sevdiğiniz, dinlediğiniz pop müzik sanatçısı var mı?
H.Ç.: Ben geçen gün Birsen Tezer’in konserine gittim Olimpos’ta…

O.K.: Pop müzik diyor…

H.Ç.: İşte, o kadar diyeyim.

O.K.: Ben Türk pop müzikten hiç hoşlanmam.

A.A.: Pop müzik sayılırsa hâlâ MFÖ dinliyoruz.

Ç.K.: Bu biraz lüks bir otelde binlerce çeşit yemek yapan aşçının hamburger yemesine benziyor.

Son dönemdeki grupları nasıl buluyorsunuz?
H.Ç.: Yeni, deneysel şeyler yapıyorlar. Eskisinden daha çok hoşuma gidiyor. Sözlerinde, müziklerinde bir tarz var. Biraz daha özgünler. Bundan memnunum. Genç arkadaşlar dinletiyorlar.

70 yaşına geldiğinizde nasıl bir Flört hayal ediyorsunuz?
O.K.: Çok zengin… 70’imize kadar yaşarsak çok zengin oluruz. O yaşımızın şarkısı da hazır.

‘ADALETİN TARAFTARIYIZ’

Adalet Yürüyüşü’ne katıldınız, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştünüz. Katılma motivasyonunuz neydi, gözlemlerinizi anlatır mısınız?
H.Ç: Desteklemek istedik yürüyüşü. Ben hiçbir şeyin tarafını tutmam, takım da tutmam. Adalet söz konusuysa, orada olmayı tercih ettim, çünkü bir taraf tutmaya gerek yok.

Ç.K.: Hak arayan insanların yanında olmak benim için önemli. Adalet isteyen birileri varsa, orada bir sorun vardır. Kimse durup dururken adalet istemez. Ayrıcalık istemiyor, adalet istiyor. Orada söylenen tek bir şey vardı: Hak, hukuk, adalet. Bu herkesin istediği de bir şeydi.

O.K.: Bizim kimseden korkumuz yok. Kılıçdaroğlu, bence CHP’nin başına geldiğinden beri en doğru işi yaptı. Bunu yaparken de çok samimi davrandı. Güneşin altında, gömleğinin içindeki atleti teri görüp de etkilenmeyen insan yoktur. Gerçekten ülkenin adalete ihtiyacı var. Kırmadan, dökmeden, gayet olumlu ve ses de getiren bir yürüyüştü. Bence Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de adalete çok ihtiyacı var, çok ihtiyacı olacak. Adaletin taraftarı olmamız lazım.

Son güncelleme: 18:03 - 31.07.2017
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 30 Temmuz 2017 - 00:40