Reklamsız Sözcü

Başarılı oyuncu Emrah Kaman sinema filmini Sözcü’ye anlattı

Ekranların güldüren yüzü Emrah Kaman'ın yazıp yönettiği 'Kaçma Birader' gösterime giriyor
Gamze KAYA
11:404 Mart 2016
Başarılı oyuncu Emrah Kaman sinema filmini Sözcü’ye anlattı
Ekranların güldüren yüzü Emrah Kaman'ın yazıp yönettiği 'Kaçma Birader' gösterime giriyor

Kardeş Payı adlı dizi ile tanıdığımız başarılı oyuncu, yazar Emrah Kaman sinema filmini ve yaşamını Sözcü’ye anlattı…Foto: Sözcü

 

Bugüne kadar ortaya koyulan projelerin yazar kadrosunda yer alan biri olarak ekrana geçiş sürecinden bahseder misin?

Hayatımda ilk kez Kardeş Payı’nda ekrana geçtim ben. Daha önce hiçbir deneyimim ve eğitimim yoktu. Eski arkadaşım Selçuk Aydemir’in teşvikiyle oldu biraz. Biz birbirimize çok güleriz. Selçuk’da aynı şeyi kamera önünde yapmamı istedi. Yapamam deyince “Ne kaybedersin” diye sordu ben de bir daha insan içine çıkamayacağımı söyledim kendisine. O da “Zaten çok evden dışarı da çıkan bir adam değilsin” deyince olan oldu. Kardeş Payı ile başlamış olduk.

Kardeş Payı ile çok sevilen bir karakter oldu Emrah. Dizinin her bölümünün en az bir sahnesi ertesi günden itibaren sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı. Bu başarı sana ne hissettirdi?

Hayatımı çok değiştirmedi açıkçası. Aynı evde oturuyorum, aynı yerlere gidip aynı insanlarla görüşüyorum. Tabi eskiden dağınık çıktığım evimden daha dikkatli çıkmaya çalışıyorum. Beni dağınık gördüklerinde “Hayırdır abi, proje yok diye mi bu kadar saldın” diyenlerin etkisi olmuyor değil.

“BİZ ÖNEMLİ İNSANLAR DEĞİLİZ”

Sokaktan nasıl tepkiler alıyorsun?

Bir diziyi bitirmemize rağmen hala internette en çok izlenen videolar arasında yer alıyorum. Bu da beni mutlu ediyor. İnsanlar hala sokakta gördüklerinde bazı spesifik sahneleri söylüyorlar. Hiç kötü tepki almadım bugüne kadar, çok ilgililer. Karşılarında da egoist birini görmemeleri onları mutlu ediyor. Ego da yapamam ben zaten. Seviyeyi tutturamam. Mesela ailesinden olmayan biriyle çok özel biri değilse neden fotoğraf çektirirler pek anlamlandıramıyorum açıkçası. Ama sevdiklerini hissediyorum. Bu durum beni bir taraftan üzüyor bir taraftan da çok mutlu ediyor. Genç çocuklar geliyor yanıma, elini sırtıma attıklarında ellerinin titrediğini hissediyorum. Bu bir taraftan dayanılmaz bir durum. Çünkü çok saf bir sevgi var bana karşı ve insan bunun karşılığını nasıl vereceği noktasında korkuya kapılıyor. Biz çok da önemli insanlar değiliz. Asıl önemli olanlar onlar. Gerçek hayatı, gerçek sorunları, sıkıntıları olanlar onlar.

 

Toplumun özlediği bir karakterdi Anadolu çocuğu tiplemesi. Benimsediler sanırım…

Birçok coğrafyaya dokundular fakat Orta Anadolu’yu kimse ele almadı. Bunu ilk biz yaptığımız için sevdiklerini düşünüyorum. Bir de güzel yaptığımızı düşünüyorum açıkçası. Çalışkan çocuklarız galiba. Kendinden bir şeyler bulabiliyor insanlar Anadolu insanı tiplemelerinde. Yozgatlı genç bir arkadaşımızı oyunun kadrosuna dahil ettik. Ona Yozgat’ı sorduğumda, “Abi buranın adı hava durumunda bile geçmez” demişti. Memleketlerine dolayısıyla kendi sorunlarına dokununca onların mutlu olduğunu görüyoruz ve bu da bize yetiyor.

Anadolu insanını esprili bir dille çok da başarılı bir şekilde canlandırıyorsun. O coğrafyadan gelen bir göbek bağı var mı yoksa tamamen ezberletilmiş bir rol mü?

Benim annem ve babam Sivas Divriği’lidir. Çok kez de gitmişliğim vardır. Dolayısıyla ait olduğumuz topraklar, biraz da genlerin etkisi diyebiliriz. Kendimi rahat hissettiğim bir konuşma biçimi ve yabancı olmadığım bir ağız. Dolayısıyla Kardeş Payı’ndaki sahneler de hiç zorlamadı beni.

YOZGAT’TAN TAKSİM’E…

Sivas’tan Yozgat’a geçiyoruz… “Kaçma Birader” ile izleyici karşısına çıkıyorsun. Filmde ne anlatılıyor?

Kendi memleketlerinden çıkmamış küçük insanların Taksim’de, bir gecede neler yaşayabileceklerini anlatmaya çalıştık. Yozgatlı bir ailenin en ufak oğlu sevgilisiyle birlikte Yozgat’tan Taksim’e kaçar. Kız bir barda şarkıcılık yapar. Oğlunun peşine düşen ailenin bir gecede başına gelebilecekleri anlatıyoruz. Bu bir Taksim filmidir. Taksim’i en iyi küçük şehir insanları ile anlatabileceğimizi düşündük o yüzden Yozgat da çok işimize geldi. Yozgatlılar bu durumdan çok memnun oldular. Çünkü tarihi boyunca o coğrafyaya dokunmuş iki film çıktı ortaya. Biri Yozgat Blues’tu. Hikayesi çok başarılıydı fakat Yozgat halkı için o bir sanat filmiydi. Bir komedi filminin orada geçiyor olması Yozgat halkını da çok sevindirdi. İyi ki de yapmışız.

Senaristliğini kardeşin Murat Kaman ile yaparken ayrıca filmin yönetmenliğini de üstlendin. Keyifli bir süreç olmuştur…

Evet Murat Kaman ile senaristliğini, Defne Deliorman ile yönetmenliğini yaptık filmin. Çok güzel ve keyifli oluyor kardeşle çalışmak. İstediğiniz şeyi yapabiliyorsunuz. Trip atabiliyorsunuz, öfkelenebiliyorsunuz. Bütün bunları yaşarken bildiğiniz şey de onun sizi asla yarı yolda bırakmayacağıdır. Bir şeyi yanlış yapsanız da size sahip çıkar. Birbirinizin canını acıtmak isterseniz de bunun ne yazık ki sınırı yok çünkü her şeyinizi biliyorsunuz. Aradaki bütün sınırları kaldırıyorsunuz. Başarının önündeki en büyük engel olan ego kavramı yok. Nasıl ego yapabilirim ki; küçüklüğüm boyunca dayak yemişim heriften.

Zafer Algöz ve Melek Baykal gibi usta isimlerle çalıştın bu kez. Nasıl bir deneyim oldu?

Çok fazla şey öğrendim. Kardeş Payı’nda bir arkadaş kadrosu vardı ekranda aynı zamanda. ‘Kaçma Birader’de usta isimlerle karşılaştım. Tavırlarını, işin mutfağında çalışan insanlara karşı tavırlarıyla nasıl ustalaştıklarını gördüm. Gerçekten her şeyden önce iyi insan olduklarını gördüm.

Canlandırdığın karakterle benziyor musun?

Bir yazarın yazdığı her şeyde kendisi de vardır diye düşünüyorum. Sizde olmayan bir şeyi yazamazsınız. Ama; ne Kardeş Payı’ndaki Emrah kadar girişimciyim ne de Kaçma Birader’deki Erdinç kadar salağım. İkisi birbirinden çok ayrı karakterlerdi. İkisinde de benden bir şeyler olabilir fakat tam anlamıyla ikisi de değilim.

BİR YOZGAT GÜZELLEMESİ…

“Aşk Yozgat’ta Yaşanıyor Güzelim” kimin fikriydi?

Murat Kaman ile benim fikrimdi. Bodrum Milas’ta bir yazlığımız var. Bir yaz orada bu şarkıyı duyunca senaryo da kafamızda hafif hafif şekillenmeye başlamıştı. Ya biz bunu neden Yozgat’a uyarlamayalım ki dedik. Şöyle oldu:

Aşk Yozgat’ta yaşanıyor güzelim

Yozgat bana ben Yozgat’a özelim

Senin ile cehenneme giderim

Hayat güzel devam ediyor

Bu şarkının değişik bir etkisi var. E Yozgat’a da uyarlanınca baya ilgi gördü.

Türkiye’deki komedi türlerini beğeniyor musun?

Bence biz dünya üzerindeki sayılı milletlerinden biriyiz bu türde. Çok iyi oyuncularımız, yetenekleri yazarlarımız var. Seyircimiz de komediyi anlama konusunda çok başarılı. Komediyi tanıyorlar. Türk komedisi Amerika ile yarışır. Bir Amerikan komedisinde gülmekten yerlere yattığımı hatırlamıyorum. Prodüksüyonel anlamda bizden çok daha iyi teknik imkanlara sahip olabilirler ama biz de genetik kodlarımızı kullanarak iyi mizah üretiyoruz. Türkiye, komedi de en iyi ülkelerden biridir.

‘Kaçma Birader’ ile işin hem mutfak kısmında yer aldın hem de görünen yüzü oldun. Bundan sonra neler yapmayı planlıyorsun? Var mı yeni projeler, teklifler?

Oyunculuğu çok sevdim ben galiba. Sadece yazarlık senaryoyu yazdıktan sonra eve tıkılmak oluyor biraz. Kendi yazdığım şeyleri oynamayı seviyorum. Gidebileceği yere kadar da böyle devam eder diye düşünüyorum. Hiçbir zaman plan yapmadım, tasarlamadım. Bundan bir sene sonra bir yere yerleşip kendi dükkanımı da açmış olabilkirim, kafa dinlemek için Amerikaya’da yerleşmiş olabilirim. Nasip… Film yapmayı çok sevdim. Sinema önceliğimdir. Şimdilik 4 Mart vizyon tarihini bekliyoruz.
İnsanlara şöyle güzel film yaptık, böyle başarılı oldu demeyi pek sevmiyorum. Filme gidene sorun, güzel vakit geçirmişse mutlaka izleyin derim…

 

 

 

 

Son güncelleme: 14:2404.03.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet