Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Burhan Sönmez’e Vaclav Havel Ödülü verildi
Burhan Sönmez’e Vaclav Havel Ödülü verildi
Vaclav Havel Kütüphane Vakfı tarafından özgürlük temelindeki yaratıcı çalışmalara destek olarak verilen Vaclav Havel Ödülü, Türkçe edebiyatın önemli kalemi Burhan Sönmez'e, New York Bohemian National Hall’de düzenlenen bir törenle takdim edildi.
Kültür Sanat 30 Eylül 2017 - 11:33

Edebiyathaber.net’in haberine göre, Burhan Sönmez’e ödülü The New York Review of Books‘un baş editörü Ian Buruma takdim etti. Baskı altındaki toplumlarda hakikatin yok edilmeye çalışıldığını söyleyen Buruma, “Siyahın siyah, beyazın beyaz olduğunu söyleme hakkı insanların elinden alınır. Ama yazarlar çıkıp gerçeği sahiplenir ve siyaha siyah, beyaza beyaz derler. Burhan Sönmez o yazarlardan biri” dedi.

‘UFUKLARI PARILDAYAN DÜŞ DAİMA VAR OLACAK’

Burhan Sönmez ise ‘Huzuru Bozanlar’ ödülünü almanın kendisi için bir onur olduğunu ifade ederek, “Bu onuru taşımak için beni seçen jüriye ve Vaclav Havel Kütüphane Vakfı'na teşekkür ederim. Bu ödülün bir yazara değil, bir düşünceye verildiğini biliyorum. Özgürlük düşüncesidir bu. Dünya genelinde pek çok yazar baskı görmekte, sansür edilmekte veya öldürülmekte. O yazarların sesi olmak için buradayım. Biz geçmişten gelen anıların hazinesiyle ve geleceğe ait düşlerin güzelliğiyle yaşarız. Hiçbir gücün veya siyasetin, anılarımızı bozmasına veya düşlerimizi ticarileştirmesine izin veremeyiz. Orası edebiyatın yeşerdiği yerdir. Kalemimizi yitirebiliriz, cesaretimizi, hatta bezen umudumuzu da yitirebiliriz. Ama ufukta parıldayan bir düş daima var olacaktır. O düş, dünya genelinde farklı renklere sahip olabilir; Afganistan'daki yüzsüz kadınların rengi, cezaevindeki Türk ve Kürt gazetecilerin ve öğretmenlerin rengi, bir kamptaki Arakanlı çocukların rengi, veya Charlottesville'de aşağılanan siyahların rengi. Bütün renkler aynıdır ve tek bir hikâyeyi tasvir eder. Zamanımızın hikâyesidir bu ve edebiyatımızda yer alır. Edebiyatta ulusal dil yoktur. Hepimiz aynı küresel okyanusa aitiz. Dostoyevski, Pablo Neruda ve Toni Morrison aynı sözcüklerle yazar ve hepimiz o sözcükleri anlarız. Edebiyatın güzelliği buradadır. Bu güzelliği koruyabilmek için zaman zaman huzuru bozmaya ihtiyaç duyarız. Havel yaptı bunu, Martin Luther King yaptı, Gandhi yaptı. Bazen bedel ödemek zorunda kalırız. Özgürlüğe ve edebiyatın güzelliğine değen bir bedeldir bu.”

Kültür Sanat 30 Eylül 2017 - 11:33