Reklamsız Sözcü

Edmond Rostand’dan Alexis Michalik’e başarının metafiziği

Alexis Michalik 'in yazıp sahneye koyduğu son oyunu 'Edmond' başarıdan başarıya koşuyor
Tilda TEZMAN
12:1710 Ocak 2017
Edmond Rostand’dan Alexis Michalik’e başarının metafiziği
Alexis Michalik 'in yazıp sahneye koyduğu son oyunu 'Edmond' başarıdan başarıya koşuyor

‘Sihirbazlar Çemberi ve Tarih Taşıyıcısı’ oyunlarıyla bütün ödülleri toplayan, 34 yaşındaki Alexis’e, Edmond oyunuyla Moliere Tiyatro Ödülleri’nin en kuvvetli adaylarından biri gözüyle bakılıyor. Dört yılda üç yapıta imza atan Alexis, bu yeni oyununu, teatralden ziyade sinematografik bir göz ve anlatımla sahnelemiş. Büyük bir hızla değişen dekorlar, ritmi yüksek sayısız efektler ve çokça ambiyans müzikleri…

7

Oyunun adı Edmond… Cyrano de Bergerac piyesini yazan Edmond Rostand’ın yaşadıklarını, bol nükte ve yüksek bir enerjiyle anlatan bu oyunda seyirci gerçekten büyüleyen bir mutluluk yaşıyor ve çok enteresan bir edebi yolculuğa çıkıyor.

Yıl 1895… Renaissance Tiyatrosu’ndaki büyük star Sarah Bernhardt, ismi cismi bilinmeyen bir yazarın, Edmond Rostand’ın bir piyesini oynuyor. O dönemin ünlü yazarları olan George Courteline ve George Feydeau’nun aksine, bu genç yazar Rostand, moda olan nesir yerine, inatla mısra ile yazmakta direniyor. Halbuki o yıllarda Paris yeniliklere, modern yorumlara aç. Edmond kendini yenilemeye karar vermezse, yok olup gitmeye mahkûm. Eşi Rosemonde onun manen en büyük destekçisi. Ona inanan ve onu seven bu kadın, yazması için onu sürekli yüreklendiriyor. Aradan iki yıl geçmesine rağmen, Edmond hala elle tutulur bir şeyler yazamamıştır. Günlerden bir gün, Edmond’a gönülden inanan Sarah Bernhardt, o yıllarda kendisi gibi büyük bir star olan Constant Coquelin ile buluşması için, Edmond’a bir randevu ayarlar. Randevuya giden Edmond, o anda bir hikâye uyduruverir. Coquelin, bu iki satırlık hikâyeden etkilenir ve ondan piyesi yıldırım hızıyla yazmasını ister. Başrolü de Coquelin bizzat kendisi oynayacaktır ancak bu piyes en kısa zamanda yazılmalıdır. Çünkü Coquelin’in oynadığı tiyatrodaki son oyunu tutmamış ve tiyatro sahibi maddi zorluğa girmiştir. Edmond, koşa koşa eve gidip yazı masasının başına oturur ama bir türlü ilham gelmez. Yazdıklarından işe yarar bir şeyler bir türlü ortaya çıkmaz. Edmond hikâyeyi bir türlü toparlayamaz. Hep bir eksik, hep bir eksik… Ta ki ilham perisi hayatına girene kadar…

9

Edmond’a, Cyrano de Bergerac’ı yazma ilhamı bir yanlış anlaşma sonucu geliyor. Bir akşam bir arkadaşıyla bara giden çekingen Edmond, orada genç bir kızla tanışır. Bu genç kız, henüz hiç rastlamadığı ama çok hayran olduğu yazar Edmond Rostand’dan bahseder. Yazarlığından etkilendiği, oyunlarını ezbere bildiği Edmond’u, uzun boylu, yakışıklı, sarışın bir adam olarak hayal ettiğini dile getirir. Bu sözleri duyan Edmond, kızın hayaliyle bağdaşmayan fiziğinden dolayı, kendisini takdim etmekten vazgeçer. Çünkü, Edmond kısa boylu, esmer, oldukça çirkin biridir. İşte o andan itibaren Edmond’un yaratıcılığı kamçılanmıştır. Başka kimliklere bürünüp, olmayanı yaşamaya başlar. Mısralar ardı ardına yazıya dökülmeye başlar. Duygusallık bu mısralarda tavan yapar, çünkü o bütün bunları şahsen onu tanımayan ama sanatına aşık bu genç kıza yazar. Kız her bir mektuptaki şiirleri yutarcasına içine çekip cevaplarken, Edmond da yenilerini ara arda sıralamaya devam eder ve oyunun teksti tam zamanında yetişir. Gecesini gündüzüne katarak çok kısa bir zaman diliminde Cyrano de Bergerac eserini yazan Edmond, bir başyapıta imza atar.

10

Edmond, güzel sözcüklerle bezenmiş neşeli bir komedi. Oyuncalar, hikayelerini mutlulukla dinleyen bir seyirci karşısında oynamaktan ve sözcüklerini sıralamaktan mutlular. Fakat her şeyden önemlisi, sükseyi yakalamış yazarlarla inceden inceye bir alay söz konusu. Bu da belki, sükse kavramı üstüne düşünülmesi gerekliliğine bir vurgu. Her yazar seyirci tarafından beğenilmek ister ama hiç biri kitlelerin yazarı olmayı arzu etmez. Alexis Michalik de tıpkı Edmond Rostand gibi aynı halet-i ruhiye içinde yazarlık kariyerini sürdürüyor. Edmond, bir nebze de Alexis’in otoportresi niteliğinde. “Kim olursa olsun herkes nesir (düz yazı) şeklinde bir komedi yazabilir evet ama başarıyı ve sükseyi herkes yakalayamaz”. Oyunda, bu replik Feydeau için söyleniyor. Feydeau için, zamanında kolay yolu seçen yazar yorumları yapılmasa da bugün üniversitelerde onun yazarlığı ders olarak okutulmakta.

11

Yine oyunun bir yerinde, büyük aktör Coquelin , “Benim için bir oyun oynamak öyle kolay ki, ama aynı oyundan sükseli bir başyapıt çıkarmak ise o kadar zor ki” der oyun için. Bu sözleri Coquelin, sezon bitmeden oynayacağı Rostand’a ısmarladığı oyun için söylüyor. Nitekim her şey oyuncuda bitmiyor. Rostand,Cyrano oyunu için şöyle diyor: Bende olmayan her şeyi bu tekste koymuş gibiyim”. Seyirci, bütün bu cümleleri özümleyerek oyunu yazanla oynayan üstünde düşünmeye iteleniyor.

oyun14

Oniki oyuncunun yüksek bir performansla yorumladıkları rolleri, akıllı dekorların ve renkli kostümlerin bir bayram havasında sergilendiği, arka arkaya delice bir hızla akan ve nefes kesen sahnelerle etkileyen bu dokunaklı, samimi ve eğlenceli komedi gerçek bir başyapıt. Biraz Amelie Poulain dokunuşu, biraz Baz Lhurmann tadında seyreden bu oyunda Cyrano de Bergerac hiç bu kadar eğlenceli, Edmond Rostand da hiç bu kadar alımlı ve sevimli olmamıştı. Seyirci, Edmond’un dramının karşısında bolca g ülüyor, duygulanıyor, üzülüyor, çileden çıkıyor. Oyuncuların her biri ayrı ayrı mükemmel.

Her zamanki gibi Alexis Michalik tekstini yazarken tiyatro adamlarına göz kırpmış ve tiyatro dünyasına göndermeler yapmış, mesela bir koridorun köşesinde Edmond, Anton Çehov’la karşılaşıveriyor.

Alexis’in piyesleri çok sofistike, karmaşık ve çok baş döndürücü. Onun bu çılgın hikayelerinin içinde gerçek hep var. Michalik, yazdığı oyunlarla, değişik duygulara ve yeni yorumlara aç gençleri, tiyatroya çekmeyi becerdi. Bu oyunda da tescilli gerçekle hayaliyi kurnaz bir beceriyle harmanlamayı başarmış. Şık uydurma kabiliyetiyle, sahnede Sarah Bernhardt’ı, Feydeau’yu Labiche’i, Ravel’i ağırlamış. Palais Royal Tiyatrosunda seyrettiğim bu piyes, benim için bu sezonun en değişik, en çarpıcı, en güzel, en başarılı oyunlarından biri.

Son güncelleme: 12:2410.01.2017
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp