Reklamsız Sözcü

Kaliteli komediler sinemada değil tiyatroda

Hem “39 Basamak” hem de “Yoldan Çıkan Oyun” oyuncuların dekorlarla boğuştuğu, enerjisi yüksek ve vizyondaki tüm komedilerden daha zeki ve eğlenceli oyunlar...
Burak GÖRAL
14:5913 Ekim 2016
Kaliteli komediler sinemada değil tiyatroda
Hem “39 Basamak” hem de “Yoldan Çıkan Oyun” oyuncuların dekorlarla boğuştuğu, enerjisi yüksek ve vizyondaki tüm komedilerden daha zeki ve eğlenceli oyunlar...

Türkiye'nin gişe filmleri üç kalıbın içinde sıkışmış durumda. Tür değil ‘kalıp' dememin sebebi, sinemadaki film türleri için kullanılan ‘janr' (genre) tanımlamalarına uymayan, janr formüllerini ya da teamüllerini uygulamayan, kendi kendine başka bir şeye dönüşmüş kalıplarla ‘gişe' filmleri yapılıyor olması.

2

Dramatik yapısı ve karakterleri tutarlı olmayan ve daha seyir sırasında film bitmeden unutulmaya başlayan komik ol(a)mayan komediler, islami metinlerden üretilmiş ve ürkünçlüğünü daha çok ucube cadı karaterleri ve ses efektleriyle sağlayan cinli filmler ve en sonunda bir türlü gelişemeyen, ilerlemeyen ama televizyon dizisi ölçülerinde iyi çekilmiş sahnelerle dolu romantik filmler… Hepsi ayrı birer yazı konusu ama komedilerde durum gerçekten fena.. Özellikle yılın bu zamanlarında haftada ikişer üçer üzerimize yağan komedilerin amacı, sıkıntı ve endişe içinde yaşayan bu toplumu biraz olsun rahatlatmak ve bu arada da iyi para kazanmak… Ancak pek çok filmde ibre daha çok ‘para kazanma' kısmına kaymış gibi hissediliyor. Hızlı yazılmış senaryolarla yine hızlı çekilmiş izlenimleri veren sahnelerde bir sürü yetenekli oyuncu hiçbir iz bırakamadan gelip geçiyor. Bu filmler ‘totale yürümek' diye adlandırdıkları bir stratejiyle, espri çıtalarını geniş halk kitlelerinin anlayabileceği bir seviyeye indirme gayretinde yapılıyorlar. Bu da maalesef basitliği ve ucuzluğu beraberinde getiriyor. Gelgelelim; nitelikli komedi arayan seyirci sinemadansa tiyatroyu tercih eder oldu artık. Çünkü gerçekten de özel tiyatrolar bu açığı layıkıyla doldurmaya başladı. Geçtiğimiz haftalarda yine bu sayfada bahsettiğim Moda Sahnesi'nin “Bütün Çılgınlar Sever Beni” ve “Bira Fabrikası” oyunları yetenekli oyuncularının kendilerini rahatça gösterebilecekleri alanlar açan metinlere sahiplerdi. Ama şimdi bahsedeceğim iki oyun da safkan, zeki ve hınzırca komik!

4

39 BASAMAK

2007-08 sezonunda Kenter Tiyatrosunda sahnelenen “39 Basamak”, geçen yıl kadrosunda Hakan Gerçek yerine Engin Hepileri'yi alarak yeniden seyirciyle buluştu. Hepileri'nin dışında ilk kadrodaki Demet Evgar, Okan Yalabık ve Bülent Şakrak aynen kadroda yerlerinde. “39 Basamak”, tabi ki Alfred Hitchcock'un 1935 yapımı meşhur filmini hatırlatıyor en başta. Nitekim John Buchan'ın romanından senaryolaştırılan film ünlü yönetmenin İngiltere döneminin ilgi gören filmlerinden biriydi. Çekildiği döneme göre gayet hızlı geçişlerle dolu kurgusuyla dikkat çeker daha çok. Ritmi yüksek bir casus hikayesidir. Sıradan ve canı sıkılan bir adamın gittiği bir gösteri sırasında tanıştığı bir kadın casus sayesinde, İngiltere'den başlayıp İskoçya'ya kadar uzanan bir kaçma-kovalamaca hikayesi. Hitchcock, sinemasıyla bu kuru hikayeyi oldukça eğlenceli ve sürprizli bir hale getirmeyi başarmıştı elbet. Aynı şeyi oyun yazarı/komedyen Patrick Barlow da tiyatro için yapmış. Bu hızlı hikaye hem diyaloglarıyla hem de mizansen olarak daha da komikleştirilmiş. Zaman zaman Hitchcock sinemasının kimi referansları da aralara yedirilmiş. Gölge oyunuyla yapılan kısımda mesela “Sapık”ın (Psycho) Bernard Herrmann imzalı müziği, “Gizli Teşkilat”ın (North By Northwest) uçak sahnesi referansı ve Hitchcock imajıyla sevimli ve sinematografik bir zaman geçişi oluşturulmuş. Ama oyunun en büyük özelliği bunların hiçbiri değil. Oyun boyunca oradan oraya büyük bir tempoyla koşuşturan oyuncular, her sahnenin dekorlarını bizzat kendileri kurup bozmaktalar.

5

Akıllıca oluşturulmuş kostümlerini sahnenin içinde değiştirip neredeyse 40'a yakın karaktere girip çıkmaktalar. Hikayenin ana kahramanı olan Richard Hannay'i üzerine ‘cuk' oturan bir performansla canlandıran Engin Hepileri'nin etrafında sürekli karakter değiştiren Bülent Şakrak ve Okan Yalabık'ın enerjileri ise muazzam. Hele Okan Yalabık'ın rüzgarda yuvarlanan çalı topağını canlandırdığı sahne performansının zirvelerinden birini oluşturuyor kesinlikle. Demet Evgar'ın ‘femme fatale'den masum kurbana kadar sıralanan karakter galerisi de son derece heyecanlı ve komik anlar yaratıyorlar. Özellikle bir dağ köylüsünü oynadığı sahnelerde muhteşem… Dört oyuncu da Mehmet Birkiye'nin akıllı rejisiyle izleyicilerine son derece ritmik, enerjisi yüksek performanslarla sahnenin her bir santimetrekaresini hakkıyla kullandıkları keyifli bir seyir sunuyor. “39 Basamak”ı mutlaka izlemelisiniz diyeceğim ama önce bilet bulmanız gerekiyor. Çünkü tiyatroseverlerin çok takip ettiği bir oyun olmasına rağmen hâlâ kapalı gişe oynuyor…

3

YOLDAN ÇIKAN OYUN

Şansı hiç yaver gitmemiş bir tiyatro topluluğunun sahnelediği “Malikanede Cinayet” isimli tipik bir ‘katil kim?' komedisini izlemek için arkanıza yaslanıyorsunuz, ama hiçbir şey yolunda gitmiyor. Oyuncular replikleri unutuyorlar, dekorlar dökülüyor, mizansen içindeki eşyalar bulunamıyor, oyuncular düşüyorlar, yaralanıyorlar, bazen oldukça kötü oynuyorlar… Ama aslında bütün bunların hepsi oyunun kendisi. Talimhane Tiyatrosu'nun sahneye koyduğu oyun, 2014'te İngiltere'nin meşhur West End sahnesinde gala yapmış ve üç yazarın elinden çıkma (Henry Lewis, Jonathan Sayer ve Henry Shields) ödüllü bir komedi. PSM sahnesinde bu sene dördüncü sezonuna giren müzikal “Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş”in yönetmen ikilisi Lerzan Pamir ve Mehmet Ergen tekrar bir araya gelmişler. Bu sefer Mehmet Ergen'in çevirdiği metni Lerzan Pamir yönetmiş. “Yoldan Çıkan Oyun” sahne trafiği yüksek olan, kalabalık kadrolu bir oyun. Amatör bir tiyatro topluluğunun sahnelediği oyun bir adamın cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Malikaneye gelen polis müfettişi maktulün yakın çevresini sorguya çekerek katilin kimliğine ulaşmaya çalışıyor. Ama bu oyunu oynayan oyuncuların bir kısmı kötü oyuncudur, bir kısmı aşırı şanssız, bazıları da oldukça saf.. Seyirci olarak sahnedeki bütün terslikleri, konuyu zaman zaman kaçırmış olsanız bile zevkle ve kahkalarla izliyorsunuz. Çünkü bir süre sonra sahnelenmeye çalışılan oyunun detaylarının pek bir ehemmiyeti kalmıyor. Müfettiş Carter'ın (Gökçen Gökçebağ) kalemi ve not defteri sahnede kaybolunca sehpada duran bir anahtarı kalem gibi, bardağı da defter gibi kullanmak zorunda kalıyor! Dekora ait asansör bozulunca ikinci kata tırmanmaktan başka çaresi de yoktur! Maktülün kardeşi Cecil'ı canlandıran oyuncunun (Bartu Küçükçağlayan) repliklerini son derece kötü söylüyor olması diğer oyuncuların da dengesini bozmaktadır aslında. Uşak Perkins'ı canlandıran oyuncu (Öner Erkan) ise aklında tutamadığı ‘kompleks' kelimeleri kolundaki peçeteye yazmıştır! Ama onları bile düzgün okuyamıyordur. Malikanenin diğer bir sakini, hatta bir numaralı şüphelisi Thomas'ı oynayan oyuncu (Sarp Apak) ikinci katın altındaki destek kırılınca üst katın dekorlarının aşağı yuvarlamasını engellemek zorunda olarak oynar bir kaç sahnesini. Oyunun kadın kahramanı (Güliz Gençoğlu) sahne arkasında ekarte olunca, sahne gerisinde çalışan Annie (Defne Koldaş) onun yerine oyuna giriş yapar elinde oyunun metniyle… Sekiz kişilik oyuncu kadrosunda herkes birbiriyle çok uyumlu, aynı orkestranın farklı enstrümanları gibi herbirinin rengi ayrı, hepsi çok başarılı.. Dekor tasarımına imzasını atan Behlüldane Tor başta olmak üzere tüm sahne arkası ekibine de tebrikler… 8 yaşından büyük çocukların da rahatlıkla görüp eğlenebilecekleri, sağlam bir komedi… Ekim ve kasım aylarında Zorlu PSM Drama Sahnesi'nde izlenebilir…

Son güncelleme: 15:2913.10.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet