Reklamsız Sözcü

Laçin Ceylan yeni oyunlarıyla sahnede

Ünlü oyuncu Laçin Ceylan: Toplumda kadına şiddet meşrulaştırılıyor
Gamze KAYA
14:0118 Şubat 2016
Laçin Ceylan yeni oyunlarıyla sahnede
Ünlü oyuncu Laçin Ceylan: Toplumda kadına şiddet meşrulaştırılıyor

Dizi, beyazperde ve tiyatro sahnelerinden tanıdığımız ünlü oyuncu Laçin Ceylan, yeni oyunlarını ve sanat yaşamını Sözcü’ye anlattı.

Foto: Sözcü

Derin bir sanat geçmişiniz var. Hala aynı heyecanı duyuyor musunuz?

Her projeye çok büyük bir heyecanla başladım. Eski heyecanı duyamıyorsam bitmiş demektir. Tabi sinema ve tiyatro beni her zaman daha çok heyecanlandırmıştır. Yeri çok ayrıdır…

Çok uzun zamandır tiyatroyla iç içe olan biri olarak yeni türleri ve yeni yüzleri başarılı buluyor musunuz?

Mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum. Başarılı ya da başarısz olmak üzere en çok önemsediğim nokta ısrarcı olmaları. Çok genç oyuncular var. Bizim kültür politikamızda yeterli destek olmadığı için herkes üretemiyor. Başarısının sürekliliğine inandığım isimler de var.

“TOPLUMDA ŞİDDET MEŞRULAŞTIRILIYOR”

Bisahne’nin kurucularındansınız sanırım…

Evet. Bisahne’ye Alman-Türk ortak yapımı olan “Etna” ile başladık. Ahmet Cemal’in çevirisiyle de oldukça dikkat çeken bir oyun ortaya çıkardık. Şiddet, kadın ve adaletsizlik üzerine ürettiğimiz oyunla şiddetin meşrulaştırılmasını işledik. Toplumda gerçekten şiddet yasallaştırılıyor. Adalaete inancını yitirip yargıyı eline almış bir kadının hikayesiydi. Ve 100 kez oynandı.

Foto: Sözcü

CESARETİN KANATLARA İHTİYACI YOKTUR

İlk oyun nasıl bir deneyim oldu sizin için?

Bir okula girmiş gibiydim. Çünkü burası; ışıktan dekora, kostümden sahneye disiplinle işleyen bir okuldur. Ve ben hala bu okuldan mezun olduğumu söyleyemem. Şimdi bu okul olarak, yani Bitiyatro olarak yeni bir çağrıya kulak veriyoruz. “Cesaretin kanatlara ihtiyacı yoktur” adlı projemizi ortaya koyuyoruz. 21 Mart’ta down sendromlu çocuklara bu çalışmayı yürüteceğiz. Kendini engelli, sıkışmış ve sınırlandırılmış hisseden, toplumdan ötelenmiş bireylerle ortaklaşa yürüteceğimiz bir çalışma atölyesi kuruyoruz.

VURGUN: İTİRAFLAR SİLSİLESİ

Yeni oyunlarla çıkıyorsunuz izleyici karşısına. “Biri de Vurgun”

Vurgun, kulaklarımızın duymak istemediği, duyduğunda inanmak istemediği üç itiraftan oluşuyor. Sıkışmışlık, mecburiyet, sistemin insana getirdiği zaaflar, bununla birlikte gelen yozlaşmışlığın sebep olduğu suçlarla gelen itiraflar silsilesini anlatıyor. Yazar, insanın içindeki kötüyü ortaya açığa çıkarıyor. İçimizdeki karanlığa sorular soruyoruz.

Foto: Sözcü

Gizli bir eşcinselin homofobik şiddetini ele almışsınız…

Çok doğru. Belli bir statü kazanmak için, mahalle baskısından ve kendi yargısından kaçış yöntemi kendi gerçek eğilimini ortaya çıkarıyor. İlk oyunda beyaz yakalıyı oynayan arkadaşımız Murat Taşkent’i hikayeye yaka paça kattık. Çok da başarılı bir performans sergiledi. İşine duyduğu aşkla çok şeyden vazgeçen bir adam görüyoruz. Diğerinde ise eşcinsel bir homofobikle karşılaşıyoruz. 3 oyunda ise yaşamı elinden alınmış bir insanın, çalınmış hayatının üzerine bir şeyler koyamadığı gibi, geldiği çarpık noktayı ele alıyoruz.

“KISITLAMALAR KALİTEYİ DÜŞÜRÜYOR”

Devlet Tiyatroları ile başlayıp Şehir Tiyatrolarına sıçrayan bir tasfiye politikası uygulandığı konusu gündemde. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bir tasfiye planı var görünüyor. Yeni yapılanmalarla, hükümeti destekleyen isimler yetkilendiriliyor. Bundan önceki yönetimler de çok mükemmel değildi. Zaten bu noktaya da bir öncekini yumuşatma planı ile gelindi. Kalite çok uzun zaman önce düşmüştü. Kısıtlama ile beraber oyunlar müsamereye kadar düşebilir.

“NEREDEN TUTSANIZ ÇIĞLIK”

Emek Sineması için yapılan eylemlere de destek vermiştiniz sanırım siz

Bir dönem güzel tepkiler verildi. Fakat sanırım Türkiye’nin mücadeleler tarihi sonucu insanlarda inançsızlık oluşmuş. Tepki gösteriyorum ama “Nasılsa hukuk yok, adalet yok” diye düşünüyor insanlar ve bu inançsızlıkta çok farklı bir noktaya evriliyor. Artvin’deki protestoları ele alalım. İnsanların haklarıyla, yaşam alanlarıyla ilgili haklı bir tepki var ortada ve bu haksız sisteme hayır diyorlar. Ancak kendi coğrafyalarında şiddet muamelesi görüyorlar. En temel protesto hakları sonucu hakarete uğruyorlar. Hukuk da tıkanınca insanlar çaresizleşiyor. Nereden tutsanız bir çığlık….

 

 

 

Son güncelleme: 07:0919.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet