Reklamsız Sözcü

Nejat Uygur’suz yıllar ve Markopaşa…

Süheyl ve Behzat Uygur Tiyatrosu 25. yılını kutluyor.
Gamze KAYA
12:0817 Şubat 2016
Nejat Uygur’suz yıllar ve Markopaşa…
Süheyl ve Behzat Uygur Tiyatrosu 25. yılını kutluyor.

Bir Nejat Uygur klasiği olan Markopaşa bambaşka bir yorumla izleyici karşısına çıkıyor. Eskiler, yeniler, geleneksel ve modern tiyatro, sanat ve Türkiye, Uygur’lu yıllar… Süheyl ve Behzat Uygur kardeşler 25 yılı Sözcü’ye anlattı…

 

Foto: Sözcü

Süheyl ve Behzat Uygur Tiyatrosu 25. yılını kutluyor. Nasıl bir birikim oldu?

Behzat Uygur: 25 yıl Süheyl ile birlikte çıraklığını yaşadık. Şunu içtenlikle söyleyebiliriz. Şikayet etmedik, çok çalıştık. Bu şekilde tiyatroda 25. yıla gelebildiğimizi düşünüyoruz. Yazarlar şikayet etmeyi severler. Biz, olmayanı yaratmaya çalıştık. Sahne yok dediler, meydanda oynarız dedik. Geçenlerde Ali Poyrazoğlu bir şey söyledi: Biz her yeni oyunda yeni bir iş kuruyoruz… Hakikaten öyle. Her oyunda yeni bir inşa sürecine girişiyoruz. Çalışmayı seven adamlar olarak 25 yıldan ne aldınız diye sorarsan, ciddi bir tiyatrosever kitlesi oluşturduğumuzu düşünüyorum. Anadolu’nun her yerinde, özellikle Doğu turnelerinde sahnenin hakkını verebilmek, her yerde bir kitle oluşturabilmekti amacımız. Bunu da başardığımızı düşünüyorum.

Süheyl Uygur: Çok büyük zorluklar çektik, yine de göz açıp kapayıncaya kadar geçti. İnşallah daha nice seneler göreceğiz hep birlikte. 25 yılda büyük bir sevgi aynı zamanda saygı da kazandık seyircilerimizden. Sağ olsunlar.

Bugüne kadar; yarışma programlarını sunarken, dizi filmlerde, beyazperdede, sahnede ve birçok projede gördük sizi. En çok hangisine ait hissettiniz kendinizi?

Süheyl Uygur: Valla 25 yıl daha sağlıklı olursak tabii ki önce tiyatro. Her akşam farklı seyirciler görüyoruz. Bu da bize çok şey katıyor.

Behzat Uygur: Tiyatronun tadı çok başka. Bir örnek vereyim; geçenlerde oyun oynarken sistem bozuldu, çok da önemli bir sahneydi. Bunu bant yayınlarda montajla bir şekilde düzeltebilirsiniz fakat tiyatro bambaşka bir deneyim, profesyonellik kazandırır insana. Sinema ya da diziye bu kadar sıcak bakmamamızın nedenlerinden biri de bu.

Foto: Sözcü

Türkiye’de komedi denince akla önce ustalar gelir. İsmail Dümbüllü’ler, Nejat Uygur’lar ve birçok değerli isim gelir. Son zamanlarda gelişen komedi türlerini ve komedyenleri nasıl buluyorsunuz?

Behzat Uygur: Öncelikle komedi türünden bahsederken İsmail Dümbüllü’den örnek vermen bizi çok mutlu etti. Bu isimler komedinin ustalarıydı. Konservatuarda okuyup İsmail Dümbüllü’yü bilmeyenler var. Ki zaten artık öğretilmiyor bile okullarda. Dizilerde popüler olmuş genç arkadaşlarımızın tiyatro sahnelerine dönmeleri bizi mutlu ediyor. Komedi deyince akla Cem’in gösterileri geliyor. Gösterilerini başarılı buluyorum. Eskiden; Dümbüllü’ye gidelim, Nejat Uygur’a, Gazanfer Özcan’a , Zeki ile Metin’e gidelim derlerdi. Şimdilerde Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosuna gidelim derler. Çok mütevazı davranmayacağım, biz o geleneği sürdürmeye çalışıyoruz.

POLİTİK HİCİVLER

Markopaşa…Bir Nejat Uygur klasiği. Siz Markopaşa’ya farklı bir yorum katarak seyirciyle buluşturuyorsunuz. Biraz bahseder misiniz oyundan?

Behzat Uygur: Seyirci, çok sıcak bir oyunla karşılaşıyor. Müzikalleri özleyen bir seyirci kitlesi olduğunu düşünüyoruz. Biz bu özlemi gidermeye çalışıyoruz. Seyirci, kendinden çok şey bulacak bu oyunda. Markopaşa bir aile komedisidir. 80’lerde-, 90’larda da olduğu gibi, yer yer politik hicivlerin de yapıldığı güzel bir komedi bekliyor seyirciyi. Türk tiyatro tarihine ismini yazdırdı. Özellikle 80’lerde tiyatro nasıl yapılıyormuş diye merak eden gençlerimizin izlemesi gereken bir oyun. Ayrıca o dönemi özleyen tiyatroseverleri de mutlu eden, yine o özlemi gideren bir oyun. Oyunumuz seyirciye “mutlu son”u vermeye çalışıyor.

Süheyl Uygur: Markopaşa’nın başarısının altında sadece Süheyl ve Behzat Uygur yok. Tiyatromuzun ekibi de var. Markopaşa’yı yeninden gündeme getiren yönetmenimiz Uğur Babürhan, aranjöründen kostümüne, çay dağıtan arkadaştan diğer emektarlara, oyuncularımızdan annemiz Nejla Uygur’a kadar herkesin çok büyük emeği var. Bu kadar güzel bir ekiple de güzel bir başarı elde ettik. Hepsine teşekkür ederiz. Markopaşa’nın finalinde seyircilerimiz 10-15 dakika ayakta alkışlıyor kadroyu. Seyirciyi yerinden kaldırmanız çok zordur. Bu çok değerli bir şey. 18 ve 19 Şubat’ta 25. yılımızı Cemal Reşit Rey’de kutluyoruz.

Uğur Babürhan: Markopaşa bir Türk opereti. Bundan yıllar sonra da izlenebilecek izlenebilecek bir operet.

BİZİM EN BÜYÜK VAZİFEMİZ TÜRK TİYATROSU

Farklı projeler var mı?

Behzat Uygur: Elbette… Gelenekten kopmadan, yeni ve sıcak şeyler sunacağız seyirciye ilerleyen zamanlarda. Süheyl ve Behzat Uygur Tiyatrosu, yurtdışında da çok önemli işler yapıyor. Avusturya Bregenz’deki Türklerle bir oyun ortaya koyup yine Uğur Babürhan’ın yöneteceği, bizim de sonrada dahil olacağımız bir ekip oluşturacağız. Avrupa’nın birçok yerinde, farklı dillerde oynanacak bu oyunlar. Bu kadroda aynı zamanda, ilk defa tiyatro sahnesine çıkan vatandaşlarımız olacak. Dekor ve kareografi kısmını da Avusturyalıların yapacağı birleştirici bir oyun çıkaracağız ortaya.

Uğur Babürhan: Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosu olarak geleneksel Türk tiyatrosunu Avrupa tiyatro ekolü ile birleştireceğiz. Türk kültürünü gurbetçi kafasından çıkarıp başka bir platforma taşımak isteyen ve tiyatroya gönül verren bir kitleyle yapıyoruz bu prodüksüyonu. Diğer ülkelerde şimdiden ses getirmeye başladık. Markopaşa bu amaçla dünyada bir ilki gerçekleştiriyor. İsviçre, Almanya, Hollanda, Avusturya, Belçika ilk duraklarımız olacak16 Nisan’da büyük bir prömiyerimiz var.

Sanat evrenseldir. Fakat ben klasikleri sahnelendirdiğimiz kadar yerli eser üretmediğimizi düşünüyorum. Sizin başarınız örnek olacak…

Behzat Uygur: Dünyanın bir çok şehrine davetli gideceğiz. Ve biz Markopaşa’yı oradaki yabancılara sergiyeceğiz. Ayrıca biz yerli eserler üretilsin diye de elimizden geleni yapıyoruz Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosu olarak. Oyun yazılmıyor. Tiyatro skeçten ibaret değildir. İleride bu alanla ilgili yarışmalar düzenleyip yeni yazarları kazandıracağız. Bizim en büyük görevimiz Türk tyatrosu ile ilgili bir şeyler yapabilmek. Özellikle konservatuarlarda Geleneksel Türk Tiyatrosu kaldırılmışken biz de  gelenekselden beslenen bir tiyatro olarak ustamıza karşı sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.

“EN ÇOK AYNI SAHNEDE OYNAMAYI ÖZLEDİM”

Cibali Karakolu’ndan Minti Minti’ye, Beyaz Melek’ten Cafer Bey’e her biri çok değerli eserlerdi. Toplum Nejat Uygur’u çok sevdi. Dolayısıyla böyle büyük değerleri özlüyoruz. Sizler için nasıl geçiyor Nejat Uygur’suz yıllar?

Behzat Uygur: Her kuliste, her sahnede, her turnede Nejat Uygur var. Ben, adının geçmediği bir zaman hatırlamıyorum. Özlem dışında onsuz bir günümüz geçmiyor. Ben seyirciye güzel şeyler verdiğimizi düşündüğüm zaman, güzel alkışlar aldığımız zaman rüyamda hep Nejat Baba’yı görüyorum. Rüya tabirlerinden anlamam ama onu hep mutlu gördüm. Yaptığımız işlerden mutlu olan bir Nejat Uygur gördüm. Hangi tiyatro oyununda seyirciden istek alırsınız? Oyun sonunda seyirciden istek gelir: Minti Minti’yi de istiyoruz, Süt Kardeşler’i de istiyoruz diye…Nejat Uygur çok başbakan, cumhurbaşkanı görmüştür. Ülkede ihtilal olmuş. Çok kişi gitmiş Nejat Uygur kalmıştır. Siyasileri bile tiyatroyla tanıştıran isim olmuştur. Uygur, herkesin kalbine dokunduğu için insanlar da o özlemle bizi izlemeye geliyorlar. Biz de bununla mutlu oluyoruz.

Süheyl Uygur: O kadar çok özlüyorum ki… Keşke babam yaşıyor olsaydı ve o Markopaşa’yı oynarken ben çırak olsaydım. En çok aynı sahnede onunla oynamayı özledim.

SANATA İTİBAR GÖSTERMELİYİZ

Bizimler birer anınızı paylaşır mısınız?

Süheyl Uygur: Benim unutumadığım bir an vardı. 80’li yıllarda hatırlayamadığım bir oyununda bir anda sahneye çıktı. Dakikalarca mimiksiz bir şekilde ayakta bekledi ve o seyirci o akşam Nejat Uygur’un hareketsizliğini dakikalarca gülerek ve alkışlayarak izledi…

Behzat Uygur: Cibali Karakolu’ndan bir anı anlatayım. Oyunda, yakasına taktığı bir başkomiser rozeti vardı babamın. Ondan rozeti istedim vermedi. Onu yakama takıp Tombiksçilik oynayacağım diyerek çaldım rozeti. Tabi babamın haberi yok, rozetsiz oynamış oyunu. Eve geldiğinde çok kızmıştı bana, üzülmüştüm… Seneler sonra küçük oğlum Nejat aynı şeyi bana yapınca anlamıştım babamın neden bu kadar öfkelendiğini.

Türkiye’de tiyatroya ve sanata bakışı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Behzat Uygur: Emek Sineması yıkılacak dediler, herkes ayağa kalktı. Eylemler yapıldı. Çok güzel bir tepkiydi fakat herkes Emek Sineması’na gidip orada film seyretseydi iş bu noktaya gelmezdi. Şimdilerde de sosyal medyada biri bi tweet atınca herkes tiyatro ve sanat adına reaksiyon gösteriyor ama oturduğun yerden sanat adına tepki göstermenin sanata da insanlara da faydası yoktur. O mekanlar dolarsa kimse sanatın kılına zarar veremez. Sanata zaman ayırmalıyız, sanata itibar göstermeliyiz…

Son güncelleme: 12:4617.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet