Reklamsız Sözcü

“Son Vardiya”da Soma’yı anlattılar

Ege Üniversitesi öğrencileri Soma'ya ses verdi
Gamze KAYA
13:3722 Şubat 2016
“Son Vardiya”da Soma’yı anlattılar
Ege Üniversitesi öğrencileri Soma'ya ses verdi

Manisa’nın Soma ilçesindeki kömür madeninde çıkan yangın 301 işçinin ölümüne sebep olarak herkesi derinden etkilemişti. 13 Mayıs 2014’te meydana gelen bu faciaya sessiz kalmayan Ege Üniversitesi öğrencileri; Mert Cemal Pekşan, Oben Karasul ve Taylan Akan Soma’yı unutturmamak için ürettikleri farkındalık projesiyle Somalı ailelerin sesi oluyor.

 

Foto: Sözcü

Soma için bir farkındalık projeniz var. Karar alma sürecinden bahseder misiniz?

İzmir Ege Üniversitesi öğrencileri olarak bu projeye Kasımda başladık. Ortada büyük bir acı vardı. Yüzlerce insanın bu şekilde ölümü bizi de herkes gibi derinden etkileyince yola koyulduk. Olayın gerçekliğini ilk ağızdan dinlemek istedik. Gözlem ve analizlerimizden sonra somut çekimlere başladık. Gidiş gelişlerimizde çok zorlandık ancak ortada tepkisiz kalamayacağımız bir ortam vardı.

Ne anlatıyorsunuz filmde?

Öncelikle “Son Vardiya” insani bir projedir. Zaten Soma’ya ses vermek için politik bir insan olmak gerekmiyor. Ailelerin içler acısı durumu, madencinin çalışma koşulu, Soma’nın yalnızlığı, çaresizliği herkesi harekete geçirecek durumlardı. Soma’nın coğrafyası, Soma’da madenciliğin gelişim süreci ile başladık. 20 sene önceki tarımdan madene geçişi, maden koşullarını, işçilerin ne şartlarda çalıştığını ve hepimizi yasa boğan kazayı ele aldık. Facianın 301 aile üzerindeki etkilerini bir aileyi anlatarak işledik.

KARIN TOKLUĞUNA MADEN…

İşçileri madene yönlendiren faktörleri anlatmaya çalıştık bu filmde. O coğrafyada alternatifsizliğin insanı madene ittiğini gördük. Orman yok, tarım yok. Askerliği bitirmişsen madenden başka şansın yok. Biraz sigorta, karın tokluğuna para, garanti iş demek maden. Okumuş insanların, mühendislerin, deneyimli futbolcuların bile madene yöneldiğini gördük. Zaten maden de diploma sormuyor. Kimsin demiyor. Güçlü müsün, bileğinin kuvveti yerinde mi diyor. Bu işe zorunlu musun diyor.

“YA BURADAN GİDECEKSİN YA MADENE GİRECEKSİN”

Başarılı bir yapıt çıkarmışsınız. Ne amaçlıyorsunuz?

En büyük amacımız farkındalık yaratmak. Buradaki olay sadece 301 insan ya da onların aileleri değil. Bu faciadan; göçük altında kalmayan vatandaş da etkilendi. Esnaf da, oradan geçen kamyon şoförü de etkilendi. Orada yaşam koşulları 20 yaşındaki gence “Ya buradan gideceksin, ya madene gireceksin” diyor. Biz insanların imkansızlıklarının farkına varılmasını istiyoruz.

Foto: Sözcü

Projedeki amacımız önce insan için adım atmaktı açıkcası. Projeye başlamadan önce farkında olmadığımız ve hissedemediğimiz bazı duyguları ve değerleri önce kendimiz hissederek, daha sonrasında ise çalışmamızda ulaşabildiğimiz kadar insana hissettirebilmekti. Aslında amacımıza ulaşabildiğimizi de düşünüyoruz. Çünkü biz orada bilinenin haricindekini hissettik ve bunuda filmimizde verebildiğimize inanıyoruz. Bu sebepten dolayı filmimizin içeriğinin tamamiyle insani duyguları yansıttığını düşünüyoruz. Edindiğimiz tüm bu birikimleride insanlarla paylaşmak istedik ve ortaya bu belgesel çalışması çıktı.

Hedeflerimiz konusundada çalışmamızı önce ulusal daha sonrasında ise uluslararası tüm platformlar ve festivallerde gösterebilmek istiyoruz. Şahit olduklarımızı, filmimizde yer verdiklerimizi ulaştırabildiğimiz kadar insanlara iletmek istiyoruz .Kısacası Soma gerçeğini en masumane ve doğal yanıyla izleyiciye aktarmak istiyoruz.

Babasının mezarına bal döken kız çocuğu, çizmelerinin sedyeyi kirletmesinden tedirgin olan maden işçisi, çaresiz oturuşuyla bizi derinden etkileyen madenci babası… Her biri beynimize yapışan karelerdi. Doğal olarak toplum da reaksiyon verdi. Kimi sokakta, kimi siz gibi sanatta sesini duyurmaya çalıştı. Bu tepkilerin harekete geçiriciliği var mı sizce?

Olsa bu zamana kadar olurdu. Pek etki etmediğini düşünüyoruz. Soma’da bile her ayın 13’ünde anma yürüyüşü yapılır ama belki 40 kişi katılır. Soma küçük bir yer. Başka iş alanı da olmadığı için insanlar fişlenmekten endişe ediyor. Çaresizler. Birilerinin o insanlara ses vermesi gerekiyor.

Siz yargı sürecini de yakından takip ettiniz. Bir mahkemede sanıklardan biri tutuksuz yargılanması kararı üzerine madenci yakınlarına bakarak gülmüştü. Buna benzer bir tepkiyi dönemin Adalet Bakanı’ndan da gördük. Filmde yargı sürecine değindiniz mi?

“MADENCİ YAKINLARI SUSTURULDU”

O insanlar bisküvi ile doyup, termosundan çay içen insanlar. Bu insanın mahkeme salonunda ne işi var dedik. Yargı süreci de çok etkilemişti bizi. Kararlar sonucu verilen tepkiler, çığlıklar içler acısıydı. Ayrıca sanığın gülmesi kadar hakimin madenci yakınlarını susturuşu da etkiledi bizi. İnsanlar bunu haketmiyor. O yaşlı insanların evlerinde torunlarına bakması, çayını evinde içmesi, madenci oğlunu evde beklemesi gerekiyor. Kadın hayatında slogan atmamış, süpermarkete gidip alışveriş yapmamış, hatta belki Soma dışına bile çıkmamış; Soma meydanına çıkıp eşine, oğluna, torununa sahip çıkmak için bas bas bağırıyor, slogan atıyor.

Yerlere düşenler, ağlayanlar… Çevik kuvvetin ağladığına şahit olduk. Alışkın olmadığımız görüntülerdi. O insanların tek umudu sorumluların yargılanmasıydı. Mahkemelerden, içlerini biraz da olsa rahatlatacak kararların çıkmasıydı. E böyle kararlarda da haliyle insanlar feryat figan.

DEDESİNE BABA DİYEN MADENCİ ÇOCUĞU…

Soma’da sizi en çok etkileyen olay neydi?

Bir gün bir şehit madencinin evine gittik. Küçük oğlu ateşlenmiş, yatak döşek yatıyor. O gün o babanın evde olması gerekirdi mesela. O çocuğu hastaneye babası götürbilmeliydi. Bu olayı hiç unutmayacağız. Bir de dedesine baba diyen madenci çocuğunu asla unutmayacağız…

Bu projeyi hazırlarken herhangi bir baskı gördünüz mü? Okul gerekli desteği sağladı mı?

Danışman hocamızla iletişim kurduk sadece. Hocamızla beraber hazırlandık. Herhangi bir baskıya maruz kalmadığımız gibi gerekli ekipmanı da sağladılar. Kısa sürede, imkanlarla ortaya koyduğumuz bir çalışma oldu. Tek zor yanı yaşadığımız ağır psikolojiydi…

Foto: Sözcü

Film festivalleri için başvuruda bulundunuz mu?

İlerisi için düşünebiliriz ancak önceliğimiz okuduğumuz alan sayesinde farkındalık yaratmaktı. Elbette ideallerimiz arasında bu da var. Yurdışına tanıtmayı düşündük çünkü buradan daha çok ilgi göreceğini düşünüyoruz. Sizler aracılığızla sesimizi biraz da olsa duyurmaya çalışıyoruz.

Somalı aileler için ne istiyorsunuz?

Soma’ya bir çiçek, çocuklara birer çikolata birer miktar para alıp gitmesinler artık. Gidip insanlarla konuşsun, acılarına dokunsunlar. Gereğini yerine getirsinler. O acıyı yeniden yaşamak istemiyoruz. Çok büyük sancılara şahit olduk Soma’da. Orada yaşadıklarımız bizi çok değiştirdi. Soma’yı yalnız bırakmasınlar…

 

 

 

 

Son güncelleme: 14:5722.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet