Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Sonia Serpil Aslan’ın heykelleriyle çocukluğun karanlık odalarına yolculuk
Sonia Serpil Aslan’ın heykelleriyle çocukluğun karanlık odalarına yolculuk
Sonia Serpil Aslan, eserlerinde geçmişin, şimdinin ve gelecek zamanın bütünlüğünü, bilinçaltı, rüya, kimlik, cinsellik, travma, spiritüalizm, okült ve ölüm unsurlarını ‘Çocukluk Psişeni’ üzerinden gerçekçi, yer yer ürkütücü şekilde aktarıyor... Sanatçı, başlangıcın ve sonun çocuklukta şekillendiğine inandığını belirterek, "Bu duygularla insanları yüzleştirmeyi çalışıyorum" diyor...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 15 Eylül 2017 - 13:43

12 Contemporary İstanbul’a Araf, Utanç ve Insomnia isimli eseriyle katılan Sonia Serpil Aslan, renksiz heykelleriyle sanatseverleri ve izleyicileri çocukluğun karanlık odalarına yolculuğa çıkaran bir isim… Bugüne kadar 2015 Miami Art Fair ve 2016 Art Expo New York'a katılan tek Türk olarak ülkemizi temsil eden Aslan, Berkin Elvan heykeliyle de adından söz ettirmişti.

Eserlerinizdeki temel belirleyici odak nedir?
Belli okumalar yapan birisiyim. Daha çok psikolojik unsurları kullanıyorum. İnsan psikolojisiyle ilgileniyorum. Duygu mudur, düşünce midir, kavramsal bir şey üzerine mi çalışmak istiyorum onları belirliyorum. Çok duygu yüklü işler hoşuma gidiyor. Ürettiğim çalışmalarda duygu olması gerektiğini düşünüyorum.

soniaserpill
Hangi temalar, sorular, sorunlar etrafında şekilleniyor ürettikleriniz?
Varoluşla alakalı ilgiliyim. Mezun olduğumda figüratif şeyler yapıyordum. Çok sahibi olduktan sonra biraz daha çocuk psikolojisine kaydım. Psikolojinin başlangıcını çocuk olarak değerlendirirsek eğer, çocukken yaşadığımız olaylara takılı kalan birisiyim. Başlangıcın ve sonun orada olduğuna inanıyorum.

YAŞADIĞIM ŞEYLERİN ESERLERE ETKİSİ BÜYÜK

Sizin çocukluğunuzun ne kadar payı var işlerinizde?
Mutlaka var. Herkes deneyimlediği şeyi yansıtır. Benim de mutlaka yaşadığım şeylerin etkisi çok büyük. Her sanatçı kendi döneminin toplumsal düzenini, hayat tarzını yansıtıyor çalışmalarına. Birçok sanatçının işi figüratifse kendinden bir şey koyar. Benim heykellerimi bana benzetenler oluyor. Hepimiz çocuktuk. Büyüdük, evrimleştik, belli hayat kaygıları yaşıyoruz ama çocukken yaşadığımız ve geride bıraktığımız duygularımız var. Bunlar tramvatik de olabilir mutlu duygular da olabilir. Bu duygularla insanları yüzleştirmeyi çalışıyorum. Bunu yaparken nöro-bilimsel kavramlar hoşuma gidiyor.

Hangi kavramlar daha çok?
Amigdala* mesela. Beynimizin arka tarafında bulunan duygu merkezi. Bunu tetikleyen ilk duygu da korkudur. Bu tarz işin daha teorik tarafını da doldurmaya çalışıyorum. İlk başta çok siyah beyaz işlerim vardı. Heykellerimde renk kavramına girdim.

soniaserpil
Eserleriniz çocuk figürlerinden oluşuyor. Sebebi nedir?
Evet, tamamı çocuk. Hepsi hayali çocuklar, ancak hepsinin hikayesi var. Bana benzeyen de var. Mesela tırnak yiyen bir kız çocuğu heykelim var. Ben de çocukken tırnaklarımı yerdim. Insomnia olan var. Ben de insomnia hastasıyım. Kendimden koyduğum şeyler de var.

Yurtdışında da eserleriniz sergilendi. Toplumsal kodlar bağlamında eserlerinize yaklaşım yurtdışında nasıl bir fark gösteriyor?
Benim çalışmalarım batıya çok yakın bulunuyor. Ama yatakta bir çocuğu kullandığımda doğuya yönelik bir çağrışım oluyor. İnsanlar duygulu işleri seviyorlar. Bir iş kendisine baktırıyorsa başarılıdır diye düşünüyorum, dolayısıyla iyi tepkiler alıyorum.

NEYİN SANAT OLDUĞU TARTIŞILMALI

Galerilerin sanat dünyasındaki yeriyle ilgili son dönemlerde bir tartışma yürüyor. AVM’lerin de sergi alanı olarak işin içine girmesine olumlu bakanlar da var, olumsuz bakanlar da. Siz nasıl bakıyorsunuz?
Sanata ulaşım imkanlarının artması güzel tabii. Ama neyin sanat olduğu tartışılmalı. Burada yapılmak istenen şeye bakmak lazım. AVM’ye konulan işler, hobi kültürüne eş değer olabiliyor. Estetik algıya çok dikkat etmek lazım. İnsanların ayağına kadar sanat eserlerinin gelmesi çok önemli ama Türkiye’de olup da iyi işler üreten sanatçılar da bu tarz yerlerde yer almıyor açıkçası. Bir sanat piyasası var, çok iyi işleyen. Ben hem yararlı buluyorum, hem dezavantajlı buluyorum bu durumu.

BERKİN’LE İNSANLARI YÜZLEŞTİRMEK İSTEDİM

Heykellerinizin hepsi soyut, ancak bir tane gerçek bir figür de var: Berkin Elvan… Onun hikayesini de anlatır mısınız?
Estetik olarak benzetme kaygısı güttüğüm tek çalışmamdı. Önce araştırmalar yaptım Berkin’le ilgili. Topluma mal olmuş bir isimdi. Ben de çocuk heykeli yapan birisi olarak onun heykelini yapmak istedim. O süreçte Gezi Protestoları’na denk gelen süreçte kişisel sergi açacaktım. Anne olmam, duygu yüklü işlere odaklanmam etkili oldu. Çok dramatize ve politize etmemeye özen gösterdim. Sonra baktım ki, sadece gülümseyen ve fotoğraflarında elleri cepte olan bir çocuk vardı karşımda. Ben de olduğu gibi yansıtmaya çalıştım. Bunları verebildiğim noktada, Berkin’le insanları yüzleştirmek istedim.

berkinelvan
ÇOCUKLAR KENDİLERİ GİBİ GÖRÜYORLAR

Çocuklar nasıl değerlendiriyor çocuk heykellerinizi?
Daha ufak yaştaki, 5-6 yaşındaki çocuklar kendilerini çok özdeşleştiriyorlar. Direkt dokunma isteği duyuyorlar. Kendileri gibi görüyorlar. Yetişkinler ise hep anlam yüklemeye çalışıyorlar.

Üretim rutininiz nasıl?
Herkesin bir üslubu var tabii ki. Ben önce okumalar yapıyorum. Bazı kavramları belirliyorum. Hangi kompozisyon neye göre olabilir diye düşünüyor ve çizim yapar. Birçok kişi önce üretir, sonra sergi ismine karar verir. Bende ise tam tersi işliyor. Ben de biraz foto-realist bir anlayış da var.

cocuklar

*Beynin medial temporal lobunun derinlerinde yerleşen nöronların oluşturduğu badem şeklindeki beyin bölümü. Duygusal hafıza ve duygusal tepkilerin oluşmasındaki primer role sahip bölge.

Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 15 Eylül 2017 - 13:43