Reklamsız Sözcü

Tiyatrocular Muhsin Ertuğrul’u anlattı

Muhsin Ertuğrul 124. doğum gününde anıldı...
09:4729 Şubat 2016
Tiyatrocular Muhsin Ertuğrul’u anlattı
Muhsin Ertuğrul 124. doğum gününde anıldı...

124'üncü doğum günüde Şehir Tiyatroları, Devlet Tiyatroları ve özel tiyatroda emeği geçen sanatçılar Muhsin Ertuğrul’u yazdı

 

filmarasidergisi.com

BİR AYDINLANMACI, BİR DEVRİMCİ…

Metin Belgin: “Benim için Muhsin Ertuğrul aktörlüğünün, tiyatro sanatına sağladığı katkılarının ötesinde; Türk tiyatrosuna adanmış bir yürek, bir aydınlanmacı, bir devrimcidir. Türk sinemasının öncüsü olarak da tarihe adını yazdırmıştır. Aynı zamanda ilklerle, ilkelerle doldurduğu sanat yaşamını geleceğe taşımanın mücadelesini vermiş bir ustadır. “Benden sonra tufan olmasın” duyarlılığı ve öngörüsüyle çıkarttığı yasa sayesinde Devlet Tiyatroları bugün perdelerini açmayı sürdürebiliyor. Daha ne olsun! İyi ki doğdun Muhsin Ertuğrul…”

VİCDANLI, İLKELİ, ADALETLİ…

Arda Aydın: “Vicdanlı, şefkatli ve iyi bir insan olmakla, dürüst, çalışkan, ilkeli ve adaletli bir meslek erbabı olmak arasındaki o çok net ve kalın çizgidir Muhsin Ertuğrul…”

KARANLIĞA İNAT ‘HÖST' DİYEBİLMEK

Kemal Kocatürk: “Bilgisizliğin, görgüsüzlüğün, hoyratlığın, yobazlığın, baskıların kısacası karanlığın tüm ülkeyi kuşattığı şu günlerde tiyatronun işlevi durmadan, yılmadan ve bıkmaksızın karanlığa ışık tutmak olduğunu büyük usta senden öğrendik. Benim için Muhsin Ertuğrul, ülke insanının aydınlanması ve sanatla ışıtılması konusunda nefer olmuş, yılmaz sanat ışığıdır. Onun ışığından hala beslenmeye devam ediyor ve karanlığa inatla “Höst!” demeyi sürdürüyor ve de sürdüreceğim”

CILIZ BİR HAYALİ ZENGİN BİR HAKİKATE DÖNÜŞTÜREN…

Dilek Tekintaş: “102 yıl önce gördükleri düşü cılız bir hayalden zengin bir hakikate dönüştüren gerçek bir sanat emekçisi”

TİYATROYA BOYUN EĞDİRMEMEK

Hümay Güldağ: “Cesarettir, bilgidir, eğitimdir; merak, hırs, inattır. Tuttuğunu kopartmaktır. Otoritedir, sevgidir, başarıdır, başarısızlıklardan yılmamaktır. Öngörü sahibi olmaktır. Özgüvenli ve öncü olmaktır. Boyun eğmemek, tiyatro sanatının boynunu eğdirmemektir. Gerektiğinde şapkasını alıp gitmektir. Gitmeyi bilmek kadar kalmanın mutlak olduğu noktada yerinde dimdik durabilmeyi de bilmek demektir. Muhsin Ertuğrul, sinema demektir, tiyatro demektir; Darülbedayi demektir”

GERÇEK BİR SAVAŞÇI…

Engin Alkan: “Benim için Muhsin Ertuğrul; Olağanüstü bir sanatçı ve tiyatromuzun en önemli kanaat önderi olmasının dışında yobazlık, vurdumduymazlık ve sanat adına dört koldan türeyen her türlü simsarlıkla ömrü boyunca mücadele etmiş gerçek bir savaşçıdır.”

BATI'YA AÇILAN YÜZ AKIMIZ

Yağmur Yağmur: “Benim için Muhsin Ertuğrul Türk Tiyatrosu'nun devrimidir. Batı'ya açılan yüz akımızdır. Hocaların hocası, Darülbedayi'nin babası, mumla aranasıdır. Sinemadır, tiyatrodur, sanattır; getirdiği kazanımlar tiyatronun ve tiyatrocunun mirasıdır.”

CUMHURİYET DEVRİMLERİNİN TİYATRODAKİ YANSIMASI

Yıldıray Şahinler: “Benim için Muhsin Ertuğrul, Dar-ül Bedâi'deki(Şehir Tiyatrosu) ustalarımın geleneksel tiyatro sıcaklığı, halk tiyatrosu samimiyeti; konservatuar hocam Yıldız Kenter'in tiyatro aşkı, tiyatrocu disiplini. Ama her şeyden öte, benim için Muhsin Ertuğrul, Cumhuriyet devrimlerinin tiyatrodaki yansıması”

GENÇLİK ATILIMININ ADI

Can Doğan: “Muhsin Ertuğrul bence bir gençlik atılımının adıdır. Ailesinden gizli tiyatro yapma sevdasına düşen Muhsin, “Ertuğrul” adını da ailesinden gizlenmek için kendi adına ekleyen bu adam, 22 yaşındayken Darülbedayi'nin ilk taşını koyan Reşat Rıdvan Bey'in isteğiyle Antoine'ı karşılama törenine katılmış, hatta bu törende karışılama nutkunu söylemesi görevini de üstlenmiştir. Genç yaşında çok önemlidir yani. Reşat Rıdvan Bey'in 1919'daki ölümüyle birlikte kumpanyanın önderliğini üstlendiğinde de 27 yaşındadır. Batılı anlamda tiyaro yapmayı hemen hemen bilen kimsenin olmadığı bir coğrafyada bu 20'li yaşlardaki genç adamın etrafında oluşan tiyatro kumpanyası, el yordamıyla da olsa, kimi hatalar da yapsa, batılı anlamda bir Türk Tiyatrosu inşa edilebilmiştir. Darülbedayi ilk yıllarında kimi çalkantılar yaşamış, hatta kimilerine göre ölmüş olsa da, perdelerini hiç kapatmadan 100 yılını aştıysa bunun bence en önemli sebebi kuruluşundaki bu gençlik aşısıdır. Muhsin Ertuğrul bence Türk Tiyatrosu'nun gençlik aşısının etken maddesidir. Bir adamın 70 yaşından sonra kahvelerde tiyatro oyunları oynatması, şehrin en kuytu, en sapa yerlerinde tiyatro salonları açmaya uğraşması ve bunu yaparken Geleneksel Türk Tiyatrosu'nu yaşatmak için hâla gayret göstermesinin başka bir açıklaması olamaz. 32 yıldır benim de hayatımı yıprandırdığım Şehir Tiyatrosu'nun kökleri genç olduğundan, “delikanlı” olduğundan üstesinden gelinemez gibi görülen nice sorunu, adeta bir deli cesaretiyle üstüne giderek çözüvermesinin kaynağında Muhsin Ertuğrul ve genç arkadaşlarının aşısı çok önemlidir. Muhsin Ertuğrul bence Türk Tiyatrosu'nun genç sesidir.”

TİYATRONUN HAYATIN ÖNÜNE GEÇMESİ DEMEK…

Selen Korad Birkiye: “Benim için Muhsin Ertuğrul, tiyatronun kutsallaşması demek. Büyük bir inançla hayatını tiyatroya adamak ve bu inancı yaymak demek. Benim için Muhsin Ertuğrul tiyatronun hayatın önüne geçmesi demek.”

İYİ Kİ KILAVUZUMUZ OLDU…

Tolga Yeter: “Çok şanslıyım, öyle bir dünyada yaşıyorum ki Muhsin Ertuğrul isminin varlığını hissettiğim, onu hiç bir zaman unutmadığım, onunla yaşadığım bir dünya…Onun doğum günü de, her şeyi olduğu gibi benim için çok özel….İyi ki doğmuş, iyi ki bu ülkede bizlerin ustası olmuş… İyi ki dönüp bakabildiğimiz bir kılavuz gibi hayatı olmuş… Nice yaşlara büyük usta…”

HER ŞEYE RAĞMEN TEK YOL GÖSTERİCİ

İrem Arslan Aydın: “ Yeri gelir, hatırı sayılır bir süre bütün hayatımızı o kulislerde yaşarız biz. Eve gidemeden, sevdiğimizi, ana babamızı, çocuğumuzu görmeden, göremeden… Acıdığımız, yaralandığımız zaman ona, oraya sığınırız. Her seferinde, bir şekilde bizi iyi etmeyi becerir tiyatro, kim ne söylerse söylesin. Dışarıdan göründüğü kadar renkli ve kolay değildir aslında bu işi yapmak. Tutkuyla bağlar kendine. Şirrettir, kaprislidir, şımarıktır… Aşktan, önce adanmışlık ister. Her şeye rağmen, vazgeçemediğiniz bir sevgili gibidir… Hani çekersiniz ya seve seve. Bağımlısınızdır çünkü. Hastalık gibi. İyi hastalık… Muhsin Ertuğrul, tıpkı Fasulyeciyan'ın dediği gibi; pervazlara sinen tiradlar, kostümlere sığınan dialoglar ve perdelere takılan şarkılar dışında, geride elle tutulur hiç bir şey bırakamadığımız bu “tiyatro” denen deliliği, en delilik sınırlarında yaşamayı başarmış bir adamdır bence. Bugünün şartlarına baktığımda, mesleğine olan adanmışlığı, tutkusu ve disiplini, aklımı hep başımdan almıştır. Ait olduğum kurumun, yani aslında evimin, her şeye ve herkese rağmen tek yol göstericisi, tek gerçek ışığıdır. Sesini hiç duymamış, kendisini hiç görememiş olsam da, hep ordaymış, yanıbaşımızdaymış gibi gelir bana. İşte bütün bu en başta bahsettiğim bize aslında çok iyi gelen hastalığın, bu deliliğin ve de en önemlisi vazgeçmemenin, ete kemiğe bürünmüş halidir Mushin Ertuğrul. İyi ki doğmuş, iyi ki hayatlarımıza dokunmuş.

sanatindibi.com

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet