Reklamsız Sözcü

Usta sanatçı Levent Kırca anılıyor

Unutulmaz sanatçı Levent Kırca, ölümünün birinci yıl dönümünde anılıyor
Gamze KAYA
15:0812 Ekim 2016
Unutulmaz sanatçı Levent Kırca, ölümünün birinci yıl dönümünde anılıyor

Yaşamı boyunca toplumu yer yer duygulandırmış, çoğu zaman kahkahalara boğmuş  usta sanatçı  Levent Kırca Türkiye’de yetişen ender sanatçılardan biriydi. Usta oyunculuk kavramını genç kuşaklara tanıtan unutulmaz sanatçı, efsaneleşen kayıtlarıyla güldürmeye devam ediyor…

levent-kirca3

Türkiye, ilk kez Ankara Devlet Tiyatrosu’nda tanıdı Levent Kırca’yı. Nasreddin Hoca Oyun Treni ile başlayan dizi serüveni 41 yıllık sanat yaşamının ilk adımı oldu. İlk filmi olan ‘Altınşehir’ ise 1978 yılının hafızalardan senelerce silinmeyecek eseri oldu. Dizi ve sinema filmleri ile ustalığını genç yaşlarda tanıtan Kırca, Hodri Meydan Topluluğu Tiyatrosu ile muhalif duruşunu, politik hicivlerle gösterdi. Uzun senelerini Türk televizyonuna harcayan Levent Kırca, çocuk- yaşlı herkesin gönlünde 22 yıl süren programı Olacak O Kadar ile gönüllerde taht kurdu.

vent-kirca-cem-karadca

Kırca, her dönem devlet kademesinde dışlansa da toplumun gönlünü, samimiyetiyle, ve toplumsal olaylara duyarlılığı ile çoktan kazanmıştı. 1998 yılında, 33. Türkiye Hükûmeti’nde Kültür Bakanlığının tavsiyesiyle verilmeye başlanan Devlet Sanatçısı unvanına layık görülen usta sanatçının bu ünvanı Nisan 2015’te kendisinden geri alınmıştı. Kırca’nın bu uygulama ile ilgili söyledikleri belleğimizdeki yerini hâlâ koruyor:

1

“Devlet sanatçısı unvanım geri alındı. Biri veriyor biri alıyor işte. Bu böyle. Süleyman Demirel vermişti. Tayyip Erdoğan aldı”

Düşündüğünü söylemekten hiçbir zaman çekinmedi, inandıklarından taviz vermedi Levent Kırca. Türkiye’de politik hiciv yoksunluğunu ise, “Baskılar, yasaklamalar olduğu için Türkiye’de siyasi hiciv yok. Bugünkü hükümet siyasi hicive yumuşak bakmadığı için yok” şeklinde ifade etmişti.

Türkiye’de mizaha bambaşka bir anlam getiren Kırca,  baskılara karşı duruşunu bozmayıp, kendisine yönelen bütün yasaklara,  her defasında sanatıyla karşılık verdi. İşte 23 sene önce Kırca’nın gözünden Türkiye:

“Güzellikler paylaştıkça değerlenir, kötülükler çoğaldıkça kanıksanır” demişti hepimize Levent Kırca… İyiliği çoğaltan bir usta geçti aramızdan. Bazen ekranlarda, bazen Aziz Nesin’in bir eserini yaşatırken tiyatro sahnesinde, bazen  üniversitelerde eğitmenlik yaparak kendinden sonrakileri geliştirip topluma ve sanata kazandırmayı başardı. Başarılı oyunculuğunu dünyaya tanıtan Kırca, Saint Petersburg Bal Mumu Heykelleri Müzesi’nde heykeli olan nadir Türk sanatçılardan biri oldu. Senelerce ekranlardan ve tiyatro sahnesinden güldürdüğü sevenlerini ise yazdığı son mektupla derin bir yasa boğdu:

2

Bu mektubumu sizlere ülkemizin değerli bir film festivali olan,  5. Bodrum Film Festivali vesilesiyle yazıyorum. O yüzden benim için yeri çok ayrı olan bir yönetmenden alıntı yapmakta sakınca görmüyorum. Woody Allen'ın Midnight in Paris filminde zaman atlamaları vardır. Film günümüzde başlar, basit ama fantastik bir yöntemle sürekli geçmişe gider. Filmde o geçmiş dönemler içerisinde Ernest Hemingway, Dali, Picasso, T.S. Elliot, Edgar Dega, Luis Bunuel gibi önemi tartışılmaz insanlara rastlarız. Hepsi, hangi dönemde yaşıyor olurlarsa olsun, kendi geçmişlerinin her zaman daha iyi olduğunu ve ona özlem duyduklarını belirtirler. Hepsinin ağzından ‘'Ahh, o eski zamanlar'' cümlesini bir kez duyarız. Filmin ana önermesi ise sonunda en güzel ânın, içinde bulunduğun, yaşadığın an olduğunu belirtir.

Yaşadığımız şu an…

Şu an… Elinizden yaşam boyu onur ödülünü alıyorum. Ödül vermek onore etmektir. Almaksa onore olmak. Düşünüp, cesaret edip, bir şeyi hayata geçirdiğinizde, birileri için değer görüyorsa, sizi ödüllendirirler. Bunun karşılığı maddi karşılığından büyüktür. O işiniz için ödül alırsınız. Yaşam boyu onur ödülü ise, yaşamda yaptıklarınızın, varlığınızın ya da amacınızın top yekün mükafatlandırılması gibidir. Bu ödülün anlamı benim için çok büyük.

Bu ödülü de eve götüreceğim. Ama diğer ödüllerin arasında baş köşeye koymayacağım. Ödülsen ödüllüğünü bil. Diğerleri neredeyse oraya, yanlarına koyacağım. O da onlarla birlikte tozlanacak. Onlardan biri olacak. Yaşam boyu onur ödülü de olsan, Cumhuriyet altını da olsan, kimseye ayrı gayrı yapamam.  Diğerleri tozlu raflarda dururken, sana saray şeklinde dolap yapmayacağım. Çünkü ödül de olsan, sana hak ettiğin anlamı veren içinde bulunduğu dolabın büyüklüğü ya da şekli değil, bizim sana verdiğimiz değerdir.

İster misin şimdi böyle dedim diye, bu ödül beni mahkemeye versin?

Güzel şeyler paylaşabildiysek sizinle, ne mutlu bana. Benim jenerasyonumda bir insan çabalarının meyvesini görememe durumuna mı üzülmeli, yoksa daha kötülerini yaşamayacak olduğu için teselli mi bulmalı şuan bilemiyorum.

Yine Woody Allen, ‘'Bir yönetmenin en büyük hatası, bu kötü senaryoyu çekerek adam ederim demesidir'' der. Siz de yönetmensiniz. Ailenizi yöneten, işinizi yöneten… Etrafınızı yöneten. ‘'Şu an'', yöneten. Birlik verip bu senaryoyu değiştirin ki, filminiz de iyi olsun.

Dik durun… Adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. Atatürk'le kalın, Cumhuriyetle kalın, hoşça kalın!

kircxa

Usta sanatçıyı gidişinin ardından hüzünle karışık tebessümle anıyoruz…

Son güncelleme: 16:2612.10.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet