Reklamsız Sözcü

Fazıl Say Atatürk Havalimanı’ndaki patlamanın ardından yazdı

Fazıl Say, Atatürk Havalimanı'ndaki patlamanın ertesi gününde, havaalanı toparlanmış olsa da insanların nasıl çaresiz ve umudunu kaybetmiş olduğunu kendi üslubuyla anlattı.
Burcu ÖZEN
11:0430 Haziran 2016
Fazıl Say Atatürk Havalimanı’ndaki patlamanın ardından yazdı
Fazıl Say, Atatürk Havalimanı'ndaki patlamanın ertesi gününde, havaalanı toparlanmış olsa da insanların nasıl çaresiz ve umudunu kaybetmiş olduğunu kendi üslubuyla anlattı.

28 Temmuz akşamı, ülkemiz kalbinden vuruldu… 42 vatandaşımızın hayatını kaybettiği Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen terör saldırısından kısa bir süre sonra, havaalanında uçuşlar yeniden başladı.

Patlamanın ertesi günü havalimanına giden Fazıl Say, ortamdaki buz gibi havayı duygusal sözlerle anlatmış… Havaalanının içinden çektiği fotoğrafı paylaşan Say;

“Bu sabah Atatürk havalimanı. Dün akşamki terör saldırısından sonra kim ne diyebilir ki? Burası pasaport, dün canlı bombanın patladığı yerin oralar.
Havalimanı çalışanları yakınlarını kaybetmiş. Hepsi uykusuz, ağlamaklı. Çaresiz…
Uçaklar kalkmaya başlıyor.
Bir tenhalık bir korku her yere sinmiş.
Herkesin düşündüğü şeyler; Türkiye ne yapacak?
Havaalanını hiç bu kadar sessiz görmemiştim.
Dini kalkan edinen bu rezil terörü siyasi olarak sorgulamadan önce, insani, ahlaki ve felsefi olarak düşünmemiz ve biz insanlar olarak, tek yürek, buna karşı olmamız lazım.
Bu niye yapılıyor? Cevabı nedir? Yüzlerce suçsuz insan, kadınlar, çocuklar niye öldürülüyor?
Dün internette olay yerinden yayınlanan kanlar içinde çocuklar görünce hepimiz yıkıldık. Bu cehennemdir.
Bütün bu olaylara sebebiyet veren yanlış siyasetlerin sorumluları ise bu dünya üzeri cezalandırılacaktır elbet bir gün,
herkes kırgın, kızgın;
bunca insan hayatı yitiriliyor, ne uğruna?
Cevabı olmalıdır.
Düşünün;
Bir insanın “canlı bomba” olması bu kadar ucuz, bu kadar kolay olmamalıydı. Doğaya en aykırı noktalara vardık.
Bir insan kendini ve etrafındaki suçsuz insanları öldürüyor.
Yaşamın değerinin olmadığı bir hiçlik.
Önümüzde çok karanlık bir gelecek ve yaşamaya inanmayan , ölüme inanan fatal inanç anlayışları var (para ve güç desek daha doğru) ve de tabi ki kanla bulanmış bir ortadoğu çıkmazı var.
Ne yapacağız?
Türkiye ne yapacak?
Uygar ve barış içinde olmasını istediğimiz insanlık ile ilgili ümitlerimizi kaybediyoruz.
Burada tüm dünyanın ortak bir dilden konuşması lazım yoksa yanacak bu dünya.

Son güncelleme: 11:1230.06.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet