Reklamsız Sözcü

Girişimciler Dünyasının Bol Ödüllü ikilisi

Türkiye’de kadınların kendi işlerini kurmalarına ve sürdürmelerine destek olmak için Garanti Bankası yıllardır bir yarışma düzenliyor. Bu sayede her yıl müthiş girişimci kadınlar tanıyoruz…
Özlem GÜRSES
03:1017 Ekim 2016
Girişimciler Dünyasının Bol Ödüllü ikilisi
Türkiye’de kadınların kendi işlerini kurmalarına ve sürdürmelerine destek olmak için Garanti Bankası yıllardır bir yarışma düzenliyor. Bu sayede her yıl müthiş girişimci kadınlar tanıyoruz…

Türkiye'de 98 bin kadın girişimci var; yani 98 bin iş sahibi kadın patron! Bu yılki yarışmaya 32 binden fazla başvuru gelmiş. Bu rakam bile, biraz cesaret ve teşvikle kadınların ne kadar hızlı yol aldığını gösteriyor…

_mg_7166

Sedef Dördüncü ve Deniz Derman bu yılın finalist kadın girişimcileri arasında yer alıyorlar. Kentli ve iyi beslenmeye dönük bir iş kurdular, soğuk zincirle taze sıkılmış sebze ve meyve suyu karışımları üretiyorlar. Uzun saatler ofiste çalışan kadın ve erkekler için hazırladıkları bu sıvı besinleri her gün adrese teslim ediyorlar. Bir sağlık ürünü değil, sağlığa destek bir arınma programı. İş tuttu! O kadar ki, Sedef'in kocası iş başvurusunda bulunmuş, artık o da Juico'da çalışıyor!

– İkiniz de çok iyi okullardan mezun olmuşsunuz… Zengin aile kızları mısınız siz?

Sedef Dördüncü: Ben Robert Koleji'nden mezunum, sonra Amerika'da Endüstri Mühendisliği okudum ve üzerine MBA yaptım. Hepsini de burslu okudum. MBA'den bölüm birincisi olarak mezun oldum.

Zengin değil de çok çalışan aile diyelim!
Deniz Derman: Benim hikayem de buna benzer aslında. Avusturya Lisesi'nde okudum; sonra da Amerika'da önce işletme sonra finans eğitimi aldım. İki yıl denetimci olarak sendikalarla çalıştım Amerika'da ve çok seyahat ettim.

– İş kurma fikri nereden çıktı?

Deniz Derman Sedef Ekinci

SD: Aslında bu benim fikrimdi. ABD'de Deniz'in erkek kardeşiyle çıkıyordum, şimdi de evliyiz zaten. O sırada İngiliz Bankası Barclays'te iki yıl yatırım bankacılığı yaptım.
Amerika'da özellikle Wall Street'te, finans dünyasında çalışan insanların düzenli ve kaliteli beslenmeye hiç zamanı yok. Haftanın her günü, gerçekten insanlık dışı bir çalışma tarzı var. Öğle ve akşam yemeği ofiste yeniyor. Gece 12'den önce işten çıkmak söz konusu bile değil. İşte bu sıvı beslenme işi de bu nedenle doğmuş orada.

– Yani Amerika'da yoğun tempoyla çalışan nüfus ofiste bunlarla mı besleniyordu?

SD: Aynen öyle! İnsanların gerçekten kendilerine bakmaya ihtiyaçları var. Çalıştığım ofiste bir analist kız, “Böyle bir beslenme şekli var; üç gün hiçbir şey yemeyeceğiz, sadece sebze ve meyve suyu içeceğiz” dedi. 24 kişi bunu yaptık ofiste ve şimdiki işimizin ana fikiriyle böylece tanışmış oldum. Daha sonra da bunu Türkiye'de kurma fikrini Deniz'e anlattım.

– Peki gerekli sermayeyi nereden buldunuz?

DD: Önce iş nasıl kurulur sorusunun cevabını öğrendik. Türkiye'deki yasalara, üretim kodlarına, tebliğlere hakim olmak için çok çalıştık. Her türlü bakanlığa gittik; sonra da KOSGEB desteği aldık.
SD: KOSGEB'i de bize arkadaşlarımız söyledi. 15 günlük KOSGEB eğitiminden geçtik. Bizi gerçekten çok desteklediler ve bugün de destekliyorlar. Bütün girişimcilere de bu desteği almalarını tavsiye ederiz.

– Bu işi kurarken en çok hangi konularda zorlandınız?

SD: Her şeyi tek tek araştırıp öğrenmemiz gerekti.

Çalışan anne olarak her şey yarımmış gibi hissediyorum, en zor tarafı bu…

– İkiniz de evlisiniz ve Deniz senin 21 aylık bir de oğlun var… Zor mu çalışan anne olmak?

DD: Kolay değil elbette. Ama başka türlüsünü yapamazdım. Tabii çocukla birlikte yepyeni bir duygu başladı bende; hiçbir şeye yetememe duygusu. En zoru da bu. Sanki her şey yarım gibi hayatımda. Annelik, iş kadınlığı, evlilik hep yarım… Yine de çalışmaktan vazgeçemem.

– Şimdiki hedefiniz ne?

SD: Türkiye'nin İstanbul dışındaki illerine de sevkiyat yapabilmek istiyoruz ve bunun için çalışıyoruz. Şimdi yeni bir ürün başlattık, kalorisi düşük atıştırmalıklar. Buna da Juico Eats adını verdik.

– Dünyada beslenme sektörü nereye gidiyor? Tablet olarak alacağımız gıdalarla yakında tanışacak mıyız?

DD: Dünya tamamen katkısız gıdalara doğru gidiyor. Yakında bununla ilgili buluşlar görebiliriz…

Ekibin başında uzman gıda mühendisi var

– Bugün nasıl bir noktadasınız?

SD: Şimdi 23 kişi olduk; üretimimizde sekiz kişi çalışıyor. Ekibin başında konunun uzmanı bir gıda mühendisi var.
DD: Lucca'da mönüde, Zorlu Eataly'de, Gurme Garage'ların birkaçında varız. Kanyon'da standımız var. Etiler'de Bir Nevi isimli vegan lokantada ve Cihangir Yoga'da varız. Bu arada ekibimize Sedef'in eşi, benim abim yani Utku da katıldı.

– Nasıl oldu bu süreç?

SD: Bu işte en büyük destekçim o oldu. Utku bankacılık sektöründeydi fakat iş büyüyünce, “Ben de geleyim artık” dedi.

– Yani eşinin patronu artık sensin…

SD: Evet ama tabii ki patronluk yapmıyorum!

– Kolay bir iş mi bu?

DD: Olur mu hiç! Hammadde alımımız için çok ince eleyip sık dokuyoruz. Referansı kuvvetli aracı şirketlerle çalışıyoruz. Hammaddenin geriye dönük izlenebilir olması çok çok önemli. Kim üretmiş? Nasıl üretmiş?…
SD: Bunlara çok dikkat ediyoruz çünkü sunduğumuz üründe hiçbir pastörizasyon yok. Hiçbir katkı maddesi, şeker ilavesi, kimyasal katkı yok.

– Girişimcilik dünyasında tanınıyor musunuz?

DD: Bu yıl Garanti Bankası Kadın Girişimciler Yarışması'nda finalistiz. Endevaour diye girişimleri küresel ölçekte destekleyen bir kurum var; orada 2015'te Türkiye birincisi olduk ve ülkemizi temsil etmek üzere seçildik. Bu sene European Business Award'da Ulusal Şampiyon olduk. KOSGEB ödülümüz var, Yılın Girişimcisi seçildik. Girişimciler arasında da ilk 50'ye girdik.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet