Reklamsız Sözcü

Hayattan hiç kopmadım

Meme kanserini yenen ünlü diyetisyen Taylan Kümeli yaşadıklarını ŞIK’a anlattı...
01:5813 Ekim 2016
Hayattan hiç kopmadım
Meme kanserini yenen ünlü diyetisyen Taylan Kümeli yaşadıklarını ŞIK’a anlattı...

Röportaj: Nazan Doğaner Halıcı – Fotoğraf : Mert Arıslan

Kanser tedavisi gördüğünü geçtiğimiz yıl sosyal medya aracılığıyla duyurmuştu Taylan Kümeli… Sağlığıyla ilgili gelişmeleri hastanede çektirdiği fotoğrafıyla birlikte Instagram hesabından paylaşıp, “Hayatımda hep virajlar olmuştur. Kimi keskin, kimi yumuşak ama hep olan… İşte yeni bir viraj daha. Hayattan kopmadan, üreterek, gülümseyerek ve sevdiklerimin desteğiyle 20 seans sürecek bir radyoterapi ve sonrası… Vira bismillah” demişti… Bugünlerde ise kanseri yenmenin mutluluğunu yaşıyor.

4

Kanser olduğunu öğrendikten sonra hiç hasta gibi davranmadığını söyleyen Taylan Kümeli, “Her radyoterapi sonrası işime dönüp çalıştım; her sabah ormana yürüyüşe gittim. Doğru olan hayata dört elle sarılmak, gülümsemek, üretmek ve öğrenmektir. Ben de öyle yaptım” dedi…

Şimdi aklınıza, “Taylan Hanım sağlıklı beslenme uzmanı. Nasıl olur da kansere yakalanır” sorusu gelebilir. Ne yazık ki genetik etkenler de bu hastalığı tetikleyen önemli nedenlerden… Nitekim birinci derecedeki yakınlarını bu hastalıktan kaybettiği için yüksek risk taşıdığının bilincindeymiş Kümeli. Ancak hastalıkla mücadelede sağlıklı beslenmenin önemli bir etken olduğunun da altını çiziyor… “Ben hastalığı ilk öğrendiğimde kendi kendime ‘Aferin sana! Takip ettin, bilime inandın, gerçekten de üstüne gittin ve tedavini görüp, iyileşeceksin' dedim… Kadınlara tavsiyem, 40 yaşından sonra altı ayda bir rutin kontrollerine gitmeleri. Sporlarına, sağlıklı ve düzenli beslenmelerine hep dikkat etsinler, hayatı güzel yaşasınlar. Tüm bunlar, başlarına ne gelirse gelsin hastalığı kolay atlatmalarına sebep oluyor” dedi…

Taylan Hanım'la hastalık sürecinden özel hayatına, beslenme tüyolarından fit olma sırlarına kadar her şeyi konuştuk. Bakın neler anlattı…
Öncelikle büyük geçmiş olsun. Zor bir süreç atlattınız… Hastalığınız nasıl teşhis edildi?
Çok teşekkürler. Kanser artık neredeyse nezle, grip kadar sık rastladığımız bir rahatsızlık haline geldi. Benim en büyük şansım bu konuya duyarlı davranmam oldu. Ailemde, hem anne hem baba tarafının genlerinde ne yazık ki kanser var… Baba tarafımdaki kadınlardan göğüs kanserinden kaybettiklerimiz oldu, anne tarafında ise rahim duvarı ve rahim kanseri yaygındı. Maalesef kayıplarımız da oldu. İşte bu noktada farkındalık öyle önemli ki, üzülüp olumsuz düşünmek yerine rutin kontrollerinizi yaptırıp bedeninizi iyi tanımanız şart. Zaten geçen yıl o rutin kontrollerden birinin akabinde yakaladık rahatsızlığımı…
Peki o an ne düşündünüz? “Neden ben?” dediniz mi? Korktunuz mu?
Rutin kontrollerim için hep Meme Vakfı'na gidiyorum. Can Hoca ve ekibi gerçekten muhteşem. Teşhisi anlatırken de son derece ılımlı ve içten bir yaklaşım sergilediler. Hastalığımı eşimle birlikte öğrendik ve inanın hiç garipsemedim. İki gün sonra eşimin 50'nci yaş günü için İtalya'ya gidecektik. Birbirimize bakıp gülümsedik. “Hemen ne yapılacaksa yapalım; gecikmeyelim. Biz her şeyi iptal ederiz, problem yok” dedik. Ameliyat için gün kararlaştırdık. “Neden ben?” diye hiç ama hiç sormadım. Hayat bu… Korktum mu? Bilinmezliğin tedirginliğini yaşadım demek daha doğru…

3

Sporun sürekliliği önemli

Tedavi süreci nasıldı? O dönemde neler yaşadınız?
Önce ameliyat, ardından radyoterapi… İlaç tedavisi ve kontroller şeklinde tedavim halen devam ediyor. Herhangi bir nedenle bu rahatsızlığa yakalananlara tavsiyem, asla ihmalkar davranmadan rutin kontrollerini aksatmamaları. Bu süreçte hayattan hiç kopmamak çok önemli. Tedavi boyunca günlük yaşantıma, ara vermeden işime eskisi gibi devam ettim. Hayata dört elle sarıldım ve her zamanki gibi pozitiftim.
Sizi bu savaşta güçlü kılan ne oldu?
Sevdiklerim ve daha yapacak çok şeyim olduğuna inanmak…
Eşiniz ve ailenizden nasıl bir destek gördünüz?
Hepsi yanımda olup hayatın rutinini bozmadan içtenlikle mücadeleme destek oldular. Bu hastalığı geçirenlere bir önerim de kendilerine kesinlikle acımasınlar. Sevenlerine geleceğe yönelik hayallerinden söz etsinler.
Şimdi nasılsınız?
İyiyim çok şükür.
Hemcinslerinize bu konuda “keşke” dememeleri için ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Kadınlık doğanın bize verdiği harika bir hediye. Üretkenlik ise bizim en önemli niteliğimiz; üretken olurken doğa bize bu armağanın defolarını da vermiş. İşte o anlarda farkındalık ve vücudunu tanımayı unutmamak gerekiyor. Sağlıklı beslenince kötü hastalık gelse bile hemen gitmeyi biliyor.
Mesleğiniz icabı insanlara sağlıklı beslenme tüyoları veriyorsunuz. Peki siz nasıl besleniyorsunuz? Beslenme şekliniz hastalığınızı yenmenizde ne kadar etkili oldu?
Öğrenciliğimden bugüne, sağlıklı beslenmenin hayatın içinde yapılması gerektiğine inanıyorum. Seçilen mönüler, ara öğünler, yemek saatlerinin ve mevsimlerin dikkate alınması önemli. Herkesin beden özellikleri birbirinden farklı. Bizim elma, armut tipi olarak gruplamalarımız bedenlerimizde farklı fazlalıklar olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden herhangi bir bireyi sadece çıplak gözle gördüğümüz şekliyle değerlendirmek yanlış. Kendi vücut yapımı  değerlendirip ona göre beslenmek, beslenme karakterimin temelini oluşturuyor. Her yemek yenilebilir ancak uzak kalmamız gereken iki unsur tatlı ve çok yağlı yiyecekler. Daha yemeğin malzemelerinin satın alınması aşamasında başlamak lazım sağlıklı olmaya…
Bu konuyu biraz açar mısınız?
Benim sürekli alışveriş yaptığım yerler semt pazarları. Taze sebze, meyveyi bu pazardan, etimi, tavuğumu da hâlâ kasaptan alıyorum. Kahvaltılıklarımı da mümkünse salı pazarından… İşte durum böyle olunca ne kadar kötü bir hastalık da gelse gitmeyi biliyor… Yemeğin pişirme aşaması benden geçiyorsa doğramamdan pembeleştirmeye, tuzundan kullandığım yağa kadar her evre laboratuvar titizliğinde gerçekleşiyor. Ne lezzetten ne de sağlıktan vazgeçmeden mutfağımı koruyorum. İşin komik yanı, evimize yemeye gelenler “Aç kalacağız” diye genellikle tok gelirler ama bilmezler ki sağlıklı beslenmek ile açlık çok farklı iki kavram.
Spor yapıyor musunuz? Egzersiz bilinçli bir diyetin olmazsa olmazı mı?
Sporun sürekliliğine inanıyorum. Dönemsel sporlar bizi sadece yanlış motive eder. Burada daha iyi görünmek için nisanda başlanıp temmuzda bırakılan spordan söz ediyorum. Haftanın en az üç sabahı ormana gidip yürüyüş yapıyorum; iki-üç gün pilates, haftada en az bir gün de yüzmeye başlayacağım. Spor sadece kilo vermemizi sağlamaz; daha sağlıklı ve fit görünmemize de ciddi anlamda yardımcı olur. Aynı zamanda mutlu ve huzurlu olmamız için de gereklidir.

5

Beslenme üç boyutlu olmalı

Seyahat etmeyi de çok seviyorsunuz sanırım…
Anneannem, “Yaşlandığınız zaman okunmuş kitaplarınız ve gezilmiş ülkelere dair anılarınız olsun” derdi… Bu felsefe rüzgarının estiği bir evde büyüdüm. Herkesin bavulu hazırdı… Annemle babam her fırsatta seyahat eder, hiç durmadan okurlardı. Yaz tatillerim kitaplarla, doğanın içinde, her nevi hayvanı sahiplenme isteğiyle geçerdi. Bu yüzden üç köpeğimiz, yedi kedimiz var. Her gittiğim ülkenin kültürü, insanları, renkleri ve tarihi çok ilgimi çekiyor. Aynı zamanda beni zenginleştiriyor. Her neyle ilgilenirseniz ilgilenin, içinden sanat ve yaşanmışlık geçmeyenlerin bir yanı hep eksik kalıyor.
Ruhu beslemek de gerekir mi?
Tabii ki sağlıklı beslenme üç boyutlu olmalı. Sadece boy ve kilo değil, ruhumuz da bizi ilgilendiriyor. Dış görünüşümüzün boyutlarına takılıp, sağlığı da bir tarafta bırakarak sadece daha ince, daha güzel ve başka daha dahaların peşinde olmamak gerek. Bizim bir de ruhumuz var. Onu da ideolojilerle, hayallerle, seyahatlerle, kitaplarla, erdemle beslemek gerek…

6

Formumu en çok iç huzuruma borçluyum

Her zaman formdasınız. Bunu neye borçlusunuz?
Hiçbir zaman çok zayıf bir yapım olmadı ama hep spor yapmam ve vücudumun kas oranının yüksek olması nedeniyle sağlıklı ve fit olduğuma inanıyorum. 53 yaşında, kanseri atlatıp, iki çocuk annesi olup, üstelik torunum da varken 58.7 kilo olmak ve vücut yağımın 13.4 gm olması gayet iyi. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, sigara ve içkiden uzak durmak, vitamin ve mineral değerlerimi dengelemek ama en önemlisi de iç huzurumun olması formda olmamın püf noktası…

2

Gezmeyi de seviyoruz ev hayatını da

Biraz da özel hayatınızdan konuşalım… İş yaşamınız dışında pek göz önünde değilsiniz. Sizi İstanbul gecelerinde, davetlerde pek göremiyoruz. Evcimen misiniz yoksa popüler olmayan mekanlara gitmeyi mi tercih ediyorsunuz?
Sosyalleşirken, yakın arkadaşlarımızla popüler olmayan ama özelliği olan mekanlara gitmeyi tercih ediyoruz. Aynı zamanda da evcimeniz… Evde yemek hazırlamayı, kitap okumayı ve müzik dinlemeyi çok seviyoruz. Tabii bol bol seyahat etmeyi de… Arkadaşlarımız keşfettiğimiz mekanlara bayılır. Çünkü bu mekanların özünde samimiyet, kendine özgü bir hava, lezzetli yiyecekler ve popüler olmak adına özünden vazgeçmeme durumu var.
Peki evlilik nasıl gidiyor?
İyi çok şükür… İki değişik karakterin birbiri içinde dönüşerek uyumu yakalaması bizim beraberliğimizi tanımlayan en güzel cümle…
Mutluluğunuzun sırrı nedir?
Öncelikle, iki farklı karakterin birbirinin dünyasına karşılıklı olarak saygı duyması. Değer verilen ve paylaşılmak istenen anların isteyerek ve keyifle yaşanması. Her günün bir diğerinden farklı olduğunu düşünecek heyecana sahipken, bilmenin huzuruna ermek. :)

Son güncelleme: 13:5713.10.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet