Reklamsız Sözcü

Kadın müzisyen olmak zor dersem ayıp olur

Kalben ile albümünü, anıları ve anlarını konuştuk.
İmge BALIK
10:1313 Şubat 2016
Kadın müzisyen olmak zor dersem ayıp olur
Kalben ile albümünü, anıları ve anlarını konuştuk.

Şu sıralar  kulaklarınıza bol bol ‘her yerde saç var,  yerlerde saçlar kimin bu saçlar…’ diye birisi fısıldıyor, muazzam sesiyle kalbinizin o ince telini titretiyor olabilir. İşte o meşhur ‘Saçlar’ın sahibi; ismi güzel, kalbi güzel, sesi güzel Kalben ile yakından tanışma zamanı. Kalben ile albümünü, anıları ve anlarını konuştuk.
imge.balik@sozcu.com.tr

KALBEN - Foto: Uluç İncesoy

Albümü bitirip paylaştığın an neler hissettin?
O gün beni uyku tutmadı. Ben zannediyorum ki Türkiye saatiyle 5 Şubat, saat on iki… Sonra sabah bir güç dürttü beni sanki, kendiliğimden uyandım. Albüm çıkmış iTunes’da, insanlar dinlemeye başlamış… İlk 15-20 dakikalık coskuyu gördüm, onunla birlikte benim de uykum kaçtı ve her yerde paylaşıp, tweetler attım. Normalde o kadar sosyal medyada aktif bir insan değilim. O sabah sosyal medyadan en keyif aldığım anlardan biri olabilir. Çünkü sabah 6 da albümü dinleyen insanlar vardı, çok büyük bir şans.

Albümlü bir sanatçı olmak neler değiştirdi?
Benim kafamda hep albüm yaptıktan sonra Türkiye’nin daha farklı yerlerine de gidebileceğiz,  ismimizi daha büyük bir kitleye duyurabileceğiz düşüncesi vardı. Sadece büyük şehir olarak adlandırdığımız yerlerde değil, müziği her yerde yapmak istiyorum. O yüzden biz bu albümü kartvizit olarak düşündük ve öyle de oldu. Çanakkale, İzmit, Denizli gibi yerlere gideceğiz, ilk etkisini görmeye başladık  diyebilirim.

GÖNLÜME DÜŞEN AŞKTAN ÇOK BESLENDİM
Aslında müzikte yeni değilsin, ne yaptın da birden parladın?
Galiba dinleyici benim gitarımı alıp şarkı söylememden de, şarkılarımdan da hoşlandı. Yaptığım şeyin dünyayı kurtardığını düşünmüyorum ama bir insanı bir yerlerden çıkarıp başka bir yere götürebiliyorsam, yolculuğunda ona eşlik edebiliyorsam ne mutlu bana. Ben çok yukarıdan, aşağıdan, büyük bir yerden ya da küçük bir yerden ya da herhangi yerden gelmedim, sadece müzikle geldim. Galiba o yüzden etkileyici oldu.

Biz şarkılarını dinlerken sanki senin günlüğünden bölümler dinliyormuşuz gibi hissediyoruz. Peki sen şarkı yazarken nelerden besleniyorsun?
Dünya çok malzeme veriyor ya. (Gülüyor) Taksiye binsem de, bir dolmuş sırasında beklesem de malzeme. Yeni biriyle tanışıp, ona güvenmek istesem dert, güvenmesem büyük bir dert. Dostların, sevdiklerinin ya da hiç tanımadığın yabancıların korkuları, özgüvensizlikleri. Sanırım böyle etrafta ne varsa hepsinden besleniyorum ama  bu ilk albümde özellikle gönlüme düşen aşktan çok beslendim. Aşkla yaptık biz bu albümü.

Aslında aşktan ya da hayattan kırılmış bir kadın dinliyoruz ama sesini duyduğumuz anda yüzümüze bir tebessüm yerleşiyor. Bu işte bir terslik yok mu?
Aslında şarkı sözlerinde birinin eteklerine tutunan ya da birinin pantolon paçalarından yakalamaya çalışan ya da gittiği için ona zarar vermek isteyen birinin olduğunu düşünmüyorum. Sevmiş, sevilmemiş ya da biri onu sevmiş o onu sevememiş. Hayatta başına bir şeyler gelmiş, çok sevdiği birini kaybetmiş, çok sevdiği başka birini daha kaybetmiş. İşsiz kalmış, evsiz kalmış, hayatta bir yetişkinlik sınavı varsa onu veremediğini düşünüp, başarısızlığa kapılmış. Otobiyografi gibi aslında. Yıllarımız yanlış şeylerle geçiyor ve ben çok oradan bakmıyorum artık. Çünkü hakikaten aşığım ve beni seven biriyle birlikteyim. Bu şarkıları yaptığım ruh halleri çok farklı farklı. O yüzden tek bir ruh halinden bahsetmek bana haksızlık gibi geliyor.  Sadece şunu söyleyebilirim sevilmek, sevmek çok güzel. Onları yakalayamadığımız zaman bunları kimseyi kırmadan kimseyi dövmeden ifade edebilmek de güzel. Herkese tavsiye ederim. (Gülüyor)

KALBEN - Foto: Uluç İncesoy

BİR ŞEYLER DENEMEYE KORKACAKSAM ÖLEYİM
Bildiğim kadarıyla sen çok da cover yapmayı sevmeyen birisin. ‘Haydi Söyle’ nasıl oldu da albüme dahil oldu?
Haydi söyle beni ele geçirdi. Dinleyiciler sevdi, biraz da aldı başını gitti gibi oldu. İlk albümde böyle bir yoruma yer vermek ne kadar doğrudur diye tabi ki çok fazla müzik dinleyen biri olarak düşündüm.

Albümün büyüsünü bozuyor diyenler de var…
Bir albümün büyüsü varsa ve onu tek bir şarkı bozuyorsa bence albümü hiç dinlemesinler. Albümde 15 şarkı ve çok emek var. Çok saygı duyarım dinlememelerine. Ben başarısız olmayı göze almasam bunu yapmazdım zaten. Yanlış çıkarsa da yanlış çıkmış olur. Hayatta bir tane daha ufak başarısızlığım olur. Bundan korkarak yaşayacaksam, gidip mezara gireyim. O yüzden Haydi Söyle’yi de çok gönlüme sinerek koydum. Bence olumsuz eleştirenler bir kez daha dinleyebilirler. Dinleyip yine beğenmezlerse eyvallah…

İbrahim Tatlıses’ten nasıl aldın şarkıyı?
İbrahim Tatlıses, büyük bir adam. Şarkıyı istedik, hiç vermeyedebilirdi. Dünyada çocuklar için güzel bir şey yapmamızı istedi bu şarkının karşılığında ve bu çok kıymetli. O yüzden üzülmüyorum, bir şarkı alıp çocuklar için güzel bir şey yapacağım. Bu da beni bozmuyor. Sadece gitarımla şarkı söyledim, bu da beni bozmuyor.  Albümün soundunu bozmuş diyorlar, ben hala gitarımı çalıp şarkı söylüyorum. Bir şeyler denemeye korkacaksam öleyim.

Doğru olanı da bu değil mi zaten?
Bilmiyorum, yıllarım baskıyla, korkarak geçti. Kim beni yatağına düşürür diye onu giymedim, bunu yapamadım, gece etekle yürüyemedim, artık öyle yaşamak istemiyorum Zaten yeterince tecavüze uğruyoruz her gün, bir de müzikte tecavüze uğramak istemiyorum.

KALBEN - Foto: Uluç İncesoy

ANNEM BİR GÜN TECAVÜZE UĞRAYABİLECEĞİMİ SÖYLEDİ
Ülkede kadın olmak zor, peki müzik dünyasında kadın olmak nasıl?
Kadın tecavüze uğradığı zaman belki uğramamıştır, belki kuyruk sallamıştır, belki bir kadeh bir şey içmiştir diyen bir ülkede yaşadığımız için  bir kadın olarak sahnede müziğimi anlatmak çok kıymetli ve öte yandan istediğim zaman kotumu giymek, istediğim zaman  elbisemi giymek de çok kıymetli. Ben bir insanım çünkü. Sadece memem var diye beni başka bir yere koymalarını büyük bir haksızlık olarak görüyorum. Çünkü translara da, eşcinsellere de, heteroseksüellere de çok kötü davranan bir kültürdeyiz ve öyle de bir dünyadayız. Ceo da olsan da, trans olsan da çok büyük dertlerin var. O yüzden bu dertlerden biraz sıyrılıp, hayatı yaşama biçimlerimizin algılanma biçimlerinden sıyrılıp, kadın mıyım? Peki ben heteroseksüel bir erkekle aynı parayı kazanabiliyor muyum, eşcinsel bir müzisyen benimle aynı parayı kazanabiliyor mu ya da bir trans sahneye çıkıp şarkı söyleyebiliyor mu ve o da bir kitle oluşturabiliyor mu? Bence bunlara bakmalıyız. Yani emeğimizin karşılığında eşit değer görüyorsak, ne mutlu bize ama görmüyorsak zaten çok büyük  problem var ve onu ben  çözemem tek başıma. Onu değiştirmesi gereken çok ciddi beş yüz kişilik bir topluluk var bizi temsil eden, onların yapması gereken şeyler.

Peki sen zorluklarını yaşadın mı?
Ben hiç zorlanmadım. Ben istediğim gibi yaşamak için zaten müzik yapıyorum ve istediğim gibi de yaşayabileceğime inanıyorum. Çünkü çok tecavüze uğradım. Zaten 4 yaşında annem bir gün tecavüze uğrayabileceğimi söyledi. Bir kız çocuğu olarak bunu biliyorum ben. Ve erkek çocuğuna da bunu yapan bir toplumdayız. Bir çocuk ruj sürdüğü zaman ona top diyen iğrenç bir toplumdayız. O yüzden burada çıkıp da kadın müzisyen olarak çok zorluk yaşadım, dersem çok ayıp olur. Hala davası süren, katili bulunamamış birçok insana çok ayıp olur.  Kendim gibi duruyorum ve zorluk çekmiyorum.

ŞIMARMAK ÇOK ŞIMARIKÇAYDI
Geçmişte verdiğin röportajlara bakarken tezine rastladım. Anı yaratmanın ve saklamanın anlamları üzerine… Sever misin anı biriktirmeyi?
Çok severim, çok…

Peki sen neden anı saklıyorsun?
Rahmetli annem ile birlikte konuya eğilmeye başladım. Çünkü annemin ceketinden saç teli ve bir tane de otobüs bileti çıktı.  O yüzden duygusal bir tarafı vardı bende.  Öyle başladı biraz hikaye. Sonra ikinci elcileri, pazarları gezmeye başladım.

KALBEN - Foto: Uluç İncesoy

Anılarla yaşamak zor değil mi?
Zordu, o yüzden biraz bıraktım. Anılar çok eski olmak zorunda değillermiş. Bugünün içinde de çok kıymetli anılar, anlar var.  Onları kaçırmamak lazım. Yüz yıllık şeylere takılıp bu günü kaçırmamak lazım, ben biraz kaçırmışım. Fazla nostaljiye hayranmışım. Nostalji bir noktada benim için yorucu bir hal aldı. Şimdi ‘bu gün ne güzel yaa’ diye yaşamaya çalışıyorum (Gülüyor)

Nasıl bir çocukluk dönemiydi seninkisi?
Tek çocuktum. İki memur ailenin bir çocuğuydum. Her istediğimi alamadık, bunun farkındaydım. Şımarmak çok şımarıkçaydı, hiç şımarmadım. Ders çalışıp ufak tefek enstrümanlara merakım vardı. Flütle Fikret Kızılok çalmaya çalışıyordum. Her çocuk gibi biraz yalnızdım, kendimi keşfetmeye çalışıyordum, yeteneklerimi anlamaya çalışıyordum.

O zamanlar da şarkıcı olma gibi bir hayalin var mıydı?
O yoktu işte. Şarkı hep söylüyordum, müzikle hep iç içeydim ama hiç çıkıp da bir albüm yapıyım diye bir hayalim olmadı.  Mesela Unkapanı’nda çalıştım ama marka müdürü olarak. (Gülüyor) Unkapanı’nda bavulumla gidip albüm yapmak için oturmadım, baya çalışıyordum orada.

O dönemki hayallerinle bu zamanki hayallerin arasında ne fark var?
Ben hiç çok hayalperest biri olamadım. Sosyo-ekonomik yapısıyla ilgili ailenin. O ailede hayal kurulmuyordu. O ailede bir üniversiteyi bitirip,  bir iş sahibi olmak vardı. Daha gerçekçi olmak zorundaydım. Büyüdükçe hayal kurmaya başladım, şimdi daha çok hayal kuruyorum.

AŞKI SOYUT YERLERDE ARAMIŞIM
Sahnede şarkı söylerken güçlü duruşunun arkasında kırılgan, yaraları olan bir kadın var sanki. Yoksa bana mı öyle geliyor?
Sana öyle gelmiyor. Çünkü ben dost kazığı yedim mesela, dolandırıldım. Hala başkalarının kredi borcunu ödüyorum. Bunları rahatlıkla söylüyorum çünkü Türkiye’de her 100 insandan 95’inin başına bunlar gelmiştir eminim. Ben bir insanım. Başıma bir sürü kötü ve güzel şey geliyor. O güzel şeyler beni güçlendiriyor. Kötü şeyler beni biraz daha  kırılgan yapıyor. Kötü biri olmak istemedim. İnsanlara karşı çok büyük duvarlar ören biri olmak istemedim.  Güvensiz biri haline gelmek istemedim. Onun yerine kırılgan biri olmayı tercih ettim.

Öyle muazzam sözler yazan Kalben, nasıl bir aşıktır?
Her gün öğreniyorum. Aşk o kadar somut, o kadar gerçek  bir şey ki… Ben hep daha soyut yerlerde aramışım. Şiirlerdeki, şarkılardaki, bize satılan filmlerdeki gibi bir yerlerde aramışım  ama o kadar somut ve o kadar gerçek ki. İçinde faturalar, borçlar, dostlar var, içinde kaybolan dostlar var, içinde aileler var. Çok fazla şey var bizim aşkımızın içinde. Bir albüm var. Her gün ondan çok fazla şey öğreniyorum. Çok kıymetli çünkü.

Birini çok sevmek her zaman çok kırılmak anlamına mı geliyor sence?
Tabii ki kırılabilirsin, üzülebilirsin ama buna değiyor mu? Karşındaki de kırılıp üzülüyor mu senin gibi. Yoksa sen tek başına mı kırılıp, üzülüyorsun. Tek başına kırılıp, üzülüyorsan  oradan kaç. Ama birlikle kırılıp, üzülebiliyorsanız ne mutlu size… Yine ‘ne yesek ya, ne film izlesek?’ diyebiliyorsan tabii ki kırılacaksın. Aşık olmak her şeyde kelebekler, börtü böcekler etkisi yapmıyor. Hayat akıyor, hayat çok sert.

Senin için çekici erkeğin tanımı nedir? Ne yaparsa etkilenirsin?
Berkant Ali İncesaraç (Gülüyor) Hayatımda tanıdığım en çekici, en güzel, yakışıklı ve en yetenekli erkek, çok şanslıyım.

Takıntılı biri misin?
Takıntılı olduğum konular var.  Bir işi nasıl yapacağımı biliyorsam başkalarının bana bunu öğretmesi hiç hoşuma gitmiyor,  yüzüme baka baka yalan söylenmesi, aptal olduğum çok konu var ama  bazı konularda aptal değilim o konularda aptal yerine konulmayı sevmiyorum. Hiçbir şey dinlemeden sadece anlatan insanları sevmiyorum. Hayatta bunlar sadece senin başına gelmiyor, hepimizin başına geliyor. Bunu atlayan insanlara biraz gıcık oluyorum. (Gülüyor) Ve Türkiye’deki bu adaletsiz sistemi sevmiyorum. Bu nefret kültürünün bu kadar büyümüş olmasını hiç sevmiyorum. Ama karşısında duruyoruz, yapabileceğimiz tek şey karşısında durmak.

Şu sıralar en çok kullandığın kelime?
Mutluluk. O kadar güzel şeyler okuyorum ki bu ara mutluluktan çok yumuşadım (Gülüyor).

Gardırobunun vazgeçilmez bir kıyafeti var mı?
Kafama ne esiyorsa. O gün canım ne çekiyorsa. Elbiseler ve tişörtler. Eşi benzeri olmayan elbiseler. Dünyada bir tek o varmış gibi. O elbiseyi başka bir kadın giyse olmaz, bana bir tek olurmuş gibi hissettiren elbiseler.

Yemene-içmene dikkat eder misin? Sağlıklı beslenme hayatının neresinde?
Hiç dikkat etmiyorum, hiç etmedim. Çok fazla abur cubur yemiyorum ama sevdiğim ne varsa yiyiyorum. Brokoliyi de çok severim ama patates kızartmasını da. Sadece iyi bir yağ ile pişirildiyse çok mutlu oluyorum. Çünkü Egeliyim ve delicesine bir zeytinyağı kültürüm var.

Son güncelleme: 10:1513.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet