Reklamsız Sözcü

Kimse kimseye silah doğrultamaz

Irkından ya da inancından dolayı kimse kimseye silah doğrultamaz
Edda SÖNMEZ
00:2519 Kasım 2016
Kimse kimseye silah doğrultamaz
Irkından ya da inancından dolayı kimse kimseye silah doğrultamaz

‘Aşiyan' adlı hem yazıp hem de oynadığı tiyatro oyunuyla seyircinin karşısına çıkan, Fox TV ekranlarında yayınlanan ‘Bana Sevmeyi Anlat' dizisinin Suzan'ı Bihter Dinçel, Sözcü Cumartesi'ye samimi açıklamalarda bulundu…

İlk kez yüz yüze gelmemize rağmen sıcaklığı, samimiyeti ve dobralığı sayesinde sanki birbirimizi uzun zamandır tanıyormuş gibi sohbet ettik Bihter Dinçel'le. Ezop Sahnesi'nde sergilenen oyun için bir araya geldiğimiz Bihter Dinçel'le yeni oyunu, dizisi ve özel hayatı üzerine konuştuk.

1

Sohbetimize yeni oyununuz ‘Aşiyan'la başlayalım. Oyunun konusu nedir?

Evinin önünde bomba patlayan bir kadının travmaya bağlı anksiyete bozukluğu yaşayarak dokuz ayı evinde geçirmesi üzerine kurgulanmış bir oyun. Bu oyunda ben büyürken etrafımda olup biten birçok mesele, farklı yaralar bir araya geldi. Oyunun temas ettiği çok fazla gerçek var. ‘Aşiyan' aslında bugünü yaşamaya çalışan ama kendine ait hiçbir anısı olmayan, çocukluk hatıraları bile başkalarına ait olan bir kadının hikayesi. Onun sevdası, aşkı, yaşadığı, hissettiği şeyler… Ama bugünkü korkusu nedeniyle evinden hiçbir şekilde çıkamıyor ve özgürlüğünü evin içinde tahsis ediyor. Fakat oyunun finalinde umut var…

Bu oyunu ne kadar sürede yazdınız? Yazarken neler hissettiniz?

Bir ayda yazdım ama yazma süreci çok sancılıydı. Her yerde sürekli patlamaların olduğu bir dönemdi. Bu süreçte tanık olduğum ve yaşadığım korkular beni bu oyunu yazmaya itti. Hatta prova sürecinde kendimi Deniz gibi hissetmeye başladığımda hastalandım. Çok ağladığımdan ezber bile geçemiyordum.

2

Benim hikayem müzikle başladı

Oyunda şarkı da söylüyorsunuz. Gelecekte sizi müzikle ilgili bir projede görebilir miyiz?

Benim sanat hikayem müzikle başladı. Müzik hayatımda hep vardı. Altı yaşından itibaren ciddi ciddi şarkı söyleyip, 19 yaşından beri de enstrüman çalıyorum. Ama benim asıl mesleğim oyunculuk ve yazarlık. Müzik benim için keyfi bir şey.

Eşiniz Barış Dinçel'le nasıl tanıştınız?

Bizi bir arkadaşımız tanıştırdı. Bildiğiniz görücü usulü tanıştık. Tanıştığımız gece birbirimize aşık olduk ve ertesi gün de flört etmeye başladık. Kısa bir süre sonra ilişkimizi ailelerimize söyledik. Bir yıldır beraberken babamız Savaş Dinçel vefat etti. Onun vefatından dört gün sonra tanışma yıldönümüzdü ve eşim o gün bana evlenme teklifi etti. Savaş Baba da bana evlenme teklif edeceğini biliyormuş. 10 yıl oldu ve her şey gayet güzel. 8.5 yıldır evliyiz ve beş yaşında bir yavrumuz var.

Anne olduktan sonra hayatımı eskisi gibi yaşayamıyorum

Anne olmak size neler kattı?

Duygu olarak çok şey kattı ama genel olarak çok fazla bir şey değişmedi. Tabii ki eskisi gibi yaşamıyorum hayatımı. Mesela eskiden her gün yoğurt mayalamıyordum. Daha rahattı birçok şey ama alışıyor zamanla insan. Hamileliğimden itibaren herkese sadece bir annenin çocuğuna baktığı gibi bakmaya başladım. Öyle olunca da insan daha sakin ve affedici oluyor. Bebek insanın bütün duygularını güncelliyor. Yeryüzünde sanki sadece çocukların kalbi var ve onun iyiliğiyle her şey ayakta duruyor gibi hissediyorum.

4

Bütün dünya cayır cayır bir savaşın ortasında

“Dünyada savaş var” dedik; ölen çocuklar var…

Her türlü insanın ölümü bizi ilgilendiriyor çünkü kimsenin ölmesini istemiyoruz. Hepsi bir annenin evladı. Bu kavganın, o silahın, bu patlamanın sebebi ne? Ben sınırsız bir dünyadan bahsediyorum. Ortadoğu'dan gelmiş, ayağı çıplak çocuk en az oğlumun hastalığı kadar beni yaralıyor. Onun hastalanması, burnunun akması, gece yarısı Taksim'de dolaşıyor olması çok korkunç. Bir de bütün bunlara burun kıvıran insanlar var. “Ne işleri var?”, “Neden geldiler?” diyorlar. Fakat bu, hepimizin her an başına gelebilecek bir olay. Başkalarını sorgulamak kimsenin haddi değil. Irkından ya da inancından dolayı kimse kimseye silah doğrultamaz.

Bu ülkede çocuklar öldürülüyor, onlara tecavüz ediliyor. Bir anne olarak bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Bu global psikopatlaşmayla ilgili bir şey. Ölümler çoğaldıkça insanların yaşama sevinçleri azalıyor. Eğer bu azalan sevinci bilinç doğrultusunda yaşamayan biri söz konusu ise bu kişi hıncını üzerinde en kolay tahakküm kurabileceği kişiden çıkarıyor. Bir erkek karısından çıkarıyor, bir kadın ya da bir adam çocuğundan çıkarıyor; gücü ona yetiyor çünkü. Geçmişte de vardı kadına ve çocuğa şiddet. Sadece sosyal ortamlar şu andaki gibi olmadığı için bu kadar gün yüzüne çıkmıyordu bu tür olaylar. 10 senedir bunları konuşuyoruz ama bir adım ilerlemiyoruz. Bir karanfil takıp sokağa çıkmakla bitmiyor ki iş. Cezalar caydırıcı değil ve bu noktada eleştirilecek çok fazla şey var. Hep kitaplarda okurduk savaş zamanlarında insanların duygu durumları toplu olarak bozulur diye. Şu an da cayır cayır bir savaşın ortasındayız bütün dünya olarak. O yüzden hikayeler de daha psikopatlaşmaya başladı. Vahşet ve gündem birbirine denk gidiyor.

Diziye seve seve dahil oldum

Gelelim dizinize… ‘Bana Sevmeyi Anlat'a nasıl dahil oldunuz?

Deniz Akçay’ın imzasını taşıyan hikayeyi çok sevdim. Ay Yapım da çok güzel bir şirket ve gayet güzel cast yapmışlar; yani diziye seve seve dahil oldum. Setimiz çok keyifli. Uzun süredir bu kadar keyifle senaryo okuduğumu hatırlamıyorum. İnşallah projemiz uzun ömürlü olur…

Dizinin başrolündeki isimlerden biri de Kadir Doğulu. Onunla çalışmak nasıl?

Kardeş gibiyiz. Çok iyi anlaşıyoruz ve eğleniyoruz birlikte. Dizideki ailemi çok seviyorum. Ayrıca Seda Bakan ve Kadir Doğulu'nun uyumunu da çok beğeniyorum; gayet güzel bir ikili oldular.

Son güncelleme: 12:3822.11.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet