Reklamsız Sözcü

Orhan bana sormadan satar mı?

Sevim Emre hayat arkadaşı Orhan Gencebay hakkında yapılan haberlere bu sözlerle yanıt verdi.
Mustafa KIZGINYÜREK
10:4722 Ocak 2016
Orhan bana sormadan satar mı?
Sevim Emre hayat arkadaşı Orhan Gencebay hakkında yapılan haberlere bu sözlerle yanıt verdi.

Önceki gün Akmerkez’de görüntülenen Emre, hayat arkadaşı Orhan Gencebay ile “boğazda oturduğu evi sattırmıyor” haberlerine sitem etti. Çıkan haberlerin asılsız olduğunu defalarca tekrarlayan Emre, “Yok efendim, gelen alıcıları eve sokmuyor muşum, öyle bir şey olabilir mi? Orhan Gencebay, bana sormadan evimizi satar mı? Ben 40 yıldır orada oturuyorum olacak şey mi? Allah aşkına. Ben eski insanım, evimdeki mobilyaların bile değiştirmeyip kumaş kaplatıyorum alışkanlıklarımdan öyle vaz geçemem öyle.

Foto: Mustafa KIZGINYÜREK - Sevim Emre hayat arkadaşı hakkında konuştu

Hem kime ne, ister satarız ister satmayız Orhan Gencebay’ın bir sürü villası var. Ben oralarda oturmak istemiyorum küçük sıcacık olsun bize yeter” diyerek sitem dolu sözler sarf etti.

ORHAN GENCEBAY KİMDİR?

Müziğe 6 yaşında, Rus konservatuvarı mezunu ve aslen Kırım göçmeni eski bir opera sanatçısı olan klasik batı müzisyeni Emin Tarakçı’dan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında bağlama ve Türk halk müziği dersleri almaya başladı. 10 yaşında ilk beste çalışması olan Kara Kaşlı Esmerdi Kim Bilir Kimi Sevdi isimli eseri yaptı. 13 yaşında Türk Sanat Müziği ve tambur eğitimi almaya başladı. Ortaokul ve lise yıllarında Samsun, Edirne ve İstanbul musiki cemiyetlerinde yaylı tambur, THM cemiyetlerinde ise bağlama çaldı. Samsun ve İstanbul’da halk evlerinin kuruculuğunu yaptı. Kendi açtığı müzik dershanelerinde öğretmenlik yaptı.

İlk profesyonel bestesi “Ruhumda Titreyen Sonsuz Bir Alevsin”i 14 yaşında yaptı.

16 yaşından itibaren jazz ve rock müziği ile ilgilenmeye başladı, batı nefesli sazlardan oluşan orkestralarda tenor saksofon çaldı. İstanbul’a gelerek, Türkiye’nin ilk konservatuarı ve eski adı Dârülelhan olan İstanbul Belediye Konservatuvarı’na girdi, bir süre icra heyetinde bulundu.

1964 yılında TRT Ankara Radyosu sınavına girdi ve yüksek başarıyla kazandı. Fakat, sınavda usulsüzlük olduğu gerekçesiyle sınav iptal edilince, müzik çalışmalarına ara vererek askerlik sebebiyle İstanbul’a gitti. Vatani görevini Heybeliada’da bahriyeli olarak sürdürdüğü yıllarda merasim bölüğü bandosunda saksafon çalmaya devam etti.

1966’da TRT İstanbul Radyosu sınavlarına girdi ve iftiharla kazandı. Aynı yıl, Türkiye çapında yapılan bağlama çalma yarışmasında Arif Sağ ve Cinuçen Tanrıkorur ile birlikte derece aldı. TRT İstanbul Radyosu’nda 10 ay bağlama sanatçılığı yaptı. Kurumun müzikal anlayışının ilerlemeye elverişli ve özgür olmadığı gerekçesiyle 1967 yılında kendi isteği ile ayrıldı.

TRT’den ayrıldıktan sonra, Arif Sağ ile birlikte 1966-1968 arası dönemde Muzaffer Akgün, Yıldız Tezcan, Ahmet Sezgin, Şükran Ay, Sabahat Akkiraz, Nuri Sesigüzel gibi birçok sanatçıya bağlama çaldı. Bu dönem içinde Kızılırmak Karakoyun, Ana, Kuyu gibi Türk filmlerinin müzik direktörlüğünü yaptı. İstanbul’daki halk evlerinde Abdullah Nail Bayşu, İsmet Sıral, Burhan Tonguç, Erkin Koray, Ömer Faruk Tekbilek, Vedat Yıldırımbora, Özer Şenay, Neşet Ertaş gibi sanatçılarla sık sık bir araya gelip müzik yaparak gelecekte kendi ortaya koyacağı müziksel sentezin ilk meyvelerini verdi. Ağlıyorum Yana Yana, Gönül bağları, Yıldız Akşamdan Doğarsın, Neredesin Leylâ’m gibi türkü plakları çıkardı. Sevemedim Karagözlüm, Sabır Taşı, Goca Dünya gibi besteleri çeşitli sanatçılar tarafından okunmaya, sanat dünyasında adı besteci ve bağlama virtüözü olarak duyulmaya başlandı.

 

Son güncelleme: 14:0502.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet