Reklamsız Sözcü

‘Ruhen obez bir insanım’

Lezzet dolu yemeklerin sırlarını veren Ece Zaim ile leziz bir röportaj yaptık.
İmge BALIK
09:006 Mart 2016
‘Ruhen obez bir insanım’
Lezzet dolu yemeklerin sırlarını veren Ece Zaim ile leziz bir röportaj yaptık.

Türkmax Gurme’de  yayınlanan yemek programı Küçük Mutfak Sırları ile hayatımıza giren enerji dolu şef Ece Zaim, şimdilerde yeni yemek kitabı için hazırlanıyor.

Lezzet dolu yemeklerinin, daha hafif kalmanın ve güzelliğinin sırlarını bizimle paylaşan Ece ile leziz bir röportaj yaptık.
imge.balik@sozcu.com.tr

Ece Zaim

UYUMAM YEMEK YERİM
Nasıl başladı yemek tutkusunu profesyonel bir iş alanına dönüştürmek?
Yemek benim çocukluğumdan beri hayatımdaydı. Yemek yapmaya çok düşkün babaannem, anneannem ve annem var. Onlar hep mutfakta olan kadınlardı. Bu durum bana ilham verdi. Eğitim hayatımın başında şef olmaya zaten karar vermiştim. Üniversiteyi bitirdikten sonra yapmak istediğim şey çok açıktı. Bununla ilgili bir adım atmam gerekiyordu ve bu doğrultuda devam ettim. Üniversiteyi bitirdiğim sene hemen aşçılık okuluna başvurdum. Mutfak Sanatları Akademisinin Chef&Owner programını bitirdim daha sonra staj yaptım.

Peki restoran şefliğinden televizyona geçiş süreci nasıl oldu?
Hiç aklımda televizyon yokken birlikte iş yaptığımız biri beni Türkmax'e önermiş ve demo çekimine çağrıldım. Tv ile ilgili bir proje yapmaya isteğim yoktu ama aradaki insanı kırmamak için nasıl olsa kabul olmaz diyerek gittim. İkinci demoya gittiğimde ise seçildiğimi öğrendim.

Böyle lezzetli yemekler yaparken yemeden durabilmek mümkün oluyor mu?
Maalesef yemek yaptığınızda kendinizi durdurmak pek mümkün olmuyor. Yaparken genellikle yiyorum. Bir kere yaptığım işin sonucunu tartabilmem için tadım yapmam gerekli. Biz buna tadım diyelim ama bazen işin ucunu kaçırdığımız da oluyor.

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?
Ben tam anlamıyla ruhen obez bir insanım. Bana kalsa 7/24 uyumam yatmam hiç bir şey yapmam yemek yerim. Ama kendimi iyi hissettiğim bir kiloda kalmayı çok önemsiyorum. Eğer kilo alırsam kendimi fiziksel olarak ne işimi yaparken, ne günlük işlerimi yaparken iyi hissetmiyorum. O yüzden ben içim için 36-38 beden sınırında olmak önemli bir konu. Açıkçası çok fazla tatlıya düşkün olsam da beyaz şeker, beyaz un tüketmemeye özen gösteriyorum. Evimize beyaz ekmek girmeyeli çok uzun süre olmuştur. Tam buğday ve şekere opsiyon olabilecek seçenekler peşindeyim. Onun dışında dönemsel olarak eğer çok yemişsem, 2-3 haftalık kısa diyetler yapıyorum ve aldığım o bir kaç kiloyu sorun büyük bir hal almadan veriyorum. Ama bu diyetler asla şok diyetler değil daha sağlıklı besleniyorum. Bu süreçte yediğim tatlı ve karbonhidrat oranını azaltıyorum.

 Ece Zaim

ANNE OLMAK MUTFAĞIMI ETKİLEDİ
Yemek yapmak sizin profesyonel mesleğiniz peki evde durumlar nasıl? Yine yapmaya devam mı?
Aslında aşçıların çoğu eve gittiğinde hiçbir şekilde yemek yapmazlar ama benim o lüksüm kesinlikle yok. Bizde her akşam birden fazla çeşit yemek her zaman vardır. Zaten benim işimin en zorlayan kısmı da o, setten gelip veya yemekle ilgili styling  yapıp, veya kitapla ilgili bir çekim yapıp günde on çeşit yemek yaptıktan sonra eve gelip yemek yapmak biraz eziyet gibi oluyor. Her ne kadar evde çok yemek yaptığımdan zaman zaman yakınsam da, ev yemeği seven bir insan olarak 2 gün bile üst üste dışarıdan yemek söylemem.

Anne olmanın mutfağa etkisi var mı?
Anne olmanın mutfağa etkisi kesinlikle var. Çünkü anne olmadan önce malzemelerin nereden geldiğine ne kadar doğal olduğuna veya ne kadar organik olduğuna hiç önem vermediğimi fark ettim. Anne olduktan sonra çocuğunuzu çok daha temiz ve saf bir şekilde beslemek istiyorsunuz. Bu da tabi ki mutfağımı oldukça farklılaştırdı ve etkiledi.

Kilo aldırmayacak ama tadından da ödün vermeyecek bir lezzet istesek, ne söylersiniz?
ecezaim.com.tr da hafta içi evde yaptığım yemeklerin çoğunu fotoğraflayıp paylaşıyorum. Web sitemdeki tarif bölümlerden bir tanesinin de ismi “daha hafif”. O bölüme özellikle daha hafif olan ama lezzetinden ödün vermeyen tarifleri yazıyorum. Bunlardan biri de benim favori sağlıklı kahvaltılıklarımdan sıcak yulaf. Sıcak yulaf başta insanlar tarafından yanlış tariflerden dolayı algılanamamış olsa da biz bunun ne kadar güzel olduğunu vurguladıkça ve tarifinin doğru şeklinin ne kadar güzel olması gerektiğini söyledikçe bence daha benimsenir oldu. Sıcacık tarçınlı, ballı, birazcık file bademli bir yulaf benim için hafif ama bir o kadar da lezzetli.

Yemek kitabı projeniz ne durumda?
Yemek kitabı projemizin yüzde seksenini tamamladık, yüzde yirmilik son bölümüne geldik. Şuan tasarım aşamasındayız, kapak fotoğrafımızı çektik, bütün görsellerimizi tamamladık, tariflerimizin yüzde sekseni bitti. Tasarımlarımız ve tariflerimiz tamamlandıktan sonra basılacak ve umarım raflarda yerini alacak.

Peki yemek kitabı hazırlamak nasıl bir süreç? Tek tek tüm tarifleri deniyor musunuz?
Şuan için 2 senesini doldurmuş bir süreç. Tüm tarifleri minimum dört kez denedik. Çünkü bir tarifin biri tarafından denendiğinde kesinlikle doğru sonuç vermesi benim için çok önemli. Doğru sonuç vermemesinin hem malzemeye saygısızlık/israf hem de yapan kişiye haksızlık olduğunu düşünüyorum. Sadece tarifleri deneme kısmı değil, görsellerini hazırlama, pişirme, pişirilen yemekleri güzel göstermek için birçok farklı markadan aldığımız ürünlerin bir araya gelmesi, ürünlerin stylinginin yapılarak fotoğrafların çekilmesi, binlerce fotoğrafın elenmesi, tariflerin anlaşılır şekilde yazılması ve en az dörder kere daha okunması gibi çılgınca detaylı süreçlerden geçiyoruz. Zor olacağını düşünüyordum ama benim gibi mükemmelliyetçi bir yanı olan bir insan için düşündüğümden de zor bir süreçmiş.

 Ece Zaim

HAMİLEYKEN DOĞUM HAFTAMA KADAR PİLATES YAPTIM
Tüm tarifler size mi ait?
Tabi ki tüm tarifler bana ait. Bir tarif nasıl sizin olur şöyle anlatayım. Diyelim kurabiye yapacaksınız. Önünüze 5 tarif alırsınız ve kafanızdaki deneyimlerinizle oluşan ölçülerle siz bir tarif yazarsınız ve denersiniz. Sonra en az 2-3 kere daha deneyip ölçüleri oturtursunuz. Tarifin orjinal olmasını istiyorsanız da kendinizden tarifi farklılaştıracak bir kaç malzeme eklersiniz. Zaten çabuk sıkılan bir yapım olduğundan bir şeyi gördüğüm gibi uygulamak ve kendimden bir şey eklemeden yapmam pek mümkün değil.

Yeni tatlar nasıl ortaya çıkıyor?
Ben en büyük ilhamı genelde bir mevsimde yeni çıkan malzemelerden alıyorum. Marketler, gezmek ve farklı restaurantlarda yemek yemek benim ilham sürecimin bir parçası oluyor. Bazen görsel olarak yapılanları sosyal medyadan takip etmek bence hımm şu tarz bir şey pişirmek istiyorum hissi oluşturuyor. Sonra mutfağa giriyorum ve ortaya bir şeyler çıkıyor. En son olarak yer elmasının kabuğunu soymaya üşendiğimden yeni bir tarif yazdım ve bu kışın benim için favori tarifi oldu.

Peki por ve sağlıklı beslenme hayatınızın neresinde?
Aslında ben yaklaşık 12 sene profesyonel olarak yüzdüm ve bir dönem voleybol oynadım. O yüzden spor hep hayatımda oldu. Hamileyken bile oğlumu doğurduğum haftaya dek pilates yaptım. Doğumdan sonra da bir sene kadar pilates yaptım. Sonra televizyon programları işin içine girip ağır bir tempoda çalışınca zaten doğal olarak belirli bir kiloda kalmayı başardığımdan ve vakitsizlikten spor hayatımda olamadı. Ama 2 aydır boksa başladım. Gayet keyif alarak yapıyorum, hiç bu kadar terlediğimi hatırlamıyorum. Kalori yakarken oldukça eğlendiren bir spor. Hocamın dediğine göre tipime göre elim oldukça ağırmış(Gülüyor)

Kusursuz, romantik bir akşam yemeği menüsunde sizin için ne var?
Aslında kusursuz, romantik bir akşam yemeği menüsünde ne vardır söylemeyeyim de ne olmamalıdır onu söyleyeyim. Bence salata olmamalıdır. Kimse katur kutur ağız kenarından fırlama ihtimali olan salata parçalarını bir menüye eklememeli. Özellikle sarımsak ve aşırı baharat benim için romantik bir yemekte olmaması gerekenlerden. Onun dışında ana yemekte çok servisi ve porsiyonlamayı zorlayan yiyecekler olmamalı ve yemek kesinlikle çikolatalı bir tatlıyla tamamlanmalı. Çünkü hiç bir kadın tatlısız biten bir yemeğin romantik olduğunu kabul etmez.

Güzellik konusunda rituelleriniz var mı? Mesela salatalığın kabukları ziyan olmasın, cildime koyayim gibi…
Keşke doğuştan çok şanlıyım çok sorunsuz bir cildim var diyebilseydim. Malesef güzellik konusunda aslında o kadar çok ritüelim var ki bunun üzerine sadece bir röportaj bile yapılabilir. Açıkçası cilt bakımı ve ürünleri gibi bir obsesyonum var. Bana deseniz ki Ece cildin mermer gibi olacak git Tayland'a orada biri var ona bile giderim (Gülüyor) Özellikle televizyon işi yaptığınızda kendinizi çok daha fazla incelemek zorunda kalıyorsunuz ve bence sizi en iyi gösteren şey temiz bir cilt. Ne gözaltınız, ne burnunuzun büyüklüğü ne dişlerinizin şekli bence hiç önemli değil. Tertemiz bir cilt ve temiz gözüken dişler ve eller bence işin en önemli kısmı. Bu sebeple düzenli olarak cilt bakımına gidiyorum  Ayrıca son dönemlerde çok severek yaptığım bakım ritüellerinden biri de hindistancevizi yağından yaptığım saç maskem. Bunu Seyşeller'de balayındayken öğrenmiştim. Doğal Hindistancevizi yağından bir avuç elime alıp ovarak eritiyorum saçlarıma sürüyorum kafama streç film bağlayıp 2 saat kadar onunla bekliyorum daha sonra hiç su sürmeden 1 şampuan yapıyorum daha sonra toplamda 3 şampuan yapıp onu saçımdan duruluyorum. Hafta içinde saçlarımın uçlarını o yağdan geçiyorum ve bu saçlarımın oldukça parlak ve yumuşak olmasına sebep oluyor.

Son güncelleme: 09:2306.03.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet