Reklamsız Sözcü

Şeyda Coşkun verdiği poz ve açıklamalarıyla çok konuşulacak

Tavsiyeleriyle birçok ünlünün zayıflamasına yardımcı olan yaşam koçu Şeyda Coşkun, hamilelik doğum ve yaşam tarzına dair merak edilenleri paylaştı.
14:323 Nisan 2016
Şeyda Coşkun verdiği poz ve açıklamalarıyla çok konuşulacak
Tavsiyeleriyle birçok ünlünün zayıflamasına yardımcı olan yaşam koçu Şeyda Coşkun, hamilelik doğum ve yaşam tarzına dair merak edilenleri paylaştı.

 Bir dergiye verdiği röportaj için son derece farklı bir fotoğraf çekimine de imza atan Şeyda Coşkun, verdiği pozla 1999 yapımı Amerikan Güzeli filmindeki gül sahnesine adeta bir gönderme yapmış. Ancak o fotoğraftan farklı olarak Coşkun sebzeleri kullanmış.

Health&Fitness'a konuşan Şeyda Coşkun’un anlattıkları şöyle:

“Hamileliğimin nasıl geçeceğini ailem bile merak ediyordu çünkü benim beslenme tarzımla çocuğun nasıl büyüyüp gelişeceği konusunda şüphe duyuyorlardı. Ancak ben bir kez daha anne karnındaki çocuğun gelişiminin, annenin tükettiği karbonhidratlı gıdalara ve geleneksel Türk mutfağına bağlı olmadığını kanıtlamış oldum. Buradaki ana nokta, annenin sağlıklı ve işlenmemiş gıdalarla beslenmesi. Örnek olarak enginarın içine şeker ve zeytinyağı koyduğunuzda enginar, içindeki o karaciğeri besleyen özelliğini kaybediyor. Mide bulantılarım olduğunda gidip grissini yemek yerine, buharda pirinç yapıp yoğurtla tükettim. Yine de hamileliğimde ilginç şekilde normalde tüketmediğim besinleri canım çekti. Mesela canım çok fazla çiğ köfte istedi ki hamilelikte yememeniz gereken şeyler; çiğ et, deniz ürünleri ve alkol, sigara vs. Sanıyorum bu durum benim yasaklara karşı olan inatçı tutumumdan kaynaklandı.”

Foto: Bülten

Yedinci aya kadar her şey yolundaydı. Bebeğin kilosu normal şekilde artıyor, bense formumu korumaya devam ediyordum ancak sekizinci ayda bir siyatik geçirdim. Çok yürüyen bir insan olduğumdan ve bir anda hareketsiz kaldığım için ciddi bir ödem sorunuyla karşılaştım. Yine de doğum için ABD'ye gittiğimde 11 kilo almıştım. Doğuma kadar geçen 1 aylık sürede sıkı bir Bikram yoga (sıcak ortamda yapılan yoga) programına katıldım. Diğer herkesle birlikte aynı pozları gerçekleştiriyor ve antrenman sonrasında soğuk duş alıyordum. Geçen yıl martta, hamileliğimin 41. haftasında doğum yaptım ve hamileliğimde aldığım 11 kilonun 7 kilosu doğumdan hemen sonra gitmişti bile. Doğum gerçekleşti ve ben kalkıp odama yürüdüm.

Doğumdan 10 gün sonra Türkiye'ye döndük. Hamilelik sonrası aslında çok daha zorlu bir süreç çünkü istediğiniz kadar çaba harcayın, vücut o dönemde süt üretmeye odaklanıyor. Bu noktada kendinizi hayatın akışına bırakmalısınız çünkü doğaya karşı gelemezsiniz. Daha 40 gün dolmadan çalışmaya başlamak ve yürümek istedim. Doğumdan sonraki ilk yürüyüşümde kendimi mükemmel hissetmiştim.
Benim terapim yürüyüş yapmak. Bence aslında yürümek herkesin terapisidir ve herkesi iyileştirir. Her zaman söylediğim bir şey var; yürüyüş, antidepresanlardan çok daha çabuk kana karışır. Kötü bir gün geçirmiş olabilirsiniz ama yürüyüş yaptıktan sonra ne kadar iyi hissettiğinize kendiniz bile şaşırırsınız. Çünkü bütün olay hormonlarda bitiyor. Mesela yürüyünce seratonin, endorfin ve dopamin devreye giriyor. Beslenme de hormonları etkiliyor. Örnek olarak vücutta belirli yağların eksikliğinde belirli hormonlar daha az salgılanıyor ve kişinin ruh hali dengesizleşiyor. Kısacası mutluluğumuzdan regl düzenine kadar her şey hormonlara bağlı.

BEYAZLARI HAYATIMDAN ÇIKARDIM

Ben fastfood yemeye karşıyım. Onları yemek yerine öğünü bir meyveyle veya bademle tamamlamayı tercih ederim. Çünkü bence konu yemek olduğunda, güzel ve kalabalık bir masada, yemeğin tadına vararak yemek çok daha önemli. Kahvaltıda bir sonraki öğüne kadar size enerji verecek şeyleri tercih edip, gün içinde çok ihtiyaç duyarsanız karbonhidratlı şeyler tüketip, akşam da protein ağırlıklı beslenmeniz fazlasıyla işinize yarayacaktır.

Beyaz un, şeker ve tuzu hayatımdan çıkarmış durumdayım. Bunlar yerine yulaf, pirinç, buğday, bulgur gibi doğal karbonhidratları tercih ediyorum. Zaten asıl olay doğal, doğru ve kişinin kendine uygun şekilde beslenmesi. Etkinlikler, workshop'lar ve eğitimler düzenlediğimiz BeLight tesisimizde de çocukluktan itibaren kişilere bu bilinçle beslenmelerini tavsiye ediyoruz. Artık alışılmış ‘iki dilim ekmek' tarzı diyet sistemleri tepetaklak olmuş durumda. Ben bir diyetisyen değilim ancak üniversitelerdeki eğitimlerden televizyonlardaki beslenme programlarına her şeyin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çevremde benim gibi beslenen birçok kişi var ve hepimizin tahlilleri harika çıkıyor. Örnek olarak ben, hamileliğimde folik asit kullanmadım ama tahlillerde folik asit seviyem yüksek çıktı. Bütün bunlar ilaç ve besin takviyesi sektörünü de etkiliyor. Zayıflama ilaçlarını hesaba bile katmıyorum. Zayıflama ilaçları nedeniyle böbrekleri ve safra keseleri alınmış insanlar tanıyorum.

Beyaz un, şeker ve tuzu hayatımdan çıkarmış durumdayım. Bunlar yerine yulaf, pirinç, buğday, bulgur gibi doğal karbonhidratları tercih ediyorum. Zaten asıl olay doğal, doğru ve kişinin kendine uygun şekilde beslenmesi. Etkinlikler, workshop'lar ve eğitimler düzenlediğimiz BeLight tesisimizde de çocukluktan itibaren kişilere bu bilinçle beslenmelerini tavsiye ediyoruz. Artık alışılmış ‘iki dilim ekmek' tarzı diyet sistemleri tepetaklak olmuş durumda. Ben bir diyetisyen değilim ancak üniversitelerdeki eğitimlerden televizyonlardaki beslenme programlarına her şeyin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çevremde benim gibi beslenen birçok kişi var ve hepimizin tahlilleri harika çıkıyor. Örnek olarak ben, hamileliğimde folik asit kullanmadım ama tahlillerde folik asit seviyem yüksek çıktı. Bütün bunlar ilaç ve besin takviyesi sektörünü de etkiliyor. Zayıflama ilaçlarını hesaba bile katmıyorum. Zayıflama ilaçları nedeniyle böbrekleri ve safra keseleri alınmış insanlar tanıyorum.

Haftada üç gün Pilates, işim gereği de her gün sabahları yürüyüş yapıyorum. Özellikle core bölgesine ve obliklere odaklanmayı severim. Kadınlarda çok iri ve kaslı bir üst vücuttan hoşlanmıyorum. Onun dışında yoga yapmaya çalışıyorum. Fırsat buldukça bisiklet sürüyorum. Haftada bir gün cildimdeki kolajen üretimini artırmak adına sıcak yağlarla sert bir masaj yaptırıyorum. Cilt bakım yağı olarak avokado ve Hindistan cevizi yağı kullanıyorum. Ufak bir tavsiye; duş aldıktan sonra bir kasa sodayı omuzlarınızdan aşağı dökebilirsiniz. Soda, doğal bir toniktir ve cildinizi parlatır. Gelinler düğünden önce, ünlüler ve modeller de çekimden önce bunu uygulayabilir.

Ben şu anda İbn-i Sina'ya odaklanmış durumdayım. Kendisi müthiş bir hekim ve yüzyıllar önce kan grubuna göre beslenmeyi bulmuş bir kişi. Bence herkes iyi kaynaklardan İbn-i Sina'yı okumalı. Diğer yandan Mevlana ve Şems'i okumayı seviyorum çünkü bana enerji veriyor. Hayatımda kendimi çıkmazda hissettiğim zamanlarım oldu ve ben Mevlana'yla çıkış buldum. Ayrıca son dönemde izlediğim Brad Pitt ve Angelina Jolie'nin filmi Hayatın Kıyısında da beni çok etkiledi.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet