Reklamsız Sözcü

Tarık Akan, Taş Mektep’te Sözcü’yü ağırlamıştı

Sözcü gazetesinden Yüksel Şengül, usta isim Tarık Akan'la üç yıl önce dikkat çekici bir röportaj gerçekleştirmişti. İşte, en son 10 gün önce Tarık Akan'la konuşan Yüksel Şengül'ün başarılı isimle üç yıl önce yaptığı o röportaj.
Yüksel ŞENGÜL
13:3116 Eylül 2016
Tarık Akan, Taş Mektep’te Sözcü’yü ağırlamıştı
Sözcü gazetesinden Yüksel Şengül, usta isim Tarık Akan'la üç yıl önce dikkat çekici bir röportaj gerçekleştirmişti. İşte, en son 10 gün önce Tarık Akan'la konuşan Yüksel Şengül'ün başarılı isimle üç yıl önce yaptığı o röportaj.

En son 10 gün önce telefonda konuştuk. Sesi iyi gelmese de “Çok iyiyim, hiçbir şeye ihtiyacım yok” dedi. Hayatta ve sinemada her şeye rağmen nasıl dik durabildiyse, 66 yaşında Amerikan Hastanesi’nin yoğun bakımından son yolculuğuna giderken de dik durdu Tarık Akan. Onunla son röportajımı üç yıl önce Bakırköy’de sevdalısı olduğu Taş Mektep’te yapmıştım. Eskimeyen ve asla da eskimeyecek olan o sohbetimizden bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

 Fotoğraflar: MERT ARISLAN

Yıllar önce öğrencisi olduğu Bakırköy’deki Taş Mektep’in 1990’dan beri sahibi olan Tarık Akan’la son röportajımızı üç yıl önce okulunda yapmıştık. Sohbetimize de eğitimle başlamıştık o gün…

Taş Mektep serüveni nasıl başladı? Ve “eğitim de sanattır” dediğin için bu okul oksijen çadırı oldu…

Eğitimin yerine restoran açıp ticari işler yapamazdım. Bunu yapanlara saygım var ama ben yapamazdım. Taş Mektep olmasaydı, yine sanatla ilgili yatırımlarım olurdu, batardım çıkardım. Çalkantılı ve riskli bir hayatım olurdu. Eğitim de sanattır.

Taş Mektep’i önce okul olarak düşünmemiştin…

Taş Mektep’i Bakırköy’e kültür sanat merkezi yapmak için kiralamıştım. Ancak tarihi eserdir burası ve mimar arkadaşlarım “Buraya asla dokunamayız” dediler. Ben de okul olarak devam etmesi için Dündar Uçar adlı arkadaşımla ortak oldum ve birlikte yürütüyoruz işte.

tarik-akan-rop-2

Heykeltıraş Mehmet Aksoy’un ‘Kurtuluş Yolu’ adlı projesi 1979’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giden alt geçit için tasarlandı. Ancak dönemin yönetimi tarafından uygulamaya konulmadı. 2010 yılında bu projenin ‘Kalpaklı Atatürk’ bölümü Tarık Akan tarafından Taş Mektep’in bahçesine dikildi.O gün bu anıtın önünde poz verdik.

Tarık Akan son yıllarda belgeseller çekiyor. En son bir yenisini daha hayata geçirdin…

1990’dan beri Nazım Hikmet Vakfı adına belgeseller çekiyorum. Kameramanım Colin Mounier, senaristim Rana Güngörmüş Mounier. Tarihi eser kaçakçılığından tut, köy enstitülerine kadar pek çok konuyu işledim. Son olarak ‘Afrodisias’ adlı belgeseli bitirdim. Şimdi ‘Anadolu’da Roma’ konulu bir belgesele başladım. Sanırım 2014’ün ilkbaharında bitireceğim. Afrodisias’ın ne olup olmadığını Türk halkı bilmez. Bana göre Efes’ten çok daha önemli bir yerdir. Denizli yöresindedir. 1989’da o bölgede askerliğimi yaparken kazılara tanık olmuştum, o günden sonra da kafamı oraya takmıştım.

Bütün para kendi cebinden mi çıkıyor?

Belgeseller çok önemli. Ne yazık ki şimdi çocukların tarihi eserlerin ne olduğundan haberleri yok. Oysa her yanımız tarihi eser kaynamaktadır. Tarihi eserlere “Çanak çömlek” diyen sorumlular olursa yapabilecek fazla bir şey olmuyor tabii.

Belgeseller dışında seni heyecanlandıracak bir film projesi yok mu?

Film teklifleri geliyor elbette. Önce heyecanlanıyorum ama senaryoyu okuyunca vazgeçiyorum. İçinde topluma sağlam mesajları olan senaryolar bekliyorum. Bizim dönemimizde komedi filmi bile olsa bir mesaj verilirdi. Ne yazık ki şimdi öyle bir dert kalmadı, mesajın olmaması kimseyi de rahatsız etmiyor. Ancak sinemayı çok özlediğimi itiraf edebilirim. Bir an önce şöyle gönlüme göre bir proje olsa da büyük bir heyecanla kamera önüne geçip oynasam diyorum.

tarik-akan-rop-3

Var mı oynamak istediğin bir karakter?

Gezi Parkı’nda yaşananlarla ilgili film yapılsa mutlaka oynamak isterim.

Gençler bu direnişle alkış aldı, takdir topladı…

Bu olaylardan önce bana “Ülkemiz nereye gidiyor?” diye sorulunca, sonumuzun belli olmadığını, karanlığa ve uçurama gittiğimizi söylüyordum. Gezi’den sonra gençlerden özür diledim, yanıldığımı açıkladım.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’e sövüp saymak ve ‘ayyaş’ demek serbest. Bunun bir cezası yok mudur?

Kanunlarda Atatürk’e sövüp saymanın cezası var elbette ama bunu uygulayacak kimse yok. Hukuk mu kaldı Türkiye’de! Kanunları değiştiriyorlar. Şu anda var olan kanunları uygulayacak güçte bir savcıyı göremiyorum ne yazık ki.

Ergenekon davasının başladığı an başsavcı Zekeriye Öz, bütün tutuklamaları, sorgulamaları istedi. Başbakan, kendi özel kurşun geçirmez makam otomobilini başsavcı Zekeriya Öz’e hibe etti. O süreç içinde yüzlerce kişi hapse girdi. Öz, tutuklamaları yapıp görevini yerine getirdikten sonra makam aracını da alıp başka göreve geçti.
Barış süreciyle ilgili Anadolu’yu dolaşan Akil İnsanlar’ın olumlu etkisi oldu mu, katkı sağladılar mı?

Başbakan’ın oyunlarından biriydi bu ve sanatçı arkadaşlarım bunu farketmediler. Yazdıkları raporlar bile açıklanmadı, üstü kapatıldı. O halde bunu niye yaptılar? Sanatçılarla kahvaltı toplantıları düzenlendi, sohbetler edildi. Sanatçı arkadaşlarıma gitmeyin dedim. Sonuç ortada şimdi… Göstermelik bir organizasyondu ve ne yazık ki sanatçılar da kullanıldılar.

tarik-akan-rop-4

Gelelim oğlun Barış Üregül’e… O da oyunculuğu seçti. Baba oğul ‘Deli Deli Olma’ filminde birlikte oynamıştınız.

O benim hatam oldu. Sinema Barış’a o filmde bulaştı. Bu işin zor olduğunu, vefasız olduğunu anlattım ama çok geç kaldım. Oyunculuğu çok seviyor ve eğitimini de alıyor. Şöyle güzel bir dizi olsa da oynasa keşke.

Tarık Akan bu sohbet sonunda gençlere nasıl bir mesaj vermek ister?

Gençler okusunlar, araştırsınlar, uyanık olsunlar. Atatürk şunu diyor: “Yolcu, yolun sonundaki ufkun ötesini de bilmelidir.” Ne güzel bir öğüt…

tarik-akan-rop-7
Son güncelleme: 13:3716.09.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet