Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Ünlülerin sosyal medya kavgaları gençleri şiddete özendiriyor
Ünlülerin sosyal medya kavgaları gençleri şiddete özendiriyor
Yeşim Salkım, Seda Sayan, Gülben Ergen, Seren Serengil, Hande Yener gibi isimlerin sosyal medyada kavga etmeleri, ağza alınmayacak hakaretler savurmaları sadece birbirlerine zarar vermiyor. Uzmanlar, ünlü isimleri takip eden gençler için de bu savaşların büyük tehlike arz ettiğini, hukuksal olarak da azımsanmayacak cezalara yol açabileceğini sözcü.com.tr'ye anlattı...
Magazin 11 Ocak 2018 - 18:01

Birgan BİLEKE / Sercan MERİÇ

Yeşim Salkım önce Gülben Ergen ile birbirine girdi, ardından Seda Sayan’la… Bu süreçte Seren Serengil, Yeşim Salkım‘ın tarafını destekledi, o da Gülben Ergen‘e ağır sözlerle yüklendi. Ardından da Hande Yener‘le kapıştı, ağza alınmayacak sözler ortaya döküldü.

Son olarak Yeşim Salkım, Seda Sayan’a çektiği video ile hakaret etti. Seda Sayan da Yeşim Salkım’a uzaklaştırma davası açtı ve bu belgeleri sosyal medya hesabından paylaştı. Buna da sinirlenen Yeşim Salkım, hakaret dozajını artırdı. Tüm bunlar, binlerce takipçinin gözü önünde gerçekleşti. Televizyonlarda birbirlerine ağır hakaretler edemeyen ünlüler, sosyal medyayı kullanarak istedikleri hakareti, istedikleri şekilde savurmaya başladı. Uzmanlar, tüm bu yaşanılanlar arkasında nasıl bir psikoloji olduğunu, izleyenlerin nasıl etkilendiğini ve olayların hukuki boyutunu sözcü.com.tr‘ye anlattı.

 

rezanADİL YARGILAMAYI ETKİLEME TEŞEBBÜSÜ

Avukat Rezan Epözdemir, kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında özel hayatın ifşasıyla ilgili konuların Türk Ceza  Kanunu’nun 134-136-137’inci maddelerinde düzenlendiğini belirterek, “Bunlar takibi şikayete bağlı suçtur. Taraflardan birisi 6 ay  içerisinde, kişisel verilerin paylaşımıyla ilgili, adres ve TC kimlik No’nun ilgili suç duyurusunda bulunmalıdır” dedi.

Dava dosyalarının sosyal medyadan paylaşmınının adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu olarak değerlendirilebileceğini söyleyen  Epözdemir, “Bu durumlarda başsavcılık herhangi bir suç duyurusuna gerek duymadan, kendisi harekete geçer. Bir kamu davası söz konusudur” dedi.

‘ALENİYET CEZAYI ARTIRIR’asubulbul

Ünlü isimlerin birbirlerine hakaret etmesiyle ilgili de konuşan Epözdemir, “Sosyal medyadan birbirinin itibarını zedeliyorlarsa
TCK’nın 125’e 1/4 uyarınca dava açılır. Bu da taraflardan birisinin şikayetine bağlıdır. Sosyal medyada bunların yapılmasına aleniyet teşkil eder. Aleni olması da cezayı artırır” dedi.

ŞİDDET DİLİ NORMALLEŞTİRİLİYOR

Psikolog Asu Bülbül, ünlü isimlerin yoğun bir şekilde sosyal medya üzerinden kavga etmesinin altında öfke duygusunun bulunduğunu belirterek, “Öfkelerini hakaret diliyle dışavuruyorlar. Öfkeyi yansıtma biçimimiz eleştiri, hakaret gibi şeyler olur. Kişi kendisinde görüp sevmediği şeyi, karşısındakine söyler. Aslında bu bir yansıtmadır” dedi. Ünlü isimlerin sosyal mecradan birbirlerine hakaret etmesinin etkilerini de değerlendiren Bülbül, şöyle dedi:

“Şiddet diliyle sarmalanıyoruz. Rol model olma kısmı da bu durumu normalleşiyor. Kanıksanıyor. Normal bir şeymiş gibi görülmeye başlanıyor duyuldukça. O hakaret dili ilişkinin normali oluyor. Küçük yaşta bunları takip edenler de öfke yansıtma biçiminin böyle olacağını düşünürler. Halbuki, daha küçük yaşlarda öfke çok doğal bir duygudur. Mesele burada öfkeyi dışarı çıkartma biçimi. Oyunda o agresyonu, o öfkeyi bir şekilde çıkartır. Çocuklar silahlarla oynamasın derler, halbuki o da bir oyun. Çocuk -mış gibi yaparak, içerisindeki öfkeyi atar. Yastıkla didişir, enerjisini atar.”


ahmetkoyuncu‘ŞİDDETİ ARTIRIYORLAR’

Psikiyatr Ahmet Koyuncu ise ünlü isimlerin takipçilerinin önemli bir kısmının gençler ve öğrencilerden oluştuğunu anımsatarak, “Hatta çocuk ve ergenler de onların şarkıları ile eğlenirler. Bu şarkıcıların kendilerini takip eden milyonlarca kişiye rol model olduklarının farkında olmamaları üzüntü vericidir. Çünkü onları takip edenler, model alma ile davranış öğrenen yaş grubudur. Örneğin saçlarını onlar gibi kestirirler, onların eşyalarını, hatta renklerini kullanırlar. Hatta sosyal medyadan hayranı olduğu ünlü gibi poz vererek paylaşımlarda bulunurlar. Eğer bu ünlüler, sanatçı arkadaşları ile sosyal medya üzerinden seviyesiz tartışmalar yaparlar ve işi hakaret boyutuna taşırlarsa, onları takip edenlerde onların bu davranışlarını model alırlar ve kendi arkadaş grubuna, hatta ailesi benzer tepkileri gösterebilirler. Özetle ünlü tartışmaları toplumdaki sözel şiddeti artırır. Hatta fiziksel şiddetinde önünü açar. Bu kişiler topluma karşı sorumlulukları olduklarını unutmamalıdırlar” açıklamasını yaptı.

doktor‘SOSYAL MEDYADAKİ YAŞAMDA SINIRLARI KORUMALIYIZ’

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi'nden Uzman Klinik Psikolog Sevinaz Çınar Parlak ise şunları söyledi: “Şiddet ve yıkıcılık, insanın doğal arzularının sonucudur. Toplumsal normlar yasaklar ve izinler ile saldırganlığa dair arzularımızı kontrol etmemizi bekler. Kullandığımız dil, tutum ve davranışlarımız özünde hepimizde olan şiddeti aşıp aşamadığımızı, dürtülerimizi kontrol edip edemediğimizi gösterir. Toplumsal sistem sineği öldürmeye izin verirken rahatsız edici olan diğer canlıları vurmayı, yaralamayı ve öldürmeyi yasaklar. Hayvanlarda dahi yıkıcılığın ritüelleri olduğu, kendi düzenleri içinde kuralları olduğunu görürüz. Yıkıcılık ve şiddete dair sınırlar kültürle gelişir, değişir ve dönüşür. Görgü kuralları cinsellik ve saldırganlık gibi temel arzuların, öteki ile olan sınırların, ilişki biçimlerinin, iki kişi arasındaki geçiş alanlarının nasıl düzenleneceğini belirleyen sınırları, izinleri ve yasakları oluşturur. Yaşam tarzları değiştiği gibi yazılı olmayan bu kurallar da değişmektedir. Saygı arzularımızı bastırıp bu kurallara uyabilmeyi gerektirir. Gelişen teknoloji ve sosyal medya diğerini görmeden, duymadan öteki ile iletişim kurmayı sağladı. Bu bir yanı ile kendi kendine olmak, yalnız iken sosyalleşmek demek. Bu durum bastırmayı, sınırları aşmayı, empati kurmayı güçleştirebiliyor. Şiddet ve yıkıcılığın sonuçlarını görmeyi de güçleştiriyor. Hakaret edildiği anda sözlerdeki yıkıcılık ve tahribatı karşınızdaki kişinin yüzünde görebilir, sınırları yasakları aşmanın huzursuzluğunu da sosyal ortamda hemen algılayabilirsiniz. Oysa sanal bir ortamda hızlıca şiddeti ve yıkıcı söylemi aktarmak kolay ve acısızdır. Sonuçları fark etmek geç olacaktır. Arzuların yolu daha açıktır. Bu nedenle sosyal medyada şiddet ve yıkıcılık hızlıca açığa çıkabiliyor. Oysa hayvanlardan insanlara tüm canlı sistemlerinin yıkıcılığa ve şiddete dair yasak ve sınırlara ihtiyacı var. Özümüzden gelen yıkma, aşağılama, galip gelme, güçlü olma gibi bencilce arzuları bastırabilmeliyiz çünkü bu arzuların sonu yoktur ve doyuma ulaşılmaz ve nihayetinde türü yok eder. Varoluş için ortak alanda yaşamlarımıza izin vermek zorundayız. Dilde ötekinin varoluşuna saygı duyamazsak davranışta ve gerçeklikte de sınırları koruyamayız. Tanınan, ünlü kişiler ise çoğunlukla kültürel değişime öncülük eden figürlerdir. Nezaket, saygı, şefkat gibi insancıl barışçıl dile ihtiyacımız var, şiddet ve yıkıcılık dili de nezaket ve saygı da bulaşıcıdır. Öncü olan figürlerin sağduyu ile ilkel arzulara yenik düşmeden akılla, mantıkla ve vicdan ile hareket etmeleri onları izleyen, hayranlık besleyen ve model alan pek çok kişi için bulaşıcı olacaktır. Bir toplumda ne denli şiddet ve yıkıcılık hakimse o kadar kayıp ve yok oluş, bireyler görgü kurallarına ne kadar uyum sağlanabiliyorsa o kadar barış, üretkenlik ve yaşam için alan var demektir. Bireysel olarak kendi yıkıcılığımızı ve saldırgan dürtülerimizi kontrol ederek kendimize de yaşam ve üretim için alan açmış oluruz, dilde de olsa yıkıcı her söylem karşılığında güç mücadelesi ve yıkıcılığı getirecektir. Bu nedenle sosyal medyada da yaşamdaki sınır ve kuralları korumalıyız, arzulara göre değil, ideallere göre olanı seçmeliyiz. Gelişmek ve büyümek ideallere göre olan ile gelecektir, haz odaklı olmak ise küçülmek ve gerilemek demektir.”

Son güncelleme: 13:10 - 12.01.2018
Magazin 11 Ocak 2018 - 18:01