Reklamsız Sözcü

Zehir de panzehir de ‘ben’de gizli

60 güne 62 konser sığdıran, 'Yılın En İyi Dizi Müziği' ödüllerini birer birer toplayan pozitif insan Aydilge'den bol enerjili, bol keyifli bir röportaj.
İmge BALIK
07:0926 Şubat 2016
Zehir de panzehir de ‘ben’de gizli
60 güne 62 konser sığdıran, 'Yılın En İyi Dizi Müziği' ödüllerini birer birer toplayan pozitif insan Aydilge'den bol enerjili, bol keyifli bir röportaj.

Kiralık Aşk ve Kiraz Mevsimi dizilerine yaptığı müziklerle bol bol kulaklarımızı şenlendiren  Aydilge, geçtiğimiz günlerde yepyeni single’ı Gel Sarıl Bana’yı yayınladı.

60 güne 62 konser sığdıran, ‘Yılın En İyi Dizi Müziği’ ödüllerini birer birer toplayan pozitif insan Aydilge’den bol enerjili, bol keyifli bir röportaj…
imge.balik@sozcu.com.tr

Aydilge Foto: Bülten

Kiraz Mevsimi ve Kiralık Aşk dizileri ile yolunuz nasıl kesişti? Dizilerin müziklerini seslendirmek  kariyerinizi nasıl etkiledi?
Kiraz Mevsimi’nin müziklerinden sorumlu olan Volkan Akmehmet, dizinin jeneriği için gençlerin sevdiği, pozitif, kıpır kıpır bir ses düşünüyormuş. Bende karar kılmışlar. Stüdyoya gittim, tanıştık, anlaştık ve proje başladı. Dizi ve şarkı çok sevildi. Sonrasında benim bir çok şarkım kullanılmaya başlandı dizide. Hatta sonradan başrol oyuncusu bir şarkımda benimle düet yaptı. O da çok güzel bir hatıradır. Kiralık Aşk’a gelince; Ortaks Yapım dizileri için çok güzel bir şarkı besteleyeceğime inanmıştı. Dizinin konusunu anlatıklarında, onların pozitif enerjisinden ben de etkilenip hemen bir şeyler yazıp çizmeye başladım ve bir hafta gibi kısa bir sürede şarkı ortaya çıkıverdi. Su gibi aktı… Ben aslında dizi şarkısı yapayım diye bakmıyorum. Çok iyi bir şarkı yapayım dye bakıyorum olaya… Tabi ki tüm bunların bana çok güzel geri dönüşları oldu. O dizlerin izleyicileriyle aile olduk.

Tepkiler ilgi nasıl? Yaşadığın ilginç olaylar var mı?
Bir ara konserlerimde, sevdikleri kıza evlilik teklif eden, o kadar çok kişi oldu ki, kendimi evlilik cüzdanını müzikten ören bir nikah memuru gibi hisetmeye başladım. Gerçekten çok enteresan bir duygu… Aşka Gel diye bir şarkım var. Sanırım dinleyicileirm beni çok ciddiye alıyorlar ve aşka geliyorlar. İyi ki geliyorlar. Bu denli özel bir an için benim müziğimi seçmeleri, kendilerini onun içinde güvende, aile ortamında bir yandan da tutku ve aşk içinde hissetmeleri inanılmaz bir onur…

Bundan sonraki hedefler, planlar neler?
Vallahi hayat biz plan yaparken, başımıza gelen şeylerden ibaret… Dolayısıyla müziğin içinde yaşıyorum, ama başıma gelen her şeye de güveniyorum, teslim oluyorum. Yani hayatın bize garezi olduğunu düşünmüyorum (Gülüyor) Başımıza gelen kötü şeylerin bile aslında bizi dönüştürecek bir vesile (yani aslında yine iyi bir şey) olduğuna güveniyorum. O yüzden evet planlarm var, müzik için, aşk için, sevda için; ama olan, gelen her şey de başım üstüne…

Aydilge Foto: Bülten

ASIL MARİFET YANINDA OLACAĞIM DİYEBİLMEK
Yeni şarkı ‘Gel sarıl Bana’… Şarkının hikayesi nedir?
Acı, yara aldığımızda değil, asıl yaralandığımızı kimse duymadığında başlar… Ben işte bu yüzden müzik yapıyorum.  Seni duyuyorum demek için, duyulduğumu hissetmek için. Ne hissettiğini biliyorum, ben de yaşadım demek için. Acıyı dindirmek için… ”Gel Sarıl Bana”, inanıyorum ki terk edilen haksızlığa uğrayan, kendini değersiz hisseden herkesi şifalandıracak. Çünkü insanın canı, yara aldığında değil,  yarasını kimse duymadığında yanıyor. Biz müzikle kucaklaşıyoruz. Hakiki bir sarılmadan daha büyük bir şifa olabilir mi?  Her şey çok güzel olacak masalı yerine, kötü şeyler de olacak ama yanında olacağım diyebilmek asıl marifet…

Kendi şarkılarını yazan kadın ozanlar arasında önemli bir yer edindin. İlham kaynakların neler?
İlham kaynağım müziğin ta kendisi… Ondan büyük kaynak mı var? Küçükken yaşadığım ağır astım nöbetleri yüzünden en yakın arkadaşım, bana sürekli su buharı ve oksijen üreten mavi makineydi… Plastik bir uzay mekiğine benziyordu. Tombik ve sevimli olduğundan seviyordum ben onu… Nefes alamadığımda “hava hava” diye makinaya koşardım. Bazen misafirler evdeki küçük veletin niye hava diye koşuşturduğunu anlamaz bunu “hav hav” diye algılayıp köpek istediğimi sanırlardı (Gülüyor) Ben hava isterdim… Nefes… Plastik mavi uzay mekiğim ve aşkla şarkı söyleyen çocuk kalbim el ele verip ciğerlerimi toparladılar. O gün bugündür aşkla müzik soluyorum… Bildiğim en derin şifa… Bütünün hayrına…

Farklı bir tarzın var. Kendini sektörde nerde konumlandırıyorsun?
Bu konumlandırma olayı hiç bana göre değil. Hatta telefonda bile konum atmayı, almayı beceremiyorum! Kaybolmak harikadır. Çünkü bir yerde konumlandınız mı, gidebileceğiniz başka yol yoktur. Ama kayıpsanız, seçebileceğiniz yollar sonsuzdur. Kaybolmak güzeldir! Adsız olmak güzeldir…Tarif edilemez olmak, ele avuca sığmaz olmak güzeldir…

Aydilge Foto: Bülten

MÜZİK YAPARKEN ZAMAN DURUYOR
İnanılmaz yoğun bir turne programın var. Uzun zamandır şehir şehir geziyorsun. Yorul muyor musun?
Kasım, Aralık ve Ocak ayları boyunca, inanılmaz bir turne yaptık. İnsanı iş olarak, yük olarak gördüğü bir şey yorabilir. Evet, nerdeyse her gün konserim vardı. Ama bu yoğun ilgi beni yormak yerine daha da coşturdu. Şimdi bir düşünün, hayatınızda kendinizden geçerek yaptığınız bir şeyler var mı? Şarkı söylemek, koşmak, dans etmek, çocuğunuzla oynamak, sevişmek gibi… Gerçek doyumlar, zamanın durduğu bu anların içinde akmakla ilgili. Mutluluk sahip olmakla değil, yaptıklarınla akmakta gizli. Tam da zaman durmuş gibi geldiği anda biz akmaya başlıyoruz. Ben müzik yaparken akıyorum. Zaman duruyor.

Yazmaya devam mı? Yeni bir kitap yayınlama planı var mı?
Bu kadar yoğun müzikle iç içe geçmişken ve uzun turneler yaparken kitap yazmak için gereken vakit kalmıyor ama yazı yazmaya ve paylaşmaya devam ediyorum. Özellikle kendimiz, birbirimiz ve evrenle olan ilişkilerimiz üzerine… Çünkü görüyorum ki kendimizle olan ilişkimizin üzerinde çalışmak yerine içimizde eksik gördüğümüz parçaları tamamlayacak bir eşin/sevgilinin peşinde koşuyoruz çoğu zaman. O yüzden beraberlikler bile ayrılıklar kadar paramparça… İçteki yaralı ‘ben’ i, başkasının ruhuyla yamamak olmaz ki… Zehir de, panzehir de ‘ben’de gizli. Onu şifalandırmadan evren de şifalanmıyor. Bu tarz yazılarımı sık sık sosyal meya hesaplarmdan paylaşıyorum.

BAŞKASININ GÜCÜ BİZDE PROTEZ BACAK GİBİ
Takip ettiğin, sevdiğin gruplar sanatçılar kimler? Kahramanım dediğin isimler?
Bayıldığım bir sürü isim var. Ama şu ayrımı yapmak isterim. Kendimizi güçlü, emniyette ve güvende hissetmek için hep başkalarına benzemeye çalışıyoruz. Sistemin bize satmaya çalıştığı hayatı yaşamaya özeniyoruz. Oysa başka birinden medet ummak, kaçak malzemeyle bina inşa etmeye benzer. Ruhlarımızın kumaşları birbirinden farklı olduğu için, başkasının gücü bizde yama gibi durur, ya da protez bacak gibi. Müzik yapmak ise özgürlüktür. Çok fazla kahraman biriktirmeye gelmez… Ama tabi ki Beatles, Nirvana, Suede, klasik Hint müzikleri, Minur Nurettin Selçuk, Mor ve Ötesi gibi çok geniş bir yelpazaye yayılıyor sevdiğim isimler.

Aydilge Foto: Bülten

Son dönemde en üzüldüğün, en sevindiğin anlar?
Artık ‘en’li cümleler fazla kurmuyorum. Üzüntüler sevinçlere, sevinçler üzüntülere karışıyor. Her biri güzel, her biri hoş geliyor. Şöyle bir soralım mı kendimize, problemler dikenden ibaret mi yoksa o dikenler gelişmemize,iyileşmemize hizmet eden vesileler mi? Alında her problem içinde fırsat tohumlarını barındırıyor.. Canım Mevlana ne güzel söylemiş, ”Güle bakınca sadece diken görenden gül sorumlu değildir”  Demek istediğim şu ki, bizi üzen başımıza gelen olaylar değil aslında. O olaylara yüklediğimiz anlamlar… Başına geleni bir felaket olarak mı tanımlarsın, yoksa seni daha iyi bir versiyonuna dönüştürecek olan bir ders olarak mı? Bir durup düşünmeli; kaybettim sandıklarımız kurtulduklarımızdır belki…

Seni her zaman formda görüyoruz, bunun için özel bir beslenme programı uyguluyor musun?

Hayır uygulamıyorum, ama zaten abur cubur çok atıştırmam. Kepekli ekmek tercih ederim. Ve çok hareketli olduğum için aldığım kaloriyi yakıyorum. Çok aşırı yemek düşkünlüğüm de yok.

Pek sporla aran nasıl?
En çok yürümeyi seviyorum ama spor salonlarına kapanıp spor yapamam mesela ben. Spor diyince benim aklım hep doğayla iç içe olmak geliyor. Yüzmek, koşmak, tırmanmak… Özgürlük… Bunları yaparken dört duvar arasına sıkışma fikri bana çok uzak…

Gardrobunun favori parçası hangisi?
Bu aralar gardrobumun en favori parçası sanırım aldığım maskeler. Çok çeşitli, çok enteresan maskeler alıyorum ve o maskeleri, maske olarak kullanmak yerine saç aksesuarı olarak kullanıyorum. Saçımda bu aralar gördüğünüz o uçuk şeyler aslında benim toka olarak devşirdiğim maskeler(Gülüyor)

Kadınların alışveriş çılgınlığı ortada. Sen söz konusu alışveriş olunca nasıl bir kadınsın?
İçimizdeki boşlukların aldığmız paketlerle dolmadığını farketmiş bir kadınım. O yüzden benim için alış veriş bir tutku değil… Ama sahne için özen gösteriyorum tabi ki giydiklerime ve genellikle tasarım giymeye çalışıyorum çünkü sahne benim için en uçabildiğim alan. Mağazalarda bulamayacağımız, normal hayatta giyemeceğimiz şeyleri giymeliyim ki, görsel bir büyü, bir masal yaratabileyim sahnede…. Beni dinlemeye gelenlere, bu şekilde hazırlık yapıyorum, çünkü onlar özeller ve özel olarak hazırlanılmayı hak ediyorlar…

Bir güzellik ritüelin var mı?
Var. Müzik… İçimi temizliyor sürekli… Ama dış güzelliği soruyorsanız, sürekli kullandığım kremim bile yok!

Son güncelleme: 12:3026.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet