Reklamsız Sözcü

Amsterdam ve Koningsdag

Bu sene 27 Nisan’da Amsterdam’da kutlanacak olan Koningsdag yani Kral Günü yaklaşıyor. Peki nedir bu Kral Günü ve neden bu kadar önemli?
02:2924 Nisan 2016
Amsterdam ve Koningsdag
Bu sene 27 Nisan’da Amsterdam’da kutlanacak olan Koningsdag yani Kral Günü yaklaşıyor. Peki nedir bu Kral Günü ve neden bu kadar önemli?

Bu sene 27 Nisan'da Amsterdam'da kutlanacak olan Koningsdag yani Kral Günü yaklaşıyor. Peki nedir bu Kral Günü ve neden bu kadar önemli?

Bu festival ilk olarak 1949'da ilk olarak kraliçe Juliana'nın doğum gününü kutlamak amacıyla 30 Nisan'da başlamış. Kraliçe Juliana'nın ölümünden sonra bu sefer kızı kraliçe Beatrix'in doğum gününü kutlanmaya başlanmış. Beatrix 31 Ocak'ta doğmuş olsa da, yine de original tarih değiştirilmemiş ve her sene 30 Nisan'da kutlanmaya devam edilmiş. Beatrix'in ardından yerine oğlu Willem-Alexander geçince, Kraliçe gününün tarihi Kral'ın doğum günü olan 27 Nisan ile, festivalin adı da Kral Günü olarak değiştirilmiş. Hollanda'da resmi tatil kabul edilen günde tüm halk kralın doğum gününü kutlamak için sokaklara dökülüyor. Amsterdam'ın kanalları ellerinde içecekleri ve renkli kıyafetleri ile binlerce Amsterdamlı ile doluyor.

*  *  *



İstanbul'dan pek çok havayolunun Amsterdam Schiphol havaalanına direkt seferleri var.
Uçuş ise yaklaşık 3,5 saat. Hollanda'nın en büyük havaalanı olan Amsterdam Schiphol Havaalanı, Avrupa'da dördüncü, dünyada ise onuncu sırada yer alıyor. Deniz seviyesinden 5 metre aşağıda yer alan havaalanı aynı zamanda 44 milyon kişiyle dünyanın en kalabalık üçüncü havaalanı.
Havaalanından Amsterdam merkezine gitmenin en kolay yolu tren. Yaklaşık 15-20 dakika süren yolculuk ile ana tren istasyonuna (Amsterdam Central) ulaşmak mümkün.

Amsterdam, Hollanda'nın başkenti. Ancak ülke hükümetin ve meclisin bulunduğu Lahey'den yönetiliyor. Tabii bu durum Amsterdam'ın kültür, eğlence, sanat ve gece hayatı konusunda başkent olmasına engel değil.
Hoşgörü ve tolerans şehri olarak adını tüm dünyaya duyuran Amsterdam'ı her sene yaklaşık 4,2 milyon yabancı turist ziyaret ediyor.

İlk olarak 12. yüzyılda Amstel Nehri kıyısında bir balıkçı köyü olarak kurulan Amsterdam adını da bu nehirden alıyor. Nehir kenarına kurulan su bendine (barajlara) “Dam” adı veriliyor. Kurulduğundaki adı Amstelredamme, zaman içerisinde Amsterdam'a dönüşüyor. Amsterdam'ın dünyaca bilinen Dam Meydanı'nın adı da işte bu su bendine verilen isimden geliyor.

Kentin eski şehir bölümü iç içe geçmiş ay biçimindeki kanallardan meydana geliyor. Bu kanallarda tekne turu yapmak, Amsterdam'da mutlaka yapılması gerekenler listesinde başı çekiyor. Bu tur esnasında çoğunluğu 17.yüzyıla tarihlenen binaları, bir kısmı konut, bir kısmı ofis olarak kiralanan tekne evleri görebilirsiniz.

Tekne evler nasıl ortaya çıkmış?

Toprak sıkıntısı çeken Hollanda'da bina inşa edecek alan sınırlı. 60'lı, 70'li yıllarda başlayan konut sıkıntısı ve “madem karada yaşayamıyoruz, nehirde yaşarız” mantığı ile ortaya çıkan bu tekne evler günümüzde bir yaşam tarzı olarak tercih ediliyor.

Kanal turu sırasında Amsterdam'ı daha yakından tanımaya başlayabilirsiniz. Dik çatı ve dar cephe mimari yapıların en temel ortak özelliği. Cephelerin dar olmasının en önemli nedeni zamanında geniş dış cepheli evlere uygulanan yüksek vergilermiş. Zemin sulak olduğundan zaman içinde bir bölümü eğilmiş olan evlere dipten güçlendirme çalışmaları yapıldığı için herhangi bir yıkılma riski taşımıyorlar.
“Kuzey'in Venedik'i” olarak ünlenmiş olan Amsterdam'da yaklaşık 1300 köprü var. Bu köprüler ile kara parçaları birbirine bağlanıyor. Kanal turu sırasında göreceğiniz en etkileyici köprülerden biri de Amsterdam kartpostalını süsleyen Sıska Köprü.

Bu kadar fazla kanallı bir kentte yine de geniş sayılabilecek çok sayıda meydan var. Bunlardan en önemlisi 17. yüzyıla tarihlenen City Hall'a (Stadhuis) ve Nieuwe Kerk dedikleri 1400 senelerinde inşa edilmiş olan Yeni Kilise'ye ve çok sayıda kafeye ev sahipliği yapan Dam Meydanı. Bu meydanda bir de İkinci Dünya Savaşı anıtı var. Buradaki City Hall günümüzde Kraliyet sarayı, ancak kraliyet ailesi burada değil Lahey'de kalıyorlar. Yanındaki yeni kilise ise yine kraliyet ailesinin taç giyme törenlerinin gerçekleştirildiği yer.

Amsterdam'daki diğer bir meydan ise 1882'de yapılmış olan Waterlooplein. 1815 yılında yapılan Waterloo Savaşı'ndan sonra bu adı almış olan meydanda her gün bitpazarı kuruluyor. Hollandalılar ikinci el eşya ve kıyafet almaya ve satmaya çok meraklılar.
Amsterdam'da kurulan sokak pazarlarının en ünlüsü ise Albert Cuyp.

Amsterdam'da görülmesi gereken bir diğer meydan ise Muntplein. Aslında burası bir meydan değil, bir köprü. Singel Kanalı üzerindeki köprü Amsterdam'ın en geniş köprüsü. Şehirde her köprüye bir numara verilmiştir ve 1 numaralı köprü Muntplein'dir.

14. yüzyıldan kalma bir avlu olan Begijnhof ve bu avludaki 34 numaralı Amsterdam'ın en eski evi olan “The Wooden House” görülmeye değerdir. Müzeye çevrilmiş olan Anne Frank'ın evi de ziyaret edebileceğiniz bir diğer nokta.

Yüzölçümü ise 41 bin kilometrekare, nüfusu 18 milyon olan ülke, dünyanın nüfus yoğunluğu bakımından ikinci ülkesi olsa da bunu hissetmiyorsunuz. Kasabalar ve köylerde de yaşam standartları yüksek olduğundan nüfus dengeli dağılmış. Hiç milyonluk şehri olmayan ülkede pek çok kişi yerel yaşamayı tercih ediyor. Çünkü burada büyük şehirlere göre daha geniş evlerde yaşayabiliyorlar.

Şehirde birçok müze bulunuyor. Bunların en önemlileri; Rembrant ve Vermeer'in de eserlerine ev sahipliği yapan Rijks Museum (Hollanda Ulusal Müzesi), Amsterdam Tarih Müzesi, içerisinde 200'den fazla resim ile 500 çizim eseri barındıran Van Gogh Müzesi ve Madame Tussauds Balmumu Müzesi.
Bu müzelerin yanı sıra Amsterdam'da alışılmadık tarzda, enteresan müzelere de rastlayabilirsiniz. Mesela Seks Müzesi, İşkence Müzesi, Heineken Müzesi, Haşhaş, Kenevir, Marihuana Müzesi bunlardan sadece birkaçı.
1862 senesinde kurulmuş olan dünyanın tek yüzen çiçek pazarı da Amsterdam'da. Dam Meydanı'na yakın konumdaki bu pazardan lale soğanı alabilirsiniz.

Bisiklet dostu kentte 800 bin kişi (çevre yerleşimler ile birlikte1,5 milyon) yaşamasına karşın 881 bin bisiklet olduğundan bahsediliyor. Bisiklet yolları, bisiklet alanları, katlı bisiklet parkları ile burası bisiklet kültürünün geliştiği ve yaygınlaştığı bir merkez.

Ve meşhur Red Light District yani Kırmızı Fener Sokağı da Amsterdam'ın alternatif gece hayatı açısından dünyaca ünlü bir noktası. Eskiden gemicilerin eğlence yeri olarak kurulmuş bu nokta bugün gece hayatı merkezi olarak ciddi oranda turist çekiyor.

Gerek kültürel ve sanatsal aktiviteleri, gerek etkileyici kanalları ve mimarisi, gerekse sınır tanımayan eğlenceleriyle görülmeye değer bir kent Amsterdam. Siz de vakit kaybetmeden seyahat planlarınıza alın, özellikle de Kral Günü Koningsdag kapıdayken bu turuncu eğlenceyi kaçırmayın!

Tuğçe Yılmaz
Gezimanya.com

Son güncelleme: 03:0324.04.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet