Reklamsız Sözcü

Boğalardan kaçış!

Bir grup boğanın önünde koşan insanlar düşünün; hem korkutucu hem de heyecan verici bir görüntü gelecek gözlerinizin önüne. İspanya’nın Pamplona kentinde temmuz ayında boğa koşusu etkinliğinde bu görüntüler hayata geçiyor. Etkinliğe her yıl dünyanın birçok yerinden gelen adrenalin tutkunları akın ediyor.
02:483 Temmuz 2016
Boğalardan kaçış!
Bir grup boğanın önünde koşan insanlar düşünün; hem korkutucu hem de heyecan verici bir görüntü gelecek gözlerinizin önüne. İspanya’nın Pamplona kentinde temmuz ayında boğa koşusu etkinliğinde bu görüntüler hayata geçiyor. Etkinliğe her yıl dünyanın birçok yerinden gelen adrenalin tutkunları akın ediyor.

Etkinlik aslında San Fermin Festivali olarak anılan bir festivalin parçası. Koşunun gerçekleştiği akşam boğa dövüşlerinde yarışacak altı boğa, kentin sokaklarına bırakılıyor ve insanları kovalıyor. Heyecan dolu bu kovalama sırasında ise şehirde tansiyonlar yükseliyor. Zira konseptten de anlayabileceğiniz üzere bu etkinlik zaman zaman tehlike arz edebiliyor.

San-Fermin-Festival-(2)

İspanyol geleneklerinden biri olan bu boğa koşusu, anlatılanlara göre 14. yüzyılda kuzeydoğu İspanya'da doğmuş. Boğaların ve büyükbaş hayvanların nakliyatı sürecinde yolculuğu hızlandırmak amacıyla insanların boğaları korkutmak ve heyecanlandırmak suretiyle koşmaya zorlaması, zamanla bölgedeki insanlar arasında bir rekabet durumu yaratmış. Nihayetinde ise kalabalıklaşan İspanyol şehirlerine yayılarak gelenek haline gelmiş.
İspanya, Portekiz, Meksika, Fransa gibi dünya üzerinde birçok boğa koşusu festivali bulunuyor. Bunların en ünlüsü Pamplonalı Aziz Fermin adına düzenlenen ve yerel dilde ‘Sanfermines' adıyla bilinen San Fermin Festivali. Sekiz gün süren festival her sene 6-14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştiriliyor ve ilk boğa koşusu 7 Temmuz sabahı yapılıyor. Takip eden her gün bir boğa koşusuyla devam eden festivale katılım kuralları arasında 18 yaş üzerinde olmak, alkol etkisinde olmamak, boğalarla aynı yönde koşmak ve boğaları tahrik etmemek var.
Koşular sırasında boğaları yönlendirmek ve şeridi sınırlandırmak amacıyla koşu yolunun iki yanına tahta çitler koyuluyor. Gereken yerlerde iki kat tahta çit kullanılırken bazı bölgelerde çite gerek olmadan caddelerdeki binalar barikat görevi görüyor. Bazı bölgelerde katılımcıların kaçabilmesi için bir insanın geçebileceği fakat bir boğanın geçemeyeceği genişlikte boşluklar bulunuyor.
Giyim konusunda festival kuralları içerisinde herhangi bir kısıtlama yok. Katılımcıların giymesi gereken koruyucu nitelikli kask benzeri şeyler de yok. Ancak genelde katılımcılar geleneksel kıyafetler olan beyaz bir gömlek altına kırmızı kemerli bir pantolon giyiyorlar. Kırmızı bir şal da ekleyerek geleneksel kıyafeti tamamlayan koşucular isterlerse ellerinde gazete ile boğaların dikkatini de çekebiliyorlar.
Festival, katılımcıların Aziz Fermin Heykeli önünde, ona adanmış bir duayı İspanyolca ve Baskça olarak üç defa okumalarıyla başlıyor. “Çok yaşa San Fermin!” diye bitirilen dua festivalin gelenek haline gelmesinde önemli bir rol oynamış.
Koşu sırasında birkaç havai fişekle katılımcılara bazı işaretler veriliyor. Sabah 8'de atılan ilk fişek ağıl kapısının açıldığını bildiriyor. İkinci fişek altı boğanın da salındığını; üçüncü ve dördüncü fişekler de boğaların alana girdiklerini bildiriyor. Son fişekte ise boğaların ağıllarına geri döndüklerini duyuruyor. İlk ve son fişek arasında ortalama üç dakika bulunuyor.

San-Fermin-Festival

Koşunun parkuru 875 metre uzunluğunda. Şehrin eski kısmındaki dört caddeyi (Santo Domingo, Ayuntamiento, Mercaderes ve Estafeta) geçip tamamlanan koşunun en hızlı geçilen kısmı Santo Domingo'da yer alıyor. Buradan sonra yavaşlayan boğalar genelde birbirlerinden ayrılıyorlar. Estafeta dönemecindeki zeminde boğaların kayıp düşmesi üzerine kaymayı engelleyen bir yüzey eklenmiş. Burada artık daha hızlı olmak gerekiyor.
Festivalin heyecan uyandırdığı kadar tehlike arz ettiğini de söylemiştik. Zira koşular sırasında her sene 50 ila 100 katılımcı yaralanıyor. Bunların çoğu genelde hastaneye götürülmeye gerek duymuyor. Fakat bazen de ciddi yaralanmalar yaşanabiliyor. Örneğin 2013'te 50 katılımcı ambulansla hastaneye kaldırılmıştı. Boynuzlanma vakaları nispeten nadir görülse de yine de tehlikeli olabiliyor. Ortalama her sene 6-7 kişinin boynuz darbesi aldığı festivalde 2009 yılında bir katılımcı hayatını kaybetmiş. 1910 yılından beri yapılan koşularda şimdiye kadar 15 ölümle sonuçlanan yaralanma olmuş ve bunların çoğu boynuz darbeleri kaynaklı. Ancak tek tehlike bu değil. Koşu sırasında özellikle ağıl çıkışı gibi nispeten dar bölgelerde yaşanan yığılmalarda oluşan izdihamlar sebebiyle katılımcılar boğaların darbelerine maruz kalabiliyor ve kaçacak zaman bulamayabiliyorlar.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet