Reklamsız Sözcü

Kamboçya’nın Türk Meleği: Ayşe Bilim

Gezginlerin Kamboçya topraklarına girdiklerinde uğramadan dönmedikleri gezginlerin kalbinde yer edinen “Aynebilim Aşevi”ni, kurucusu Ayşe Bilim ile konuştuk
00:0014 Şubat 2016
Kamboçya’nın Türk Meleği: Ayşe Bilim
Gezginlerin Kamboçya topraklarına girdiklerinde uğramadan dönmedikleri gezginlerin kalbinde yer edinen “Aynebilim Aşevi”ni, kurucusu Ayşe Bilim ile konuştuk

– Aynebilim Aşevi'nin hikâyesini anlatır mısınız?
Hikâye gereğinden fazla alışveriş yaptığım bir gün başladı. Alışverişten yeni dönmüştüm ve Özgür Çağdaş'ın yazısına denk geldim. Sonra siteyi karıştırırken ayda 5 dolar parayla yaşamaya çalışan insanların hikâyesini okudum. O an karar verdim ve Kamboçya'ya gittim.


– Aşevinde düzen nasıl işliyor?
O kadar şanslıyım ki, aşevinde düzeni ilk ay kurduk ve bir yıldır bozulmadan devam ediyor. Sabah malzemeler geliyor, kadınlar pişiriyor, köylüler boş sefer taslarını bırakıyor, öğle tatilinde çocuklar okuldan gelip yemek dolu tasları eve götürüyor. Ne pişirdiğimize gelince inanın hâlâ bilmiyorum. Ama sonuçta onların ağız tadı, kuru fasulye pişirip zorla yedirecek değilim.

– Yaşadığınız dil problemi nasıl çözüldü?
Pek çözülmüş değil aslında. Yine bazı kalıp kelimeleri öğrendim ama telaffuz etmesi çok zor sesler var dillerinde. Biz orada dünyanın ortak dilini, sevgi dilini kullanıyoruz. Ben Türkçe söylüyorum onlar kendi dilleriyle anlatıyorlar, anlaşıyoruz. Ama çok zorlanınca İngilizce bilen şoförlerden yardım alıyoruz.


– Kamboçya sizce nasıl bir yer? Kamboçya'da yaşam nasıl?
Eğer hijyen takıntınız varsa buralar size göre değil. Ben yemeğimi çoğunlukla kendim pişirdiğim için sorun yaşamıyorum. Eğer dışarıda yiyeceksem nasıl yapıldığına bakmamaya çalışıyorum çünkü iştahım kaçıyor. Onun dışında az bir bütçeyle güzel zaman geçirebilirler, tabii bu kişinin zevklerine göre de değişir. Benim hayat tarzıma göre pek ucuz bir şehir değil ama başka biri çok daha ucuza yaşayabilir. Kuralsız kurallı bir trafikleri var. El kol hareketleriyle kendilerine göre trafik kuralları yapmışlar.
Gayet de güzel işliyor ama ilk başlarda zorlanabiliyorsunuz. Bu kadar fakirlik içinde insanlar mutlu yaşıyorlar. Başta şaşırıyorsunuz ama ona da alışıyorsunuz zamanla.

– Kamboçya'ya seyahat edeceklere özellikle tavsiye edeceğiniz şeyler var mı?
Bir kere ilk geldiğinizde ağızlarına maske takmış insanları görünce benim gibi üzülmeyin. Kanser değil onlar, hava kirliliğinden dolayı takıyorlar. İkincisi; arkasına dönmüş adam görünce ne yapıyor bu diye bakmayın, işiyorlar. Birkaç deneyimden sonra bakmamaya başladım. Üçüncüsü; kaldırımlarda askılara asılmış kıyafetleri görünce ne satıyorlar diye karıştırmayın, çamaşırlarını yıkayıp asmışlar. Size tuhaf tuhaf bakabilirler niye çamaşırlarımı karıştırıyor bu diye. Bana baktılar!


Gerçek mutluluk

– Kendinizi tam olarak nasıl hissediyorsunuz?
Hayatımdaki eksikliğin dolduğunu hissediyorum. Benim için gerçek mutluluk alışveriş yapmak, birine aşık olmak, hayallerimdeki arabayı almak, dünyayı gezmek değilmiş. Gerçek mutluluk, bir çocuğun koşa koşa gelip size sımsıkı sarılmasıymış. Gerçek mutluluk, karşılık beklemeden insanları mutlu etmekmiş. Hiçbir yerde, hiç kimsenin yanında olamadığım kadar huzurluyum burada.


Yedik, içtik çok eğlendik

– 2016 kutlamanız, nasıl geçti, çocuklar nasıl davrandılar?
Yılbaşı partimiz için “Şehrin Çocuk Hali” sponsor oldu bize. Köyde 80'e yakın çocuk var ve pasta için uçuk bir rakam istediler. Ben de malzemeleri alıp okulun bahçesinde yaptım pastayı çocuklarla. Hayatımın en hüzünlü hikâyelerinden biriydi, en güzel kıyafeti okul gömleği olan çocuklar. Hâlâ içim burkulur aklıma geldikçe. Onun dışında dans ettik, yedik, içtik ve çoook eğlendik. Gecenin sonunda hepsine tek tek isimlerinin yazılı olduğu hediye paketlerini verdim. Bu onların ilk yılbaşı partisiydi.


– 80 çocukla nasıl baş edebiliyorsunuz?
Bir kere onlar dünyanın en uslu çocukları. Sanırım en çok beni dinliyorlar. Hepsini aynı anda susturabiliyorum hem de Türkçe olarak.


Yaşam Tarlaları açıyoruz

– Aşevinin dışında bir de okul açtınız, halkın tepkisi ne oldu bu duruma?
Onlar bize güveniyorlar artık, ne yaparsak onların iyiliği için olduğunu biliyorlar. Burası aslında tam okul değil, okula takviye. Burada İngilizce, bilgisayar öğrenecekler, hobilerini geliştirecekler, spor yapacaklar. Okul, Living Fields projesinin içerisinde yer alıyor.


– Nedir bu Living Fields?
Kamboçya'da yaşanan en büyük soykırımda can verenlerin gömüldüğü Ölüm Tarlaları'nın karşısına Yaşam Tarlaları'nı açıyoruz. İçerisinde aşevi, okul, kelebek parkı, sağlık kabini, restoran, kadınlar için atölye ve bu atölyede üretilenlerin satıldığı bir showroom olacak. Burada köylülerle birlikte çalışıp para kazanacağız.

Son güncelleme: 00:2014.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet