Reklamsız Sözcü

Ağrılarınız geçmişinizin aynası

Ağrılarınızın gerçek nedenlerini öğrenmek ister misiniz?
07:2821 Mayıs 2016
Ağrılarınız geçmişinizin aynası
Ağrılarınızın gerçek nedenlerini öğrenmek ister misiniz?

Doğumdan itibaren yaşadığımız her şey hatırlamıyor da olsak bilinçaltımızda derin izler bırakabiliyor. Bebeklik döneminde annenizin ilgisindeki eksikliklerden erken çocukluk döneminde zihninize işlenen olumsuz mesajlar bütün hayatınızı ele geçiriyor ve sağlığınızı etkiliyor. Uzman Psikolog Özge Genlik konu ile ilgili bilgiler verirken hangi ağrının hangi psikolojik sorunla ilgili olabileceğini anlattı.

Bebeklik dönemi “ilişki bilgisinin” içselleştirildiği ruhsal gelişimimiz için en önemli yaşam dilimini oluşturmaktadır.

HASTALIKLARA OLAN TOLERANS SEVİYESİ BEBEKLİKTE OLUŞUYOR

Bebeklik dönemi “ilişki bilgisinin” içselleştirildiği ruhsal gelişimimiz için en önemli yaşam dilimini oluşturmaktadır. Yetişkin olarak, bedenimizi nasıl hissettiğimiz, ilişkilerimizde nasıl davranışlar, tutumlar sergilediğimiz, “öfke, hüzün, mutluluk, ” duygularını hissettiğimizde bedenimizde olanlar, bir topluluğun önünde konuşma yaparken bedensel olarak hissiyatlarımız hatta ruhsal rahatsızlıklara olan tolerans seviyemiz bebeklik döneminde oluşmaktadır.

Stres tepkisini düzenleyici ve duyguların işlenmesi için önemli olan beyin bölümlerinin en hızla olgunlaştığı dönemimiz bebeklik çağlarımızdır. Bu nedenle bebeğe birincil derece bakım veren kişinin bebeğin hissiyatlarına duyarlı ve onları en iyi şekilde aynalayarak bebeğin kenidini ifade repertuarını geliştirmesi “sağlıklı” olma hali için büyük önem taşımaktadır.

BAKIMINIZI YAPAN KİŞİNİN HAYATINIZDAKİ YERİ…

Bebek ilk yıllarında, kendisine birincil derece bakım veren kişinin duygularına çok duyarlı ve hassas olur.

Bebek ilk yıllarında, kendisine birincil derece bakım veren kişinin duygularına çok duyarlı ve hassas olur. Çünkü hayatta kalabilmesi bu kişiye bağlıdır. Dolayısı ile kendisine birincil derece bakım veren kişinin ,kendisinini “iyi, huzurlu,mutlu” hissettiği davranışları geliştirir, kendisine birincil derece bakım veren kişinin, kendisini “üzgün, öfkeli, mutsuz” hissettiği davranışları devre dışı bırakır. Böylece bebek yavaş yavaş farkında olmadan ancak bedenin daimi farkındalığı ışığında kendisine birincil derece bakım veren kişiden gördüğü modeli devralır.

Sürekli hareket halindeki enerjiler olan duyguları hissetmeyi ve onları ifade etmeyi bebeklik ve erken çocukluk döneminde öğreniyoruz. Dolayısı ile bu süreçte ne kadar çok duygu ile tanışır ve onları ifade edebilirsek yetişkin olduğumuzda “duygu körlüğü” deneyimleyerek kronik ağrılardan muzdarip olma oranımız o denli az olur. Nasıl ki, fizyolojik bedenimize aldığımız maddelerin posalarını dışarı bırakıyoruz. Duygusal bedenimize aldığımız duyguları da dış dünyaya özgürce kendi ve diğerinin sınırlarının farkında olarak ifade edebilmeliyiz ki “çeşitli fizyolojik olarak nedeni bulunamayan ağrılardan şikayetçi olmayalım”.

ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ SIRT AĞRISI YAPIYOR

Özgüven eksikliği bulunan kişilerde sıklıkla kronik sırt ve omuz ağrısı gözlemlenmektedir.

Örneğin bebeklik ve erken çocukluk döneminde yeterince dokunulmayan bedenlerin, dünyaya yönelik davranışlarında “özgüven” eksikliği bulunmakla birlikte bu kişilerde sıklıkla kronik sırt ve omuz ağrısı gözlemlenmektedir. Dokunma, bebeğe destek verir, güven sağlar, stress hormonlarını azaltır, büyüme ve bağlanma hormonlarını serbest bırakır. Dokunma noksanlığını, erken dönemde deneyimlemiş yetişkinler stres uyarıcı bir uyaranla karşı karşıya kaldıklarında kendilerini nasıl sakinleştireceklerini bilemediklerinden yeterince sevilmediklerini ve desteklenmediklerini hisseder ve genellikle kronik sırt ve omuz ağrısı duyumsayabilirler.

DEĞERSİZLİK HİSSİ BAŞINIZI AĞRITIYOR

Kronikleşmiş ve fizyolojik nedeni saptanamamış baş ağrılarının sebebi, “değersiz” hissetmektir.

Kronikleşmiş ve fizyolojik nedeni saptanamamış baş ağrılarının sebebi, “değersiz” hissetmektir. Erken çocukluk döneminde eylemlerine yönelik ebeveynlerinden yeterince takdir görmeyen yetişkinler yetişkin yaşamlarında her ne yaparlarsa yapsınlar kendilerini yetersiz görürler ve bunun sonucunda gelişen “mükemmeliyetçilik” hissiyatları ile birlikte dönem dönem kronik baş ağrıları ile baş etmek durumunda kalabilirler.

ANNENİZ İNATÇIYSA BOYUN AĞRINIZ NORMAL

boyun

Yaşamda sonsuz olasılık vardır ancak bazı insanlar tek bir çözüm varmış gibi hareket eder ve “inatçı” tutumlar sergilerler bunun sebebi ise erken çocukluk döneminde aşırı kuralcı ve otoriter ebeveynlik tutumlarıdır. “Eğer yemeğini dökmeden yiyebilirsen, seni severim.” mesajını veren bir ebeveyn çoçuğun beden hafızasına her şeyin doğru düzgün yapılırsa, diğerleri tarafından kabul göreceğine ilişkin bir bilinç tohumu eker. Kişi yetişkin olduğunda her işin en iyisi olma yönünde çaba ve efor sarf ederken yaşamın diğer olasılıklarına karşı kendini bırakamaz ve dönemsel olarak kronik boyun ağrıları hissedebilir.

KALÇALARINIZ GÜVENİN DOKUSU

Kalçalarımız, bizleri dünyaya “denge” ve “güvenle” kökleyen dokumuzdur.

Erken çocukluk döneminde öğrenilmemiş beden farkındalığı, duygularını özgürce ifade edememenin sonucu duygularını, düşüncelerini ve eylemlerini birbiri ile tutarlı bir biçimde ortaya koyamamış yetişkinler yaşamlarında “denge” sorunları ile karşılaşabilirler. Kalçalarımız, bizleri dünyaya “denge” ve “güvenle” kökleyen dokumuzdur. Dolayısı ile özgürce ve birbiri ile ahenkli biçimde ifade edilmeyen duygu-düşünce kalıpları ilerleyen yaşlarla birlikte dengesiz eylemlere zemin hazırlar ve kalça ağrıları hissedebiliriz.

AYAK AĞRILARI GELECEĞE YÜRÜMENİZİ ENGELLER

Sürekli değişken, tutarsız ebeveyn tutumları ile yetişmiş yetişkenlerde “gelecek kaygısı” yoğun olarak gözlemlenmektedir.

Sürekli değişken, tutarsız ebeveyn tutumları ile yetişmiş yetişkenlerde “gelecek kaygısı” yoğun olarak gözlemlenmektedir. Buna bağlı olarak da bizleri geleceğe hep bir adım ileriye doğru taşıyacak olan organlarımız; bacak, ayak ve diz ağrıları sıklıkla deneyimlenir. Bacak, ayak ve diz ağrılarının ardındaki mesaj: yaşamda yeterince esnek olduğumda ne yapabileceğimi bilemiyorum ve bu bilinmezlik beni adım atmaktan alıkoyuyor, gelecekten korkuyorum.

Son güncelleme: 15:2122.05.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet