Reklamsız Sözcü

Atatürk aşkı!

Ailemizden bize kalan en değerli miras...
05:345 Nisan 2016
Atatürk aşkı!
Ailemizden bize kalan en değerli miras...

Pet Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Köksal, günümüzün en önemli kadın bestekarları arasında yer alıyor. 1600'lü yıllardan günümüze kadar gelmiş 250 kadın besteci arasında ilk üçte yer alan Köksal aynı zamanda Türk müziğini çoksesli müziğe uyarlayan ilk bestekar… 

RÖPORTAJ: Nil SOYSAL   FOTOĞRAFLAR: Mert ARISLAN

Bestekar kimliğiyle ilgili konuşmak üzere Pınar Köksal'la buluştum. Üç CD'sini benim için imzalamış. Eve döner dönmez müthiş bir keyifle dinledim eserlerini. Röportaj sırasında ise konuyu hiç saptırmadım çünkü eğer Atatürk döneminin ilk milletvekillerinden büyükdedesi Abdullah Çopuroğlu'na, Danıştay Başkanvekilliği'nden emekli babası İbrahim Çopuroğlu'na kadar uzansaydım, işin içinden çıkamayabilirdim. “O hikayeyi de bir başka röportaj için dinleriz artık” diyerek şimdi sizi bestekar Pınar Köksal'ı daha yakından tanımaya davet ediyorum…

Müzik hocası bulamayınca Kuran dersi aldım

– Uzun bir ara mı verdiniz?
Ara verdim ama o sırada ailem ne yaptı biliyor musunuz? “Bu çocuk müzik derslerine devam edemeyecek ama bir şeylerle meşgul olması lazım” diyerek benim için ne yapabileceklerini araştırmaya başladılar. O yıllarda Nevşehir'de ne spor merkezi ne de başka bir şey var. Ben de Kuran kursuna gittim. 15 günde Kuran'ın yarısına kadar geldim. Hoca, “Bu kadar yetenekli bir talebem olmadı benim!” dedi.

– Müzikle tekrar nasıl buluştunuz?
İhtilal olunca tayin nedeniyle Kayseri'ye taşındık. Orada bir akordeon hocası vardı; bu sefer de akordeon dersi aldım. Sonra üniversiteyi İstanbul'da okudum ve müzik hayatı yine yarım kaldı. Eczaneyi kapattığımda da piyano derslerine başlamıştım. Zaman içerisinde çaldığım enstrümanlara lavtayı da ekledim.

– Müzik tutkunuza rağmen neden eczacı oldunuz?
Müzik tutkum, eczacılık ise hayalimdi. Çocukken Adana'da anneannemin evinin alt katında Saadet Eczanesi vardı. Oraya çok özenirdim çünkü o yıllarda eczacılık çok kıymetliydi. Konservatuvara gitmeyi hiç düşünmedim çünkü babam memur olduğundan sürekli şehir değiştiriyorduk. Konservatuvar için sürekli Ankara'da olmak gerekiyordu, böyle bir şansım da yoktu.

– Bilen var, bilmeyen var; hadi hikayeyi başa saralım ve sohbete Pet Holding'le başlayalım…
42'nci yılımızdayız. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olan eşim Güntekin Köksal aslında petrol mühendisi. Pet ismi de oradan geliyor. Biz 1975'te evlendik. Şirket kurulduğunda nişanlıydık ve o zaman bir eczanem vardı. Nereden nereye diyeceksiniz ama bu röportajı yaptığımız gün de eşimle tanışmamızın 44'üncü yılı…

– Evlilik yıldönümlerini anlıyorum da, tanışma yıldönümünüzü aklınızda tutmanız gerçekten müthiş! Büyük bir aşk hikayesi mi bu?
Hakikaten çok büyük bir aşktı, hâlâ da öyle. Üç eczacı arkadaş tatil için Uludağ'a gitmiştik; eşimle de orada tanıştık. Ama aramızda 15 yaş fark olduğundan, o zamanki terbiyeyle ismiyle hitap edemedim. En sonunda “Tatlım” demeye karar verdim. O gün bugündür bu şekilde hitap ederim hatta ‘Tatlım' diye bir beste bile yaptım ona.

– Eczaneye ne oldu peki?
O yıllarda eczane devam ediyordu fakat ben hep eşime destek oldum. Eczaneyi kapatmama dükkan sahibinin bizi oradan çıkarmak istemesi neden oldu. Eczanenin kapanmasıyla altı yıl boyunca çocuklarımla ilgilendim ve çalışmadım. Sonra da eczaneyi yeniden açmayı hiç düşünmedim çünkü şirkette eşimin bana ihtiyacı olduğunu biliyordum.

– Müziğe olan tutkunuz ne zaman başladı?
Çocukluktan itibaren müzik konusunda hep çok tutkuluydum. Bütün ailem gibi… Annem, teyzem hep enstrüman çalmışlar. Müziğe ilk defa Artvin'de babam vali muaviniyken mandolin çalarak başladım. Hocam beni yetenekli bulunca hemen keman derslerine geçtik ama o zaman Batı müziği eğitimi alıyordum. İki sene babam Nevşehir'e tayin oldu ve orada müzik hocası bulamadık. Dolayısıyla benim müzik dersleri de yarım kaldı.

İlk bestem eşim için…

– İlk bestenizin ortaya çıkış hikayesini hatırlıyor musunuz?
Sözleri de bana ait olan ilk bestemi 1982'de yaptım. “Şu Dünyaya Tekrar Gelsem Yine Seni Yar Seçerim”di adı. Bu besteyi otuzuncu evlilik yıldönümümüzde eşim için yapmıştım.

– ‘Tatlım'dan önce miydi?
Hayır, daha sonra… Hatta ilk bestemi yıllar sonra, 19 Mayıs 2015'te Anıtkabir'de birlikte konser verdiğimiz Hakan Aysev seslendirdi.

– Anıtkabir'de 17 yıl sonra gerçekleşen bu konserin hikayesini anlatır mısınız?
Yabancı bir misafirimi Anıtkabir'e götürmüştüm. Anıtkabir'i gezerken komutan bizi gördü. Sohbet ederken, Anıtkabir'le ilgili bir konser programı hazırlamayı düşündüklerini söyledi. Sözü edilen programda şeflik yapacak binbaşı beni görünce hemen tanıdı. Cumhuriyetimizin 75'inci yılı için bir beste yapmıştım ve şef benim eserimi seslendirmişti. O zaman “Hakan Aysev'i davet etseniz” dedim. Bu organizasyonda tek sıkıntı sponsor meselesiydi. Bunun üzerine ben de hem o konsere sponsor oldum, hem de Hakan Aysev'le birlikte sahneye çıkıp Atatürk için bestelediğim marşı seslendirdim. 55 bin kişi izledi. Gerçekten müthişti. Artık ölsem de gam yemem! Ailemizden bize kalan en değerli miras Atatürk sevgisi olduğundan bu projede yer almak benim için büyük gururdu.

Türk müziğini çoksesli müziğe uyarladım

– Toplam olarak kaç bestede imzanız var?
Türk müziğinde 122 bestem oldu. 1600'lü yıllardan günümüze kadar toplam 250 kadın bestekar gelmiş. Bu bilgi, Turhan Taşan'ın ‘Kadın Bestekarlar' kitabında da yer alıyor. O 250 kadın bestekar arasında TRT repertuvarındaki eser sayısına göre ben ilk üçte yer alıyorum. Şu an 94 eserim TRT repertuvarında.

– Niçin “Müzisyen değilim” diyorsunuz?
Çünkü profesyonel değilim; sadece müziğe gönül vermiş biriyim. Ayrıca herkes bugün “Ben sanatçıyım” diyor. Oysa ben bu cümlenin herkes için kullanılmasını sevmiyorum ve sadece “Bestekarım” demekle yetiniyorum.

– Sizin bir başka özelliğiniz de Türk müziği eserlerini çoksesli müziğe uyarlamış olmanız. Bu nasıl oldu?
Çoksesli müziğe uyarlanmış eser sayım 26. Türk müziği eserlerini çoksesli müziğe uyarlamış olmamda Batı müziği eğitimi almış olmamın katkısı büyük. Türkiye'de Türk müziği tarzındaki eserler ilk defa benim bestelerimle çoksesliliğe uyarlandı. Bundan gurur duyuyorum ama asıl amacım çok sesliliği arttırmak ve bu sayede Türk müziğimizi gençliğe aktarmak.

Son güncelleme: 09:1905.04.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet