Reklamsız Sözcü

Babamın ruhu ve deliliği kesin bana da geçmiş!

Döne Otyam, bu sene ağustos ayında vedasının birinci yıldönümünü anacağımız Fikret Otyam’ın küçük kızı.
02:0919 Mayıs 2016
Babamın ruhu ve deliliği kesin bana da geçmiş!
Döne Otyam, bu sene ağustos ayında vedasının birinci yıldönümünü anacağımız Fikret Otyam’ın küçük kızı.

Özlem GÜRSES

Babası, Anadolu aşığı bir aydın, sanatçı, gazeteci, yazar… Onun fırçasından çıkan Anadolu kadınlarının gözleri hepimizin içine işledi yıllarca. Döne Otyam, bu sene ağustos ayında vedasının birinci yıldönümünü anacağımız Fikret Otyam'ın küçük kızı. Hem babasının genetik mirası hem büyüdüğü ev onu sanatın yaratıcı dünyasının bir parçası haline getirmiş…

14

Mardin Sanat Bienali'nin fikir öncülerinden, küratör, sanat danışmanı Döne Otyam, iflah olmaz bir Ankaralı. Arada bir İstanbul'daki ofisinde çalışsa da hep ‘oraya' dönüyor. Döne ile Karaköy'ün yaşam dolu sokaklarında buluştuk; sanatı, barışı ve çok özlediği babasını konuştuk…

Sizinle ilk kez tanışacak olan okuyucularımız için siz kimsiniz?
Ankaralıyım; önce Tevfik Fikret Lisesi'nde sonra da üniversitede Fransız edebiyatı okudum. Gençlik yıllarımdan beri hep sanat galericisi olmak vardı gönlümde; o hayata doğdum ben. Babam, babamın arkadaşları, büyüdüğüm ev, başka bir şey aklıma gelmedi bile.
Nasıl bir evdi sizinki?
Oooo, müthiş bir evdi. Ankara'da gazetecilerin kurduğu ilk kooperatiftir Birinci Basın Sitesi. Örsan Öymen, Mustafa Ekmekçi, Hasan Cemal. Çok eski gazeteciler Mehmet Ali Kışlalı, Mahmut Kışlalı, Ahmet Arif. Ben hatırlıyorum, babam sol görüşlü, diğer gazeteciler sağ görüşlü.

16

Asli amaç sanatçıyı yaşatmak

Babanızın tabloları nerede? Şimdiki eşiyle bu konuda bir anlaşmazlığınız oldu mu hiç?
Hayır, henüz olmadı böyle bir şey. Hiç de istemem bunu yaşamak çünkü amaç her koşulda sanatçıyı yaşatmak olmalı. Bir süre sonra elinizdeki eserleri sergilemediğinizde o sanatçı gerçekten ölür. O anlamda her zaman bir müze taraftarıyım, biz henüz babamla ilgili o işlere girmedik. Maltepe Belediyesi bir Fikret Otyam Sanatevi kurdu, ağustosta, ölüm yıldönümünde açılacak. Babamın resimlerinin yanı sıra müthiş bir arşivi vardı, türkü derlemeleri, kayıtlar, fotoğraflar var, esas onları bir düzene koyup herkesin faydalanmasını sağlamak gerek.
Babanızın yaşamının temel mesajı neydi sizce, Türkiye hayali neydi?
İnsanseverdi babam. Onun için çok sevildi; cenazesinde gerçekten yıkıldı ortalık. Hacı Bektaş'ta Urfa'dan su getiren, başka yerden toprak getiren… Hep bilirdim ama bunu görmek başka türlüydü. Büyük bir Anadolu tutkusu vardı, isimlerimizden belli zaten. Gazeteciyken, çıkar Anadolu'ya, bir ay gelmez, türküler derler. Bende de var, asla bu ülkeyi bırakamam ben. Babamın ruhu bana geçmiş, deliliği kesin geçmiş!

13

Dostluklar eskiden bir başkaydı

Sağ görüşlülerle sol görüşlüler bir araya gelir miydi?
Hem de nasıl! Bizim evdeki sofralarda ben hep onlarla büyüdüm. Çok tartışırlardı ama çok da yakındılar. Şimdi kimin ne olduğunu bilmiyoruz.
Bir de günümüzde insanlar nefretle bakıyor birbirine…
O zaman her şey müthişti. Eşler birbiriyle görüşür, çocuklar hep bir arada büyür. Çok güzel anılarla, eşsiz hikayelerle büyüdüm. Okuldan gelirdim, babamın nöbeti olmadığı akşamlar, hep bir sofra vardı. Hiç sıkılmazdım. Ruhi Su gelir mesela, ben dinlerim. “Haydi git yat” derlerdi ama hiç yatmak istemezdim.
Müthiş aşk hikayeleri de var o zaman? Mesela sağ görüşlü biriyle sol görüşlü birinin aşkı var mı?
Onu hatırlamıyorum ama fikir ayrılıklarını çok güzel yaşadıklarını biliyorum. Babam siteden taşındı, birçok kişi de taşındı ama dostluklar hep devam etti.
Ne hoş bir gazetecilik camiası…
Babam önce akademiyi bitirmiş; sonra da gazeteciliğe başlamış. Annemle ayrılıp Antalya'ya yerleşince yeniden resme döndü. Bizim evde de son dönem bir atölyesi vardı ama genelde ben babamın gazetecilik tarafını yaşadım.
O yıllardaki kahramanınız kim?
Babamın arkadaşı, büyük ressam Orhan Peker. O geldiğinde çok mutlu olurdum. Çünkü bizimle çok oynardı. Babam bizimle oynamazdı, hiç vakti olmazdı ki. 11 yaşında annemle ayrıldıkları için babamla yakın olamadık. Antalya'ya hele de Gazipaşa'ya taşındıkları için çok sık görüşemezdik.

15

Annem adeta fedakarlığın sembolüdür

Peki anneniz nasıl bir kadın?
Annem fedakarlığı temsil ediyor benim için çünkü babamla yaşamak zor. Annem ise üç çocukla baş başa. Annemi yedi sene önce kaybettim; babamı da geçen sene biliyorsunuz.
Bir kadının annesini kaybetmesi ve babasını kaybetmesi ne demek?
Annemin kaybında çok sarsıldım çünkü hem annem hem babamdı. Babamda ise bir doyamamışlık duygusu var, o da çok acı.
Neyi daha çok paylaşmış olmayı isterdiniz?
Doğuda yaşadıklarını, gazetecilik bölümünü. Aleviliği babamla daha çok konuşmuş olmak isterdim.
Çoğu kişi unutmuştu bile babanızın Alevi olduğunu.
Aynen öyle. Bence onun için de orada gömülmek istedi; sembolik bir anlamı olsun diye…

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet