Reklamsız Sözcü

Bakanlık araştırdı: 65 yaşından sonra mutsuzuz

Sağlık Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre Türkiye'deki yaşlılar mutsuz
09:034 Mart 2016
Bakanlık araştırdı: 65 yaşından sonra mutsuzuz
Sağlık Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre Türkiye'deki yaşlılar mutsuz

Sağlık Bakanlığı, Ankara Üniversitesi ile birlikte Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Araştırması yaptı. Bu araştırmaya göre Türkiye’de yaşayanların, 65 yaşından itibaren hayattan aldıkları memnuniyetin azaldığı ve erkeklerin kadınlara göre yaşamlarından daha çok mutlu olduğu görüldü.

Türkiye Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Zirvesi'nden önce Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Araştırması sonucunda elde edilen veriler ise şöyle:

– 40-64 yaş grubundaki katılımcıların büyük çoğunluğu evli iken, yaklaşık dörtte birinin bekar, boşanmış ya da eşini kaybetmiş oldukları; 65 ve daha büyük yaş grubunda evli olanların oranının azaldığı, eşini kaybetmiş olanların oranının yükseldiği belirlendi.

EĞİTİMLİ KADINLARIN ORANI ERKEKLERE GÖRE DAHA AZ

– 40-64 yaş grubundaki bireylerin üçte birinin lise mezunu oldukları, yaklaşık dörtte birinin de üniversite mezunu oldukları belirlendi. 40-64 yaş grubunda okur-yazar olanların oranı yüzde 2.36 iken okur-yazar olmayanlar yüzde 1.64 oranında belirlendi. 40-64 yaş grubundaki katılımcıların öğrenim düzeyleri açısından 65+ yaş grubundaki katılımcılara göre daha iyi bir tablo ortaya çıksa da cinsiyete ilişkin farklılıklar dikkat çekti. Lise ve üniversite öğreniminde kadınların oranının erkeklere göre daha az olduğu görüldü.

– Araştırma kapsamına alınan 65+ yaş grubundaki bireylerin sosyal yardımdan yararlanma oranı, 40-64 yaş aralığındaki bireylerden daha fazla.

– 40-64 yaş grubundaki bireylerin yaklaşık üçte birinin, 65+ yaş grubundakilerin ise dörtte birinin evde sağlık hizmeti konusunda bilgisi ve fikri yok.

-40-64 yaş grubundaki ve 65+ yaş grubundaki bazı bireyler ihtiyacı olduğu halde evde bakım hizmeti almamakta.


– 40-64 yaş grubundaki bireylerin yüzde 5.36'sı, 65+ yaş grubundakilerin ise yüzde 15.05'i acil durumlarda ambulans çağırmak için telefon numarasını bilmemekte.

– Araştırma kapsamına alınan bireylerde çoğunlukla diyabet ve artrit-eklem hastalıkları görüldüğü, yaklaşık beşte birinin görme kaybı sorunu yaşadıkları belirlendi.

– 40-64 yaş grubundaki bireylerin 65+ yaş grubundaki bireylere kıyasla daha sağlıklı oldukları; erkeklerin sağlık durumlarının kadınlara göre daha iyi olduğu; öğrenim düzeyi yükseldikçe hastalıkları olanların sayısının arttığı belirlenmiştir. 65+ yaş grubundaki kadınların ve erkeklerin yaklaşık yarısı diyabet hastası.

– Kadınların temel yaşam aktivitelerindeki bağımlılık düzeyi ve bir başkasının yardımına ihtiyaç duyma durumu erkeklere göre daha yüksek bulundu.

– Bireylerin yüzde 38.6'sının sigara kullandıkları, yüzde 13.9'unun alkol kullandıkları, yüzde 25.8'inin hipertansiyon hastası oldukları belirlendi.

– 56-64 yaş grubunda olanların, 40-55 yaş grubundakilere göre daha yüksek oranda hipertansiyon teşhisine sahip oldukları görüldü. Öğrenim düzeyi düştükçe hipertansiyon riskinin yükseldiği saptandı.

KATILIMCILARIN YÜZDE 10.7'Sİ BİRİNCİ DERECE OBEZ

– Araştırmada öncelikle bireylerin beyanına dayalı olarak obezite oranı belirlendi. Buna göre obezite oranı yüzde 5.2 olarak bulundu. Daha sonra kilo boy oranına göre bireylerin Beden Kitle İndeksi hesaplandı. Bu hesaplama sonucunda araştırma kapsamına alınan bireylerin yüzde 47.4'ü hafif derecede obez, yüzde 10.7'sinin ise birinci derece obez oldukları belirlendi. Obezite açısından bireylerin beyanları ile gerçek arasındaki fark, bireylerin beden algısının gerçeklerden farklı olduğunu ya da bireylerin kilo almayı bir sorun olarak görmediklerini ortaya koydu.

– Bireylerin fiziksel fonksiyonu sürdürebilme kapasitesinin yüksek olduğu, ancak yaş ilerledikçe bu kapasitenin hızlı bir şekilde azaldığı, 40 yaşından sonra her 10 yılın fiziksel kapasitenin azalması için önemli görüldüğü, 55 yaşın fiziksel kapasitenin azalması için önemli bir yaş olduğu belirlendi. Kadınların fiziksel fonksiyonu sürdürebilme kapasitesinin erkeklere göre daha az olduğu tespit edildi. 65+ yaş grubundaki bireylerde, 40-64 yaş grubuna göre ciddi bir azalma olduğu dikkat çekti.

– Fiziksel egzersiz ve spor yapma sıklığı oldukça az olarak belirlendi. Kadınların erkeklere kıyasla daha az spor ya da egzersiz yaptıkları tespit edildi. Öğrenim düzeyi yükseldikçe egzersiz ve spor yapma sıklığı artmakta. Yaş ilerledikçe fiziksel egzersiz ve spor yapma sıklığı azalmakta.

– Araştırma kapsamına alınan bireylerin çoğunluğunun sağlık hizmetlerine kolay erişebildikleri; kadınların erkeklere kıyasla sağlık hizmetlerine daha kolay erişim sağladıkları; yaş ilerledikçe erişimin zorlaştığı, sağlık hizmetlerinden genellikle memnun oldukları anlaşıldı.

– Katılımcıların yaklaşık olarak yarısından fazlasının sağlık durumlarının bir yıl önce ile karşılaştırıldığında aynı olduğu, yaklaşık üçte birinin ise bir yıl önce ile karşılaştırıldığında sağlık durumlarının kötü olduğu belirlendi.

YAŞLI KADINLAR ERKEKLERE GÖRE DAHA STRESLİ

– Tüm yaş gruplarındaki kadınların ve erkeklerin yaklaşık yarısının biraz stresli oldukları, yaşlı kadınların stres düzeyinin erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu bulundu.

– Bireylerin daha sağlıklı olmak için doktora düzenli gitmek, egzersize başlamak ya da egzersizi artırmak, sigarayı bırakmak, kilo vermek, yeme alışkanlıklarını değiştirmek gibi konuları önemli gördüğü belirlendi. Bireyler, aile sorumlulukları nedeniyle, özdisiplini zayıf olduğu için, işinin yoğunluğu nedeniyle, ekonomik yetersizlikler ve harcamalarının çok olması nedeniyle daha sağlıklı olmak için yapmak istediklerini yapamadıklarını belirtti.

– Katılımcıların yüzde 68.3'ü sağlıklı ve güvenli gıdalar ile beslendiklerini söylerlerken, yüzde 31.7'si sağlıklı ve güvenli gıdalar ile beslenemediklerini belirtti. Beslenmek üzere alınan gıdaların güvenliği ile ilgili endişelerin olduğu anlaşıldı.

– Katılımcıların ortalama olarak günde 7.30 bardak su içtikleri belirlendi.

– Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü yaşadıkları çevreyi güvenli buldu.

ERKEKLER KADINLARDAN DAHA MUTLU

– Gönüllü aktivitelere katılma oranı çok düşük. Özellikle 65 yaşından sonra bu etkinlikleri gerçekleştirme oranının düştüğü belirlendi. Yaşam boyu öğrenme kapsamında kurs seminer vb. etkinlere katılmama oranının yüksek olduğu görüldü. Genellikle bireyler hiç ilgilenmedikleri ve fikirleri olmadığı için bu etkinliklere katılmadıklarını belirtti.

– Genellikle bireylerin yaşlılığın ortalama olarak 59 yaşında başladığını düşündüğü tespit edildi.

– 65 ve daha büyük yaş grubundaki bireylerin yaşamdan duydukları memnuniyetinin 40-64 yaş grubundaki bireylere göre daha az olduğu bulundu. Erkeklerin kadınlara göre yaşamlarından daha çok memnun oldukları belirlendi. Öğrenim düzeyi yükseldikçe yaşamdan duyulan memnuniyetin de yükseldiği belirlendi.

KADINLARIN ÇALIŞMA ORANI DÜŞÜK

– Bireylerin yüzde 36.83'ünün çalıştıkları, yüzde 39.64' ünün emekli oldukları, yüzde 23.53'ünün ise çalışma yaşında oldukları halde çalışmadıkları belirlendi. Kadınların erkeklere kıyasla daha az çalışma yaşamında oldukları, çoğunlukla ev hanımı olarak yaşamlarını sürdürdükleri belirlendi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, araştırma sonucunda bireylerde Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenmiş olan 65 yaşına gelmeden yaşlanmaya ilişkin tüm olguların ortaya çıktığı anlaşıldı. Henüz 50'li yaşlarda obezite, hipertansiyon, artrit ve eklem hastalıkları, diyabet gibi hastalıkların ortaya çıktığı, her geçen yıl fiziksel fonksiyon kapasitesinin azaldığı, hem temel hem de araç yaşam aktivitelerinde başkasının desteğine ve bakıma duyulan ihtiyacın arttığı ortaya çıktı.

KİŞİLERİN SAĞLIKLI VE AKTİF YAŞLANMAK İÇİN GERÇEK BİR ÇABASI YOK

Açıklamaya göre, araştırma sonucunda bireylerin sağlıklı olmak, sağlıklı ve aktif yaşlanmak için gerçek bir çabasının olmadığı görüldü. Kişilerin düzenli spor ya da egzersiz yapmadıkları, obeziteyi bir risk olarak algılamadıkları, genellikle sigara kullandıkları, yeme alışkanlıklarını değiştirmedikleri belirlendi. Bunun yanı sıra gönüllü aktivitelere katılmadıkları, çocuk ve torun bakımına yeterli düzeyde katkı sağlamadıkları, sinema ve tiyatroya gitme sıklığının az olduğu, kurs, seminer gibi yaşam boyu öğrenme faaliyetlerine ilgi duymadıkları için katılmadıkları ortaya çıktı. Yaş ilerledikçe yaşamdan duyulan memnuniyetin azalmasının önemli bir sonuç olduğu belirtilirken, öğrenim düzeyi arttıkça olumlu durumların ortaya çıktığı dikkat çekti.

(ANKA)

Son güncelleme: 10:3304.03.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet