Reklamsız Sözcü

Biz hep buradaydık ve olmaya da devam edeceğiz!

Bir kısmınız Ahter Kutadgu’yu iş dünyasından tanıyor. Fakat bugün sayfalarımıza yazdığı bir kitap nedeniyle konuk oluyor.
00:4011 Mayıs 2016
Biz hep buradaydık ve olmaya da devam edeceğiz!
Bir kısmınız Ahter Kutadgu’yu iş dünyasından tanıyor. Fakat bugün sayfalarımıza yazdığı bir kitap nedeniyle konuk oluyor.

Röportaj Özlem GÜRSES

Bir kısmınız Ahter Kutadgu'yu iş dünyasından tanıyor. Fakat bugün sayfalarımıza yazdığı bir kitap nedeniyle konuk oluyor. ‘Kızlarıma Mektuplar' adlı kitabında ise okurlara, “Kızım  size yazıyorum, herkes anlasın!” mesajını veriyor…

Rumelili bir ailede büyümüş olan Ahter Kutadgu aslında bir hukukçu ve Doğan Holding'in İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı. Bir kitap yazdı; adı da “Kızlarıma Mektuplar”. Kitapta yaşama dair deneyimlerini damıtmış olan isim, kısa notlarını sanki kızlarına hitap ediyormuş gibi kaleme almış. Ama bence kitap bundan çok daha fazlası…

29

Hayatımda hep mutluluğu seçmek için gayret gösterdim

Kitabınızda memlekette olup bitene dair güçlü yorumlar yer alıyor…
Biraz öyle. Rumeli kökenli bir ailedenim ve atalarımızın hayatı hep savaşlarla geçmiş. Büyük halamız Nedime anlatıyordu bize bu savaş hikayelerini. Onu da 99 depreminde kaybettik. Bu kayıptan sonra da dedim ki, “Bazı şeyleri kaydetmek, yazmak lazım”. En yalın haliyle de düşüncelerimi kızlarıma notlar şeklinde yazabilirdim. Kitap fikri de böyle çıktı..
“Temel seçimini mutluluktan yana yapmayan kişiler” diyorsunuz mızmızlar için. Peki mutluluk seçilen bir şey mi?
Tabii ki… Ben hayatımda hep mutluluğu seçmek için gayret gösterdim. Zor zamanlar da oldu ama hep şunu sordum kendime “Temel gaye nedir?”. Benim açımdan yaşamın temel gayesi mutlu olmaktır.
“Kendinize acıyacaksanız ya da kızacaksanız bu bir saat sürsün” diyorsunuz. Zaman kısıtlamasına niçin ihtiyaç var?
Lanet edebilirsin, küfredebilirsin, suçlu arayabilirsin; hepsini yap. Ama bir saat içinde bunu yap, bitir, dosyayı kapat ve yürü. Aksi halde ileriye doğru gitme şansın yok.

27

Vicdan ve akıl her sorunu çözer

‘Ağır ol molla desinler' diye bir bölüm var kitapta. “Yani sahte, yeniliklere kapalı, özgüvensiz, despot, eline güç geçtikçe tiranlaşan…” diyerek anlatmak istediğiniz ne?
Bu sadece günümüzün sorunu değil. Bazı kişiler güç elde edince üstten bakan, hemen etrafına bir duvar ören kişilere dönüşmesi her dönemin sorunu… Bu, şirketlerde de, sivil toplum örgütlerinde de, siyasi partilerde de, devlet yönetiminde de böyle. Ben kızlarıma bu tip insanlara karşı uyanık olmalarını söylüyorum. Bu insanlar özgüvenleri ve donanımları zayıf olduğu için ağır duruyorlar.
“İkiyüzlü insanlar yetiştiriyoruz” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Bence bir geçiş süreci yaşıyoruz fakat biraz uzun sürdü. Toplumsal olarak iki kusurumuz var. Birincisi; hatalarımızı kabul etmiyoruz. İkincisi de hiç kimse kimseden hesap sormuyor.
Bu anlamda toplumsal bir talep de yok sanki…
Bu konuda bir çeşit toplumsal uzlaşma var; bir şekilde yolunu buluyor herkes. “Benim memurum işini bilir” vardı ya, onun gibi. Kızlarıma söylediğim gibi insan olmanın dört unsuru var: Akıl, vicdan, donanım ve emek. Emeğinizle hayatınızı sürdürüyorsanız, vicdanınız ve aklınızla yaşıyorsanız hiçbir şeyden korkmanıza gerek yok. Ne cinlerden korkun, ne mollalardan, makam ve mevkiniz ne olursa olsun, kimseden korkmayın.

31

Kötülüklere alışmamalıyız

Üç kız babasısınız. Türkiye'de, özellikle de son dönemde yaşananlara bakarsak kız babası olmak nasıl bir his?
Bu konuda çok kaygılıyım. Kaygılanmam, kadınların birer obje olarak görülmesinin ciddi bir özgüven darbesi olmasından kaynaklanıyor. Günümüzde insanlık dışı pek çok şey normalleştiriliyor. Tacizlere, cinayetlere alışmamız isteniyor; oysa ben kendimi kesinlikle bütün bu olanlara alıştırmadım, çocuklarım da alışmasın.
Cesaretten söz ediyorsunuz kitapta. Fakat biz toplum olarak pek de cesur olamadık toplumsal olaylar konusunda. Bu konuda sizin fikriniz ne?
Olamadık evet. Biraz sele kapılır, kaderci bir halimiz var. Geçmişte de böyleydi, inşallah yarın böyle olmaz. Ama eskinden en azından kültür ve değerler çağdaşlığa yönelikti. Bugün ise ne yazık ki insanları ayrıştıran bir yapı içerisindeyiz. 80 milyon insan olarak bu ülkede hepimiz eşitiz, aynı haklara sahibiz. Niye bir başkası benim kaderimi tayin etsin ki?

28

Ahlak ve din ayrılamaz

Günümüzde din ve inançlar her biçimde suistimal ediliyor…
Dine en büyük kötülük yine din adına yapılıyor. Ben ahlakla dini ayırmanın büyük bir yanlış olduğunu düşünüyorum. Ahlaksızlıkların üzerinin dinle kapatılması inanca büyük zarar verir; tabii ahlaka da…
Kitabınızda Bülent Ecevit'in çok güzel bir sözünden de bahsediyorsunuz; “Kin yüreğin yüküdür”.
Ben kin tutmam, kırılırım. Ama son dönemde yeni bir adetim oluşmaya başladı, bazı insanları hayatımdan çıkarıp ilişki kurmuyorum. Bazıları da sizinle sırf pozisyonunuz için ilişki kuruyor. Onları da iyi tanımak lazım.

26
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet